Soçi Mutabakatı Sonrası Beklentiler

Türkiye ve Rusya arasında varılan Soçi Mutabakatı’nın İdlib bölgesinde uygulanması hususunda Türkiye ve Rusya’ya büyük görev düşmektedir. Mutabakat’ın uygulanması Türkiye açısından bazı riskler ve zorluklar barındırmaktadır. Diğer taraftan Türkiye’nin Soçi mutabakatının uygulanması noktasında elinde birçok araç bulunmaktadır. Mutabakatın hayata geçmesi konusunda en büyük meydan okumalar propaganda savaşı, M-4 ve M-5 otoyolların ticarete açılması ve silahsızlandırılmış bölgenin inşası olacaktır.

Propaganda Savaşı
İdlib bölgesindeki halkın büyük çoğunluğu, sivil ve askeri muhalefet Türkiye’nin Suriye politikasını ve özellikle İdlib’e yönelik olası bir saldırıyı önlemek üzere gösterdiği çabaları takdir etmektedir. Türkiye Tahran ve Soçi zirveleri arasında attığı adımlar ile bölgedeki nabzı kendisi açısından olumlu etkilemiştir. Her cuma gerçekleşen halk gösterilerinde Türk bayrakları kullanılıyor olması bu açıdan önemli bir göstergedir.
Soçi zirvesinden çıkan mutabakat ilk başlarda İdlib’de büyük bir sevinçle karşılanırken, bazı söylentiler ve propaganda girişimleri Türkiye’ye ve mutabakata karşı bakışları olumsuz etkilemiştir. Öncelikle Soçi mutabakatı bağlamında tüm Suriye muhalefetinin silahları teslim edeceği söylentisi, hiçbir dayanağı olmamasına rağmen, İdlib’de etkili olmuştur. Nitekim Türkiye destekli Ulusal Özgürleştirme Cephesi dahi yayınladığı beyanatta silahlarını teslim etmeyeceklerini bildirmeye kendisini mecbur hissetmiştir. Birçok benzer beyanatın yayınlanması sonrasında, İdlib içindeki silahları teslim etme söylentisi bitmiştir.
Bir sonraki aşamada ise, Rusya’nın Suriye muhalefeti tarafından kontrol edilecek bölgelerde devriye gezeceği, M-4 ve M-5 otoyolunda güvenliği sağlayacağı ve Esed rejimin İdlib’deki kurumlar üzerinde kontrolü sağlayacağı söylentileri yeni bir paniğe sebebiyet vermiştir. Bu söylentiler üzerine Türk yetkililer ile Suriye muhalefeti arasında görüşmeler yapılmış ve bunun gerçekleşmeyeceği kamuoyuna duyurulmuştur.
Soçi mutabakatı bağlamında var olan son iddia, silahsızlandırılmış bölgenin sadece muhalefetin kontrol ettiği bölgelerde kurulacağıdır. Silahsızlandırılmış bölgenin sınırları teknik heyetler arasında müzakere ediliyor olması ve kararlaştırılmamış olması, bu söylentinin devam etmesine sebebiyet vermektedir.
Soçi mutabakatı bağlamında ortaya çıkan söylentileri küçümsemek büyük bir yanılgı olacaktır. Bölgedeki dinamiklerin Türkiye’nin aleyhine değişmesi durumunda Türkiye’nin bölgede atacağı adımlarda birtakım riskler ve tehlikeler ortaya çıkabilir. Söylentilerin kaynağı belli olmasa bile, bir amaç doğrultusunda kasıtlı olarak ortaya atılmış olması göz ardı edilmemelidir. Bu durumda Soçi Mutabakatı’nın Suriye muhalefeti ve İdlib halkına şeffaf bir şekilde iletilmemiş olması ihtimali akla gelmektedir.

