Şark’ül Evsat’ta İbrahim Hamidi’nin imzasıyla Suriye İç Savaşı’nın 9 senelik bilançosunun ele alındığı bir yazı yayınlandı. Yazıya konu olan içerisinde paylaşılan ve burada özeti geçilen veriler ise Syrian Center for Policy Research (SCPR) tarafından yayınlanan “Justice to Transcend Conflict” başlıklı raporda dile getirilmiştir. SCPR’ın 2011-2019 arasında iç savaşın ortaya çıkardığı sosyo-ekonomik sorunlara değindiği rapor Suriye’nin pek çok alanda savaşın etkisiyle ne derece büyük bir yıkım yaşadığını işaret etmektedir.[1]

SCPR’a göre BM tarafından II. Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan en büyük insani trajedi olarak tanımlanan Suriye BM İnsani Gelişme Endeksi’nde 189 ülke arasında 180. sırada yer almaktadır.  Sosyo-ekonomik olarak yaşanan yıkım savaş sonrası yeniden inşa sürecinin maliyetini her geçen gün arttırmakta ve yeniden inşa edilememiş yıkık ve zayıf bir Suriye’yi gelecek yılların en gerçekçi senaryosu haline getirmektedir. SCPR’a göre 2019 sonuna kadar çatışma kaynaklı ekonomik kaybın 530.1 milyar dolar civarındadır. Kamu borcunun GSYH’ya oranı 2010 senesindeki %30’dan 2019’da %208’e yükselmiştir. Bu bilançoda yükselen dış borcun da etkisi büyüktür. 2010’da %7 olan dış borcun GSYH’ya oranı 2019’da %116’ya yükselmiştir. Aynı dönemde iç borcun GSYH’ya oranı ise %17’den %93’e çıkmıştır. Bu mali yıkımın uzun vadede etkisi ülkenin yeniden imarı hususunda yaşanacaksa da anlık etkisi de halihazırda ülkede yaşayan Suriyelilerin yaşam standartlarına etki etmektedir. 2011’de  5milyon 184bin kişi çalışma hayatında yer alırken bugün ise SCPR’ye göre söz konusu çalışan sayısı 3milyon 58bine inmiştir. Yoksulluk oranı da bu iş kaybıyla paralel olarak zirveleri görmüştür. 2016 senesinde %89,4’e çıkan yoksulluk oranı 2019’da ise düşüş görmüş haliyle %86’dır.

Çatışmanın ekonomik kayıplarından insani kayıplarına geçildiğinde de iç karartıcı bir bilançoyla karışılaşılmakta. Başta Türkiye ve Lübnan olmak üzere en az 5.6 milyon Suriyeli başka ülkelere göç etmiş bulunmakta. Ülke içerisinde göç etmek zorunda kalan insan sayısı ise Ağustos 2019 itibariyle (İdlib’de yaşanan Rus-Esed saldırıları sebepli yoğun göç öncesi) 6.14 milyona ulaşmış durumdaydı. Yurt içi ve yurt dışı yoğun göçlerle büyük yara alan Suriye demografisi bu dönemde gelecek nesilleri de kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya. BM verilerine göre en az 5427 çocuk savaş kurbanı olarak hayatını kaybederken 3739 çocuk da yaralanmıştır. 5-17 yaş arasındaki 2.4 milyon Suriyeli çocuk eğitimden mahrum olarak büyürken yardıma muhtaç çocuk sayısının ise 5 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Rapora göre Suriye demografisinin yaşadığı bir diğer tehlike ise yükselen kaba ölüm hızı. 2010 senesinde binde 4.4 olan kaba ölüm hızı 2014’te binde 10.9’a çıkarak zirveyi görmüştür. Son 3 senede çatışmanın şiddetinin kısmen azalması ile bu oran 2017’de binde 9.9’a 2019’da ise binde 7’ye düşmüştür.  Bu yüksek kaba ölüm hızı toplam can kaybı sayısına da etki etmiştir. SCPR’a göre 2019’a kadar doğrudan çatışma sebepli yaşanan ölüm 570bin civarındayken dolaylı olarak çatışma sebepli ölümler ise 102bindir. Bu haliyle 2011-2019 arası can kaybı bilançosunun 700bine dayandığı görülmektedir.  YPG, Rejim, ve ÖSO kontrolündeki bölgelerde birbirinden farklı müfredatların varlığına ek olarak bir dönem Daeş kontrolü altında bölgelerde Daeş müfredatıyla eğitim gören yeni nesli göz önünde bulundurursak orta vadede Suriye gençlerinin eğitim çağında eğitimden mahrum kalanlar ve birbirlerinden tamamen farklı eğitimler alanlar olarak çok parçalı bir yapıda olacağı görülmektedir. Bu durum ülkenin yeniden inşasında önemli bir insan kaynağı sorununun da engel olarak bulunacağına işaret etmektedir.

Ömer Behram Özdemir


[1] https://english.aawsat.com/home/article/2309851/exclusive-%E2%80%93-retroactive-current-and-future-injustices-syria , Erişim Tarihi: 2 Haziran 2020.

mm
Suriye’de devam etmekte olan iç savaşın siyasi, insani ve askeri yönlerini en güncel, anlaşılır, olabildiğince objektif ve yalın bir dille Türkiye kamuoyuna ulaştırmayı amaçlayan, kâr amacı gütmeyen haber-analiz portalıdır.