Suriye Sahasında Azalan ABD Etkisi ve Türkiye

Son günlerde ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamalar silsilesiyle Suriye’deki denklemlerin değişmesine yol açtı. Trump; Suriye’de bulunma sebebi olarak nitelediği DAEŞ’in mağlup edildiğini dolayısıyla sayıları yaklaşık 5000 civarı olan ABD askerlerinin en kısa sürede evlerine döneceğini açıkladı. Yaklaşık olarak 60 ila 100 gün sürmesi beklenen süreçte sahada aktif olarak görev yapan ABD askerlerinin tahliyesi planlanmakta.[1]Fakat DAEŞ karşıtı koalisyonun ortakları, başta Fransa olmak üzere, açıklamalardan hoşnut olmadıklarını ve Suriye’de kalmaya şimdilik devam edeceklerini açıkladılar.[2]Yaşanan gelişmeler Suriye sahasında Türkiye adına  Rusya, İran ve Esed rejimi ile karşı karşıya kalmak gibi risklerin ve sınırını terör örgütünden temizlemek gibi fırsatların bir arada bulunduğu yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.

Çatı örgütü SDG aracılığıyla ABD’den ciddi anlamda askeri, siyasi ve ekonomik destek gören YPG’nin; koalisyon tarafından yapılan sınırsız hava bombardımanları, ABD Özel Kuvvetleri’nin sağladığı saha desteği ve SDG adlı paravan örgüt aracılığıyla elde ettiği mühimmat/maaş tedariki aksadığında sahadaki en hassas yapılardan biri olduğu bu zamana kadar gerçekleştirdiği operasyonlarda görülmektedir. Tahliye sonrasında ABD’nin güvenlik şemsiyesinin altına saklanamayacak olan YPG, birçok açıdan zayıflayacaktır. Suriye’de kendisine karşı olan Kürt muhalefeti güç kullanarak bastırmada eskisi kadar başarılı olamayacaktır. Hâlihazırda Menbic, Tel Abyad ve Rakka gibi Arap nüfusun yoğunlukta olduğu bölgelerde Arap aşiretlerinin YPG zülmünden duyduğu rahatsızlık bilinmektedir. 21 Aralık’ta Azez’de toplanan; 150’ye yakın Türkmen, Arap ve Kürt aşiretin oluşturduğu Suriye Kabileler ve Aşiretler Meclisi’nin, YPG’ye karşı birlikte hareket edeceklerini açıklaması örgütten duyulan rahatsızlığın boyutunu göstermesi açısından önemlidir.[3]Örgütün zorla askere alma, dükkân kapattırma, yerel idarede kendisinden olmayanlara söz hakkı vermeme, zorla göç ettirme vb. politikalarından dolayı yaşanan huzursuzluk sonucunda YPG’nin çatı örgütü SDG içerisindeki Arap unsurlar ÖSO’ya geçebililir.[4]

ABD Sonrası Bölgesel ve Yerel Aktörler

ABD’nin Suriye sahasından çekilmesi, Türkiye açısından bazı riskler barındırmaktadır. Bunların en başında Türkiye’nin Suriye sahasında Rusya, İran ve rejimle baş başa kalması gelmektedir. Uzun süredir iyi ilişkiler içerisinde olduğu, Astana ve Soçi süreçlerinde birlikte hareket ettiği, İdlib’de çatışmasızlık sürecini yaşanan sorunlara rağmen birlikte sürdürmeye çalıştığı Rusya’nın, ABD’nin sahadan çekilmesiyle birlikte elinin güçleneceği aşikârdır.[5]Rusya bir taraftan İdlib meselesini kaşıyarak Türkiye’yi taviz vermeye zorlayabilir, diğer yandan yeni pozisyonunun getireceği ağırlıkla Şam ve YPG’yi aynı çizgide buluşturmayı deneyebilir. Ayrıca Türkiye’nin Menbiç ve Fırat’ın doğusuyla ilgili niyetine yönelik önceden sahip olduğu tutumu, ABD çekildikten sonra eski şekliyle sürdürmemesi muhtemeldir. Diğer yandan İran uzun süredir takip ettiği Tahran’dan Beyrut’a uzanan koridoru tamamlama politikasını gerçekleştirmek için daha aktif hale gelecektir. Bu anlamda Tanf üssünün geleceği İran için büyük bir öneme haizdir. Fakat bu durum İsrail’in güvenlik algılamasıyla birlikte düşünüldüğünde tepkiye yol açabilir. ABD’nin Suriye’den çekilme sürecinin aksamasını istemeyecek olan Rusya, İran’ın etki artışının istediği boyutta gerçekleşmesine izin vermeyebilir. Yine de İran, desteklediği gruplarla oluşan güç boşluğunu doldurmak için imkânları doğrultusunda harekete geçecektir.

