Röportaj Serisi İdlib Devrimci Halk Komitesi Eski Başkanı Dr. Maamun Sayed İsa
26 Temmuz 2018

Dr. Maamun Sayed İsa İdlib Devrimci Halk Komitesi’nın eski başkanıdır. İdlib Entelektüelleri Muhalifler Topluluğunun kurucu üyesidir. Rejim güçlerinin İdlib’i Suriye savaşın ilk yıllarında ele geçirmesinden önce İdlib’teki kurtarma faaliyetleri için İdlib Kurtarma Gençler Ekibinin kurmuştur. Şuan İnsani yardım faaliyetlerinde bulunan Ataa Derneğinde çalışmaktadır. Dernekte bünyesi altında yapılan tıbbi projelerin özgürleştirilmiş bölgelere yönelik tıbbi yardım desteğini koordine etmektedir. Aynı zamanda siyaset ve kamplardan yaşayan insanlar hakkında araştırmaları bulunmaktadır

Röportajı gerçekleştiren: Ömer Özkizilcik

 

  • Suriye devrimin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suriye devrimi, Arap baharının devrimlerinden sonra olan bir devrim. Ben o barışçıl gösterilere katılmıştım. Barışçıl göstericileri rejim kuvvetlerine zeytin dalları ve gülleri veriyorlardı ve ben ona şahittim. O gülleri ve zeytin dalları verdikleri esnada göstericiler “halk ve ordu bir eldir” sloganları atıyorlardı. Fakat bu ordu, göstericilere,  verilen zeytin dallar ve güllere karşılık olarak ateş açtı. Sonra şehirleri, köyleri, orada yaşayan ahalinin başlarına patlattı ve bombaladı. Onlar kimyasal silahlar başta olmak üzere tüm öldürücü silahları kullandılar. Ben gösterilere katıldığımda “silah olmasın sınıfçılık, ırkçılık, şiddet olmasın” diye atılan sloganlara şahittim. Fakat devrim daha sonra rejimin zulmü ve ırkçılığı yüzünden silahlı bir devrime dönüştü. Rejimin, özgürlük ve iyi bir hayat yaşanmasını talep eden göstericilere açtığı ateşlere şahittim. Ve hapishanede olduğum sürede hapishanelerde uğradıkları zulme ve en şiddetli işkencelere de şahittim. 2011 yılında Esed, Nisanda bize çıkacağını söylediği zaman İdlib ahalisiyle birlikte Esed’in konuşmasını izliyordum. Suriye, iyiye ilerleyeceğini ve göstericilerin kendi oğulları gibi olduklarını söylüyordu fakat kendi kuvvetlerine (ordusuna ve polisine) ateş açmalarına gerektiğine ilişkin talimat veriyordu. İnsan kendi oğullarına ateş açar mı?

Suriye devriminin ilk yılında Esed Ofisi Müdürüyle görüşen İdlib İlinin büyük adamları temsil eden heyetine katılmıştım. Ve General Husam Sukar’a şunu dedik: bizim gerçek isteklerimiz var. Biz rejime ve orduya karşı silah kaldırmak istemiyoruz  Onlar bizim oğullarımız ve bizim onlara dikkat etmemiz lazım. Rejim ordusu, İdlib ilindeki Zaviye dağına girerse o ve onun askerleri de öldürülecektir. İdlib ilinde sınırlı bir şekilde ortaya çıkan silahın, Mastuma, Utustrad, Şam, Doğu Şam, Maara el-Numan’a açılan ateşe bir karşılık/cevap/yanıt olduğunu açıkladı. Ve buna şehitlerimiz vardı. General Sukar bize tehditlerimizi ciddiye almadığını ve dağlarda savaşmak için yeterince eğitim almış kuvvetlerinin olduğunu söyledi. Esed’le görüşmek istediğimizi isteyince de kabul etmedi. Sonra da İlin (İdlib) kuvvetleri, barışçıl gösterileri engellemek için ile girdi. Şii olan Fua ahalisiyle müzakere eden bir heyetle gittim. Onların Esed ile birleşmedikleri ve tarafsızlık politikasını takip ettikleri sürece koruyacağımıza dair bir anlaşma imzaladık. Fakat ertesi gün sabah o anlaşmayı yırttılar. İran’dan, İdlib’te yıllardır Dürzi nüfusunun ağırlıklı bir köye bir kurşun bile atılmamamsı ve rejim ile birleşmeleri gerektiğine ilişkin talimat verildikten sonra ve o bölgede huzur ve istikrar olduğunu gördükten sonra anlaşmayı yırttılar.

