Menbiç Saldırısının Arkasında Kim Olabilir?

Menbiç’te yaşanan saldırı ABD askerlerinin de hayatını kaybetmesi nedeniyle uluslararası gündemde kendisine yer buldu. Esasen DAEŞ’in yalnızca Menbiç’te değil, Fırat’ın doğusundaki birçok noktada YPG/SDG unsurlarına yönelik saldırı gerçekleştirebilme kapasitesi var. DAEŞ, YPG/SDG’ye karşı kaybettiği bölgelerde hücre yapılanmalarını kullanarak bu tip saldırıları sürekli olarak gerçekleştiriyor.

Menbiç’in Türkiye-ABD ekseninde önem kazanması ile birlikte DAEŞ, bölgedeki saldırılarını arttırdı. Geçtiğimiz hafta 4-7 ve 8 Ocak’ta da DAEŞ, Menbiç’te saldırı gerçekleştirmişti.[1]Örgütün, YPG/SDG hedeflerine yönelik saldırıları periyodik bir durum teşkil ettiğinden ötürü yerel gündemin dışında haber değeri taşımıyordu. Ancak bu saldırıda ABD askerlerinin de hedef olması ve çekilme dönemine denk gelmesi akıllara başka senaryoları getirdi.

16 Ocak’ta Menbiç’te ABD askerleri ile YPG/SDG’nin paravan kuruluşu Menbiç Askeri Meclisi yetkililerinin bulunduğu bir restoranda gerçekleşen saldırı sonucu 4’ü ABD’nin üst düzey askeri ve istihbarat yetkilisi olmak üzere 18 kişi hayatını kaybetti. DAEŞ’in Suriye’de bir istihbarat ağı olduğu biliniyor ancak bu ağın ABD askerlerine ulaşabilmesi çok olası değildi. Saldırının zamanlaması ve taşıdığı anlamlar bakımından restorandaki ABD askerlerinin bilgisinin DAEŞ’e nasıl veya kimler tarafından ulaştığı konusu da bu bağlamda mühimdir. Menbiç Askeri Meclisi’nin saldırı sonrasında yaptığı açıklamadaki şu ifadeler şüpheleri daha derinleştiriyor; ‘’Teröristlerin hâlâ saldırı gerçekleştirebildiği… Tehlikenin hâlâ sona ermediği… Uluslararası Koalisyon ortaklarıyla savunmamız güçlendireceğiz… Halkımızı ve dünyayı karanlık güçlerden kurtarma ve güvenliklerini sağlama sorumluluğu…’’

Özellikle ölen ABD askerler arasında üst düzey yetkililerin olması ve direk hedef seçilmiş olması bu noktada DAEŞ’in araçsallaştırılmış olabilme ihtimalini tekrar akıllara getiriyor. Bu noktada Trump’ın kararına yönelik eleştirilerin yeniden yükselmesi ABD iç kamuoyunun bu konuyu bir süre daha tartışabileceği anlamına geliyor. Buna karşılık Trump’ın bu saldırı sonrasında ‘bizim savaşımız olmadığı halde askerlerimiz ölüyor ve biz para harcıyoruz’ argümanına destek de olabilir. Sürecin nasıl yönetileceği ve nereye evrileceği önemli. Tüm bunlarla birlikte ABD’nin saldırı hakkında yapacağı soruşturma sonuçları da ABD’nin gelecek Suriye siyasetine etki edebilir.

Kaynakça:

[1]Haftalık DAEŞ Raporu 2-8 Ocak, Suriye Gündemi, http://www.suriyegundemi.com/2019/01/10/haftalik-daes-raporu-2-8-ocak/

mm
SETA Dış Politika Direktörlüğü’nde araştırma asistanı, “Suriye Gündemi” sitesinde ise editör olarak çalışmaktadır.