M-4 ve M-5 Otoyolların Ticarete Açılması
Türkiye açısından Soçi mutabakatı bağlamında belki de uygulanması en zor madde M-4 ve M-5 otoyollarının (Şam-Halep ve Lazkiye-Halep hattının) serbest ticarete açılmasıdır. M-4 ve M-5 otoyolların Suriye ekonomisi için büyük önem taşımaktadır.
İdlib bölgesinden geçen M-4 ve M-5 otoyolları üzerinde Suriye muhalefetinin ve Heyet Tahriru’ş-Şam (HTŞ) gibi radikal örgütlerin kontrol noktaları bulunmaktadır. Kontrol noktalarından alınan geçiş ücretleri silahlı gruplar için önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. Bu gelir kaynağını ele geçirmek için İdlib’deki silahlı gruplar arasında zaman zaman çatışmalar yaşanmıştır. Özellikle M-4 ve M-5 otoyollarının rejim tarafından kontrol edilen bölgelere bitiştiği sınır hattındaki kontrol noktaları adeta ülke içerisinde ‘sınır kapısı’ olarak faaliyet göstermektedir. Ebu Zuhur, Morek, Kafr Hamra, Raşidin ve Kürt dağında ‘sınır kapıları’ bulunmaktadır.
Türkiye’den Soçi Mutabakatı bağlamında M-4 ve M-5 otoyollarındaki kontrol noktalarını kaldırması ve ‘sınır kapıları’nda alınan haciz ve geçiş ücretlerini sonlandırması beklenmektedir. Bu ise bölgede varlık gösteren silahlı grupların önemli bir gelir kaynağını kaybetmesi manasına gelmektedir. Bu durum Türkiye’nin bölgedeki silahlı gruplara alternatif bir gelir kaynağı sağlamaması durumunda, önemli sorunlara sebebiyet verebilir. Suriye muhalefetine Türkiye kaynaklı bir maddi gelir sağlandığı takdirde, Türkiye’nin bölgedeki etki alanı genişleyecektir.
Diğer bir sorun ise M-4 ve M-5 otoyollarının açılması ile beraber yaşanacak güvenlik sorunudur. Rejim ve muhalefet bölgeleri arasındaki etkileşimin artması ile birlikte rejim güçlerinin, PKK’nın ve DAEŞ’ın İdlib bölgesine sızması kolaylaşacaktır. Özellikle PKK’nın İdlib üzerinden Afrin’e sızma girişiminde bulunması muhtemeldir. Bunu engellemek için Türkiye’nin güvenlik önlemleri alması gerekecektir.
Diğer yandan İdlib bölgesindeki terör hücre yapılanmalarının M-4 ve M-5 otoyollarını kullananlara yönelik saldırıları olabilir. Otoyolları kullananların güvenliği Soçi mutabakatı ile Türkiye’nin sorumluluğu altında olacaktır.