Biz ve Batı

Batı bizi kandırdı. Obama, Esed’in gitmesi gerektiğini söyledi. Hama’daki gösterilere katılan göstericiler, Batının devrimi desteklediğini anladı. Ancak Batı, bu devrimi yalnız bıraktı ve milyonlarca Suriyeliyi öldürmesine, göç ettirilmesine ve tutuklamasına izin verdi. Batı biz hayal kırıklığına uğrattı. Batı, kendi prensiplerinden saydığı Özgürlüğü ve demokrasiyi talep eden devrimini desteklemektense Suriye Devrimin sahasını kendi çıkarları için kullandı. Batı, Suriye sahasına birbirleriyle savaşmak ve medeniyetlerini yıkmak ve bitirmek için batının düşmanlarını getirdiler. Sonra da yıktıklarını yeniden yapılandırmalarından istifade etmek için getirdiler. Çünkü onlar Rejim’in modern devirde olmayan vahşi yaptığına sessiz kaldılar. Bu bizim tahayyül ettiklerimizdir. Bunu detaylı konuşmak için söz uzar.

Özgürleştirilmiş Bölgelerin Geleceği

Beklenen Senaryolar olumlu senaryolar:

1) Türkiye’nin Devreye Girmesi Senaryosu

Bu senaryo çok iyi görünüyor. Özellikle Rejimin ve yandaşlarının kurtarılmış bölgelere basacağından hissedilen korkular azaldıktan sonra iyi görünüyor. Türkiye’nin devreye girmesi, bahsedeceğimiz üç zor senaryonun gerçekleşmesini engelleyecek.

Biz Türkiye’nin devreye girmesi gecikmemeli. Bize göre o yapılması gereken bir şey. Sadece rejimin ve yandaşlarının, İdlib’e baskısını engellemek veya kaybolan güvenliğin tekrar dönmesi, hizmetlerin sağlanması, alt yapının hazırlanması veya kalkınmayı başlatılması için değil de bizim amacımız tarih, din ve medeniyet boyunca süren Türk-Suriye ilişkilerinin dönmesidir. Biz bununla ilgili Türk hükümetiyle bu konuyu takip edecek kişiye önerilerimizi sunacağız.

2) Rejimin ve yandaşlarının kurtarılmış bölgeleri basması

Rejimin İdlib’i basacağına dair tehditlerinden sonra herkes korkttu. O korkudan sonra da bu senaryo ortaya çıktı. Fakat bu senaryo, Güney Suriye ile ilgili yaptığı anlaşmayı bozduktan sonra gerçekçi oldu. Ben bu senaryonun gerçekleştirilmesinden hissedilen korkuyu olumlu görüyorum. Çünkü herkes Türkiye’nin devreye girmesini büyük bir oranda kabul edecek. Çünkü onu rejimin, İdlib’i basmasından daha iyi görecekler. Ayrıca bu senaryo,Türk ordusunun demokrasi veya kafirlik hükmü sürdürmesi bahanesiyle Türkiye’nin devreye girmesine karşı çıkan dilleri (kişileri) susturacak. Veya rejimin, Türkiye’nin devreye girmesini işgal olarak nitelendirmesine de son verecektir.

Beklenen zor senaryolar:

3) İdlib’e düzenlenecek saldırılar

İdlib’in Rusya’dan uçaklarla ve mermerlerle stratejik saldırısına uğramasından korkular vardır.

4) Gruplar arasında çatışma

Şam Kurtarma Heyeti ile diğer gruplar arasında bir çatışma olacağı bekleniyor. Özellikle Birleşmiş Milletlere bağlı olan Osha’nın beklentilerine göre, binlerce kişi kuzey sınırlarına doğru göç edecek. Dolayısıyla Türk yetkililer, kurtarılmış bölgelerdeki Suriyelileri kötü şeyler olmayacağına dair tatmin etmesi lazım.