Değişen Dengeler

Oluşacak yeni denklemde YPG, Rusya ve rejimle olan ilişkilerini çok daha aktif hale getirmeyi deneyecektir. Geçtiğimiz günlerde SOHR tarafından yapılan habere göre rejim ve YPG yetkilileri Kamışlı’da buluşup belirli konular üzerinde müzakere gerçekleştirmişlerdir. Türkiye açısından kötü senaryolardan biri Rusya’nın, rejimin ve YPG’nin anlaşmaya varması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada konuşulmuş veya konuşulması ihtimal dâhilindeki seçenekler; Afrin’in güneydoğusundaki Tel Rıfat’ın ve YPG hâkimiyetindeki diğer birçok bölgenin rejime teslim edilmesi, petrol sahalarının paylaşılması ya da tamamen devredilmesi, YPG’nin Suriye Ordusu’nun bir parçası haline gelmesi ve son olarak Türkiye’nin operasyon yapması beklenen bölgelere kalkan olması amacıyla rejim birliklerinin sınır bölgelerine yerleştirilmesi olarak sıralanabilir.[6]Fakat tüm bunlar; Esed rejiminin varlığına yönelik tehdidin ortadan kalkmasıyla yeniden önem kazanacak olan ideolojisi, YPG’ye kıyasla siyasi bağlamda rejimin elinin çok daha güçlü hale gelmesi ve rejimin askeri kapasitesinin muktedir olmaması hasebiyle tamamen uzlaşılması mümkün gözükmeyen durumlardır. Suriye’deki petrol yatakları, barajlar ve tarım arazilerinin önemli kısmını hâkimiyeti altında bulunduran YPG; Rakka’da, Deyr ez Zor’da ve Suriye’nin güneyindeki diğer bölgelerde rejimle anlaşmazlığa düşebilir veya rejim tarafından baskılanabilir. ABD’nin yokluğunda YPG’nin düşeceği durumun bilincinde olan rejim, kolay kolay anlaşma yoluna gitmeyecektir ve bu durum YPG’yi meşru olmayan kazanımlarından birer birer vazgeçmek zorunda bırakalabilir.[7]YPG bu durumun yaşanmaması için kendisine yeni bir ortak arama çalışmalarını sürdürse de sözgelimi Fransa, sahadaki aktif varlığı ve ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi durum değerlendirildiğinde bölgedeki diğer aktörlere karşı YPG tarafından beklenen etkiyi yaratmaktan uzak kalacaktır.

Suriye sahasında Türkiye’nin ulusal güvenliği adına en önemli mesele Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG varlığının yok edilmesi, terör koridorunun engellemesi ve sınır güvenliğinin sağlanmasıdır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’la görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada operasyonun daha sonra gerçekleştirilmek üzere şu anlık ertelendiğini belirtmiştir.[8]Hem YPG hem de DAEŞ’i hedef alacak olan dolayısıyla önceki planlanandan operasyondan daha kapsamlı olması beklenen operasyonla Türkiye’nin üstleneceği sorumluluğun artacağından dolayı,  ihtiyatlı davranılması, ABD’nin çekilme sürecinin takip edilmesi ve sahadaki diğer aktörlerin takınacağı tutumun gözlemlenmesi Türkiye için elzem hale gelmiştir. İlk planda muhtemelen sınır ötesindeki yerleşim yerlerinde belli cepler açmayı hatta 30-40 kilometrelik tampon bölge oluşturmayı düşünebilecek olan Türkiye, şu an YPG ile birlikte DAEŞ’in de tamamen elimine edilmesinin hedefte olduğu çok daha ciddi bir yükle karşı karşıyadır. Yine de YPG’nin rejimle ve bölgedeki halkla yaşayacağı muhtemel sorunlar ilerleyen dönemde TSK’nın kararlılıkla gerçekleştireceği olası harekâtla birlikte düşünüldüğünde Türkiye’nin, örgütün ilan ettiği sözde kantonları ve hayal ettiği özerk terör devleti projesini kısa/orta vadede tamamen yok etmesi ihtimal dahilinde gözükmektedir.