Silahsızlandırılmış bölgenin inşası
Soçi mutabakatı bağlamında kararlaştırılan silahsızlandırılmış bölgenin İdlib’de inşa edilmesi önünde üç temel engel bulunmaktadır. Birinci engel, silahsızlandırılmış bölgenin sınırlarıdır. Silahsızlandırılmış bölge yukarıda belirtilen söylentilerdeki gibi sadece Suriye muhalefeti bölgelerinde kurulacak olursa, Türkiye’nin bölgedeki aktörleri ikna etmesi oldukça zorlaşacaktır.
Diğer bir sorun ağır silahların silahsızlandırılmış bölgeden çekilmesidir. Suriye muhalefetinin ana savunma hatları, hatta neredeyse savunma hatlarının tamamı sınır bölgesindedir. Ağır silahların çekilmesi sonrasında yaşanacak olası ani bir rejim saldırısında askeri muhalefetin savunma hatları hızla çökebilir. Bu endişeyi bertaraf etmek üzere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin silahsızlandırılmış bölgeye yoğun bir askeri sevkiyat gerçekleştirmesi gerekmektedir. Suriye muhalefetinin ağır silahları geri çekmesi sonrasında oluşacak boşluğu Türk askeri doldurmalıdır.
Silahsızlandırılmış bölgenin inşası bağlamında Türkiye’nin önündeki en büyük meydan okuma radikal gruplardır. Cephe hattının büyük çoğunluğu Türkiye’ye müzahir Suriye muhalefeti tarafından kontrol ediliyor olsa da Güney Halep, Lazkiye cephesi ve Morek-Surman arasındaki cephe hattı HTŞ gibi terör örgütü olarak tanımlanan gruplarca kontrol edilmektedir. Soçi mutabakatına göre tüm silahsızlandırılmış bölgenin bu tarz radikal gruplardan temizlenmesi gerekmektedir.
Radikal gruplara karşı askeri seçenek masada olsa da Türkiye farklı yollarla radikal grupların silahsızlandırılmış bölgeden İdlib’in merkezine doğru geri çekilmesini sağlayabilir. Türkiye bölgedeki müttefikleri ve elde ettiği büyük halk desteği ile beraber bölgedeki radikal grupları cephe hattından çekilmeye ikna etme potansiyeline sahiptir. Nitekim kendi ideolojisi ve halk desteği arasında bir denge kurmaya çalışan HTŞ, Soçi Mutabakatı’nın yıkılması ve İdlib’e rejim tarafından geniş çaplı bir askeri harekatın başlatılması durumunda günah keçisi olmaktan çekinmektedir.
Bölgedeki diğer radikal gruplar ise genellikle yabancı savaşçılardan oluşan gruplardır. İdlib’de Suriyelileri korumak adına var olduğunu iddia eden yabancı savaşçılar, aynı zamanda İdlib’in olası saldırıdan korunmasını sağlayacak Soçi mutabakatını baltalamaları durumunda Suriyelilerin tepkisinden çekinmektedir. Özellikle ülkelerine geri dönme fırsatı olmayan, İdlib’de aileleri ile beraber yaşayan yabancı savaşçılar, İdlib’deki Suriyeli halkı kendilerine düşman edip, son yaşam alanlarını da kaybetmek istememektedirler.
Diğer taraftan El-Kaide’ye bağlı Hurras Ed Din grubu ile Çeçenlerden oluşan Ensar Ed Din grubu Soçi mutabakatına uymayacaklarını ve Soçi mutabakatını reddettiklerini açıkladılar. Silahsızlandırılmış bölgenin inşası esnasında, Suriye muhalefetinin alandan ağır silahlarını çekmesinden istifade etmeye çalışmaları tehlikesi bulunan bu tarz radikal gruplara karşı Türkiye’nin güç kullanması gerekebilir. Özellikle Türk askerinin silahsızlandırılmış bölgelerde devriye görevi sırasında, terör saldırıları gerçekleştirebilecek bu yapılara karşı mücadele edilmesi gerekecektir. Bunu gerçekleştirmek adına Türkiye bölgede kendine yakın olan Ulusal Özgürleştirme Cephesi ile birlikte hareket edebilir.

Sonuç
Soçi mutabakatı Türk diplomasisinin bir başarısı olarak ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, BM ve İdlib halkı tarafından memnuniyetle karşılanmış olsa da Türkiye’nin Soçi mutabakatını uygulaması önünde ciddi meydan okumalar bulunmaktadır. Türkiye bu zorlukları aşabilmek için Mutabakatın uygulanması konusunda şeffaf bir politika izlemelidir. Türkiye İdlib’deki Suriye muhalefetine yeni gelir kaynağı elde edecekleri imkanlar sunmak durumunda kalabilir. Böylelikle hem Türkiye bölgede daha etkin olacaktır, hem de Türkiye destekli gruplar diğer radikal gruplara karşı daha güçlü bir konumda olacaktır. Radikal gruplara yönelik Türkiye bir taraftan askeri seçeneği gündemde tutmalı, diğer taraftan mutabakata karşı adım atmamaları için gerekli önlemleri almalıdır.

 

Bu yazı 8 Ekim 2018 tarihinde Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) web sayfasında “Soçi Mutabakatı Sonrası Beklentiler” başlığı ile yayınlanmıştır.