 

  • Suriye muhalefetinin bu duruma düşmesinin sebepleri sizce nedir?

a) Siyasi Muhalefet

Eskiden ulusalcı meclisi vardı. Şimdi de ulusalcı koalisyon, devrimin siyasi temsilcisidir. Fakat bu teşkilatlar Türkiye veya batıda çalışıyordu. Fakat bu muhalefetler, toplantı, basın açıklamaları ve tv görüşmelerinden başka bir şey yapmıyor. Ve bu muhaliflerin çoğunun tecrübeleri veya siyaset anlayışlarına sahip değiller. Ayrıca çoğu Suriye’yi onlarca senedir tanımıyor ve bilmiyor. Dolayısıyla muhalefetin değişikliklere uğraması gerekiyor. Bunu daha sonra detaylı olarak anlatacağız. Bize göre, Müzakere komisyonu, Türk hükümetinin istemediği yola gidiyor. Yani o Esed’e teslim olmayı tercih ediyor. Ve o Esed’in gözetimi altında anayasa ve seçimler gerçekleştirerek Suriye devriminin isteklerini kısaltmak istiyor. Onu rejim devletinin hükmü sürdürülmesine devam etmesi için öyle yapmak istiyor.

b) Askeri Muhalefet

İslami Gruplar

2011 yılında İdlib Entelektüeller Muhalefeti Topluluğundaydık. O zaman o yılın ikinci döneminde siyah bayraklar ortaya çıktı. Bazıları, Suriye devriminin geleceği için tehlikede olduğumuzu söyledi. Fakat bizim siyasi tecrübelerimizin eksikliğinden dolayı ve devrimin İslamlaştırılmasının tehlikeli olduğundan farkına varmadığımız için sonra ortaya çıkan komployu anlamak zor oldu. Fakat onu erken anlasaydık bile Suriye devriminin siyasi ve askeri bir liderliğin olmaması bunu gerektirirdi.

Rejim, yüzlerce hatta binlerce kişiyi radikalizmleştirerek Siydaniyya üniversitesinden mezun etti. Bana Siydaniye hapishanesinde tutuklanan bir kişi, rejimin binlerce radikal kişiyi serbest bıraktığını söyledi. Çünkü rejim, devrimin islamlaştıracağına yönelik oynayacağı rolü çok iyi biliyordu. Dolayısıyla tüm dünya bu devrimi terör bahanesiyle karşı çıkacak ve savaşacak. Rejim de bu planı yapmayı çok başardı.

İslam örgütleri, Özgür Ordusuyla çatışmaya girdi. Fakat onların arasında anlaşmasızlıklar olmaktansa onları birbirlerine bağlayan ortakları araması lazımdı. Çünkü o İran, Rusya ve rejim gibi güçlüklerle karşı karşıya geliyor ve onların arasında farklılıklar olmasına rağmen onların askeri stratejileri birebirdir.

Bu gruplar, İslam projesine çok zarar verdi. Çünkü Fetih ordusu, Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve Ahrar uş Şam gibi gruplar kurtarılmış bölgeleri çok kötü yönettiler. İslam adına yönetti fakat biz gerçek anlamda yoksulluk, zulüm, kaos, güvensizlik, insanların ve devletin paralarını çalmaktan başka bir şey görmedik.  Biz gerçek İslam prensiplerini görmedik fakat sadece sigara içme yasağı, kadınların giysileri ve karışıklık meselerine odaklanmalarını gördük.

Özgür Suriye Ordusu

  1. Özgür Suriye Ordusunun teşkilatının önderliği rekabeti
  2. Kurtarılmış bölgeleri yönettikleri esnada aştıkları noktalar vardı. Hatta bundan dolayı İslami grupların onlarla yolsuzlukla mücadele bahanesiyle mücadele etmelerine sebep oldu.
  3. Onlara destek veren ülkelere tabi olmak/bağlı kalmaları ve dolayısıyla onların kararları o ülkelere bağlıydı.
  4. Genel olarak askeri grupların performansı çok kötüydü. Gizli anlaşmalara uyarak yönettikleri bölgeleri rejime verdi/teslim etti.  Çünkü onların yönettikleri bölgeden çekildikleri zaman onlara bölgede rol oynayacaklarına dair sözler veriliyor. Bölgeden çekildikten ve rejime silahlarını, topraklarını teslim ettikten sonra da anlaşmalar bozuluyor ve onlar dışarı atılıyor. Sonra onlar halkıyla savaşmak için askerliğe gidiyor. Buna da Guta, Şam ve Dera’da şahit olduk.

 

  • Türkiye’nin Suriye’deki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye Suriye’de neyi doğru neyi yanlış yapmaktadır?

Belli ki Türkiye tavrı, sadece Suriye’de değil tüm dünya’ya insani ve ahlaki prensipleri kapsayan bir siyaset uyguluyor. Ve bu stratejilerinden temel bir prensiptir.