Sonuç

Yaşanan gelişmeler Türkiye için ulusal güvenliğine tehdit olarak gördüğü Fırat’ın doğusu ve Menbiç meselesinin halledilebilmesi için ciddi fırsatlar teşkil etmektedir. Ayrıca Türkiye Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının gerçekleştiği bölgelerde yaptığı gibi, Suriyelilerin mağduriyetlerinin giderildiği terörden arındırılmış yeni yerleşim birimlerini kontrolü altına alabilirse, ülkesinde bulunan 4 milyona yakın Suriyeli sığınmacının güvenle ülkelerine dönmesinin de önünü açacaktır. Fakat tüm bu hedeflere ulaşmak için önümüzdeki süreçte daha fazla askeri, siyasi ve ekonomik çabayı üstlenmesi gerekmektedir. Gelecek aylarda atılacak adımlar tarafların kazanımları açısından belirleyici olacaktır.

Kaynakça:

[1]Landler M., Cooper H., Schmitt E., ‘’Trump withdraws U.S. forces from Syria’’, Nytimes, 19 Aralık 2018, https://www.nytimes.com/2018/12/19/us/politics/trump-syria-turkey-troop withdrawal.html?action=click&module=RelatedCoverage&pgtype=Article&region=Footer
[2]Chappel B., Dwyer C., ‘’How is the world reacting to Trump decision to withdraw from Syria’’, Npr, 20 Aralık 2018, https://www.npr.org/2018/12/20/678642985/how-is-the-world-reacting-to-trumps-decision-to-withdraw-from-syria#france
[3]‘’Syria tribes united against YPG/PKK, support Turkish Op’’, AA, 21 Aralık 2018, https://www.aa.com.tr/en/middle-east/syria-tribes-united-against-ypg-pkk-support-turkish-op/1345424
[4]Gümüş K., ‘’Arap aşiretler SDG’den ayrılıyor’’, Star, 21 Aralık 2018https://www.star.com.tr/politika/arap-asiretler-sdgden-ayriliyor-haber-1419960/
[5]Hudson J., Sonne P., Troianovski A., ‘’Trumps decision to withdraw from Syria marks a win for Putin’’, Washington Post, 20 Aralık 2018, https://www.washingtonpost.com/world/national-security/trumps-withdrawal-from-syria-marks-a-win-for-putin/2018/12/20/59c685e8-0491-11e9-b5df-5d3874f1ac36_story.html?utm_term=.bd3723365396
[6]‘’YPG Assad regime hold talks after U.S. pullout’’, SOHR, 21 Aralık 2018http://www.syriahr.com/en/?p=109797
[7]Sly L., ‘’This time U.S. is betraying more than just the Kurds, allies say’’, Washington Post, 20 Aralık 2018, https://www.washingtonpost.com/world/middle_east/isis-is-not-defeated-and-will-return-if-the-us-pulls-out-says-americas-syrian-allies/2018/12/20/0e0502c2-03d5-11e9-958c-0a601226ff6b_story.html?noredirect=on&utm_term=.c2fafc9dc82a
[8]‘’Erdogan delays Syria operation and welcomes U.S. troop withdrawal’’, 21 Aralık 2018,https://www.aljazeera.com/news/2018/12/erdogan-delays-syria-operation-welcomes-troop-withdrawal-181221141412573.html

mm
Duhan Can Yılmaz 2017 yılında Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Lisans döneminde Erasmus programı ile Hollanda’da 6 ay eğitim alarak İngilizce öğrenimini tamamladı. Halen Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde yüksek lisansına devam etmektedir. Çalışma alanları; Suriye, YPG/PYD ve Türkmenler