  1. Türkiye, Esed’i acil ve pratik bir reformların yapılması için siyasi ve diplomasi çabaları harcadı. Ama çok büyük bir çaba ve siyasi, diplomasi turlarından sonra Esed, Türkiye’nin öğütlerini ciddiye almadığı ortaya çıktı. Esed, kulağını ise uçurum kenarına götüren İran’a verdi.
  2. Türkiye hep ve hala insani olan Suriye devrimini destekledi. Onun yaptığı ise Arap ülkelerinden görmediğimiz gurur verici ve insani bir tavırdır. Türkiye, milyonlarca göçmeni karşılayıp sağlık, eğitim, iş fırsatları gibi imkanlar sağladı. Ayrıca kampları desteklemekte rol oynadı ve yardım örgütlerinin çalışmasına izin verdi.
  3. Türkiye, terörist İB ve İD gibi örgütlerin yönetiminde olan Kuzey Halep’te birçok Suriye toprağının kurtarılmasına rol oynadı. Onu şimdi de geliştirmeye çalışıyor. Afrin’i de kan dökmeden terör örgütlerinden kurtardı.
  4. Türkiye, şimdi de Suriye’deki çatışmaya son vermek için siyasi bir çözüm arıyor. Suriye Dosyasının karmaşık olduğundan dolayı birçok kişi onun siyasi performansını beğenmiyor. Özellikle muhalefetin yönetiminde olan topraklarının kaybedilmesi, birçok kişi onun performansını beğenmemesine neden oldu.

Türkiye hata yaptığı konular

  1. Krizin başladığından beri ortak ulusalcı bir orduyu teşkil etmek için askeri teşkilatlarına yeterince baskı yapmadı.
  2. Türk hükümeti, Ulusal koalisyona (SMDK) karşı sıkı bir tavır almadı. O koalisyon, Suriyelilerin gözünde gerçekleri ortaya çıktı. Yıllar önce çözülmesi lazımdı. Ve onun yerine de Suriye muhalefetini temsil eden gerçek bir siyasi koalisyonun oluşması lazımdı.
  3. Türkiye’ye göç edenlerden tüm alanlardan istifade etmedi. Çoğu batıya ve körfez ülkelerine göç etti. Aslında onlardan Türkiye’de ekonomi kalkınmasında yararlanabilirdi.
  4. Geçen senelerde Türkiye’nin, Suriye toplumun oluşumuna ve muhalefete dair bilgi eksikliği vardı. Dolayısıyla Suriye durumunu olumsuz bir şekilde etkiledi. Ama bence bu, Suriye devriminin gerçek etkenleri ile iletişim kurmadığından kaynaklanıyor.
  5. Türkiye’de tüm alanlarda Suriye tarafından kurulmuş olan kuruluşlar ve STKleri kontrol eden veya teftiş eden bir takip sistemi yapılmadı. Dolayısıyla yolsuzluklara ve masraflara yol açıldı. Göçmenler, yoksul ve göçmenlere yardım amacıyla tahsis edilen paralardan mahrum edildiler.
  6. Biz Türkiye’nin, Suriye’deki olayları tırmanladırılmasının durdurulmasına ilişkin imzaladığı antlaşmanın sonuçları açıklanana kadar önyargılı davranamayız.

Not

Aslında bu olumsuzluklar, Türkiye’nin 15 Temmuz darbesi öncesindeki Suriye meselesiyle ilgilenen uluslararası örgüt veya koalisyona bağlı olduğundan kaynaklanıyordu. O uluslararası örgütün liderlerinde, Erdoğan’da bulduğumuz ahlaki değerleri bulamadık. Ayrıca bu olumsuzluklara yol açan başka bir unsur da, askeri ve siyasi durumlarını temsil edip Türk hükümetiyle iletişim kuran insanlardan kaynaklanıyor. Çünkü o temsilci kişiler, Türk hükümetine öneride bulunmaktansa kendi çıkarlarına bakıyorlardı.

 

  • Sizce Türkiye Suriye’de ne yapmalıdır? Tavsiyeleriniz olacak olursa bunlar ne olur?

1)  Suriyeliler Danışmanlık Meclisi

Suriyeliler Danışmanlık Meclisinin Kurulması lazım. Onun temel amacı ise kurtarılmış bölgelerin yönetimi için Yüksek Meclisin kurulmasıdır. O meclis, kurtarılmış bölgelerin parlamentosu gibi olacak. Şunlara göre kurulması gerekiyor:

  1. Meclisin adı: kurtarılmış bölge idaresinin yüksek meclisi
  2. Meclise başvuru şartları: yeteneklere sahip, emanete sahip çıkan (emaneti koruyan veya parayı çalmayan insan için bir terim kullandı), yardım etme faaliyetlerinde bulunmuş bir insan
  3. Seçim yöntemi: kendisini direk seçmemiz lazım. Çünkü adayı direk seçersek o zaman meclis meşru olacak.
  4. Meclisin Oluşumu: siyasi meclis- yerli meclis- Türkiye’deki Suriyelileri temsil eden meclis

Seçimler şu üç bölümden oluşur:

  1. Köylerden başlayarak büyük şehirler olan İdlib ve el-Bab gibi kurtarılmış bölgelerde yerli bir meclisin seçilmesi lazım. Nitekim her kurtarılmış bölgenin bir yerli meclisi olacaktır.  O kurtarılmış bölgelerdeki yerli meclisler, yüksek meclisin hizmet işleri sorumlusu olacak.
  2. Kurtarılmış bölgeleri siyasi meclisi için üyeler seçilir. O seçimler, bölgelerden başlayacak ve büyük şehirlerde de yapılacak. O seçimlere, gerek Türkiye’de gerek dünyanın her yerinde ikamet edip siyaset tecrübesi olanlar katılacak. Mecliste illerin payının dağılımı hakkında istişare edilecek.
  3. Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için Türkiye’nin büyük şehirlerinden temsilciler seçilecek. Seçilecek temsilciler ise kurtarılmış bölgeler yönetimi yüksek meclisinde olacaklar.

2) SMDK’nın yeniden yapılandırılması

Ulusal Koalisyonun’daki (SMDK) tüm üyeleri istifa ettirmek ve onun yerine de yeni bir meclis gelir. Sonra da yurt dışındaki tüm kuruluşları ve büyük elçilikleri teslim edilir. Onu yapmak için ulusal koalisyonundan temiz ve iyi olan üyelerden yardım alabiliriz.

O yeni kurulacak meclis (Kurtarılan bölgeler idare yüksek meclisi), Suriye kurtarma hükumeti ve geçici hükumetine son verecek ve elindeki kuruluşları devralacak.

3) Suriye’deki kurtarılmış bölgeler ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geleceği

Kurtarılmış bölgeler yönetimi meclisi, Türkiye ile o ilişkinin geleceğini belirlemek için müzakereye girebilir. Zaten Türkiye, adalet, saygı, işbirliği ve ortak çıkarlar prensiplerini benimseyen bir ülkedir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus var. O da kurtarılmış bölgeler ile rejim bölgelerin geleceği ile ilgili meseleye dikkat edilmesi lazım. Kurtarılmış bölgeler yönetim meclisi, Suriyelilerin müstakbel siyasi eğilimleri ve 2245 kanunu başta olmak üzere uluslararası kanunları hakkında görüşlerini belirleyecek.

4) Askeri Durum

Farz edelim ki Kuzeyde durumları tırmanlandırmama ile ilgili yapılan anlaşma bozulmadı ve İdlib ve kurtarılmış bölgeler daimi istikrarda yaşayacaklar. Ama bu olursa, o zaman Türkiye, buna dair söz vermesi lazım (yani garantili olması lazım demek istiyor). Şimdiki mevcut olan grupların çözülmesi lazım ve askerlerin sonsuza kadar sivil işlerden uzaklaştırılması lazım. Ayrıca uluslararası istenen askerler haricinde tüm askeri gruplar şu üç sınıfa bölünebilir:

  1. Askeri sınıfı

Ağır silah taşıyabilir. O sınıf, rejim veya Rusya,  yapılan anlaşmayı bozmaya veya kurtarılmış bölgeleri basmaya çalışırsa, ona karşı çok direnecek ve güçlü olacak.

  1. Güvenlik sınıfı

Kurtarılmış bölgelerdeki güvenliği sağlayacak.

  1. Yedek sınıfı

Herhangi bir tehlike gelirse askeri sınıfına katılabilecek sınıftır. Fakat normal işlerini yapmaya devam edecek ve yapılması gereken bölgenin kalkınması ile ilgili çabalara katkı sunacak.

5) Kalkınma

Şimdiden itibaren Morek’ten Menbic’e kadar kalkınma operasyonun başlatılması lazım. Bununla ilgili de kalkınmanın sağlanması için bir plan yaptım ve onu ekte ekledim.