İdlib’teki Muhalif Örgütlenmelerin Soçi Mutabakatına Tepkileri ve Olası Sonuçlar

Rusya ve İran destekli Esed rejiminin Astana süresi boyunca ilan edilen 4 çatışmasızlık bölgesinden 3’ünü askeri hamleler ile geçirmesi, aynı sürecin İdlib’te yaşanacağı endişesini ortaya çıkarmış, bu konuda Astana’nın garantörleri olan Rusya, İran ve Türkiye arasında yoğun diplomasi gerçekleşmiştir. Türkiye, İdlib’e askeri operasyonun yalnızca radikal örgütlenmeleri değil, tüm bölge halkını etkileyecek bir sonuç doğuracağı tezini ortaya koymuş ve İdlib’te geniş çaplı askeri müdahalenin karşısında durmuştur. Bu tezine Batı dünyasından da diplomatik destek bulan Türkiye, İdlib’te askeri varlığını da artırarak geniş çaplı bir askeri harekata Astana garantörlüğü çerçevesinde engel olacağını ortaya koymuştur. Böyle bir zeminde gerçekleştirilen Soçi zirvesinde ise Rusya ve Türkiye, İdlib üzerinde silahsızlandırılmış bölge kararını almış ve ateşkesi sağlamıştır.

Soçi mutabakatının maddeleri;

  1. Mevcut sınırlar içerisinde 15–20 km’lik bir alan ağır silahlardan arındırılacak.
  2. Silahsızlandırma bölgesinin sınırları, sahadaki çalışmalarla belirlenecek.
  3. Türkiye ve Rusya söz konusu bölgelerde koordineli devriye faaliyeti yürütecek.
  4. Muhalifler bulundukları alanlarda kalmaya devam edecek. Mevcut statüko korunacak.
  5. Rusya, İdlib’e yönelik olası saldırıların önlenmesini temin edecek.
  6. Rusya ile Türkiye’nin birlikte belirlediği radikal gruplar söz konusu noktalarda faaliyet göstermeyecek.
  7. Üçüncü tarafların provokasyonlarını, gerekse varılan mutabakata yönelik ihlallerin tespitini ve engellenmesini Rusya ve Türkiye birlikte temin edecek.
  8. Bu yılsonuna kadar ticaret için önemli olan (Suriye’deki) M4 ve M5 otoyolları trafiğe açılacak.
  9. İdlib gerginliği azaltma bölgesi korunacak. Türkiye’nin gözlem noktaları güçlendirilecek.
  10. Çatışan taraflara ait tüm tanklar, çok namlulu roketatarlar, toplar ve havanların da aralarında olduğu ağır silahlar 10 Ekim’de İdlib’deki silahsızlandırma bölgesinden çekilecek.

Soçi mutabakatındaki söz konusu silahsızlandırılmış bölgenin oluşturulabilmesi için İdlib içerisindeki muhaliflerin rejim ile temas hattında 15–20km ağır silahlarını geri çekmesi gerekmektedir. İdlib içerisindeki muhalif unsurların Soçi mutabakatına yönelik aldıkları tavırları aşağıda tek tek inceleyerek, İdlib içerisindeki sürecin nabzını tutmaya çalıştık.

Heyet Tahriru’ş Şam:

Grup henüz net bir açıklama gerçekleştirmiş değil. Ancak grubun şeri yetkilisi Ebu el Feth el Ferghali, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada silah teslim edilmesini reddederek, silah teslimi isteyenleri düşman olacaklarını belirtti. Grubun medya ayağı olan İba Haber ajansının yayınında yer alan aktivistlerin toplantısında söz konusu mutabakata ilişkin Srebrenitsa ile yaşananlar hatırlatılarak bu anlaşmanın sonucunun bu noktaya gitmesinden duyulan endişe dile getirildi. Bu mutabakatta halkın Türkiye’nin BM’nin Srebrenitsa’da üstlendiği rolü üstlenmesinden korkulduğu dile getirildi.

HTŞ ile yakın ilişkileri bulunan, muhalif örgütlenmeler ile de askeri eğitim çalışması yürüten Malhama Tactical organizasyonun lideri Ebu Selman Belarus, verdiği bir röportajda HTŞ’nin şuan Türkiye ile bir sorunu olmadığını ve olmamasını istediğini söyledi.

İba Haber Ajansı, son olarak İdlib’te muhaliflerin ve aşiretlerin toplantısını haber yaparak toplantıdan çıkan karar ve talepleri dile getirdi. Söz konusu toplantıdan çıkan karar ve talepler özet olarak şu şekilde:

  1. Rejim düşene kadar devrimin devam etmesi
  2. Ribat noktalarından geri çekilmeme
  3. Silah tesliminin kabul edilmemesi
  4. Herhangi bir bölgenin rejime teslim edilmemesi
  5. Muhalif gruplarla uyum ve birleşme
  6. Rusya ya da Esed işgali olmadan tehcir olunanların ve göçmenlerin yurtlarına geri dönmeleri
  7. Esed hapishanelerinde tutuklu bulunanların ve kayıp olanların serbest bırakılması

Ertesi gün ise HTŞ’ye bağlı Iba Haber Ajansı, geniş katılımlı toplantının Soçi anlaşmasına karşı kararlarla sonuçlandığını duyurdu. Soçi mutabakatıyla rejim güçlerinin Idlib’teki unsurlarını çekerek Doğu Suriye ve Suveyda’daki birliklerini takviye etmesi sebep gösterildi.

Sonuç olarak HTŞ, resmi kanalları aracılığı ile Soçi mutabakatına ilişkin kesin bir açıklama yapmış değil ancak birkaç gün içinde resmi açıklama yapması bekleniyor. Grubun medya örgütlenmeleri üzerinden mutabakata yönelik keskin ifadeler kullanmaması ve esasen Soçi’nin içeriğinde yer almayan silah bırakma gibi konulara vurgular yapmaları iç kamuoyunu konsolide etmek üzere gerçekleştirildiği düşünülmekte. Nihai olarak grubun rasyonel koşullar ele alındığında Soçi mutabakatında alınan kararlara tam anlamıyla karşı çıkarak kendisini hedef haline getirmeyeceği olası gözükmektedir.

Hurras ed Din (Dinin Muhafızları):

2018 yılı Şubat ayında HTŞ’nin içerisindeki El Kaideci kanat olarak adlandırılan grubun ayrılması ile kurulan El Kaide bağlantılı Hurras ed Din, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yayınlayarak Soçi zirvesinde çıkan anlaşmayı reddettiklerini açıkladı. Ayrıca söz konusu mutabakatı 2. Dayton olarak gördüklerini belirttiler.

Ensaruddin (Dinin Yardımcıları):

Ensaruddin Cephesi’de 23 Eylül’de bir açıklama yayınlayarak, Soçi mutabakatını reddettiklerini açıkladı. Grup daha önce HTŞ’ye bağlılığını açıklasa da geçtiğimiz yıl bu biatını sonlandırmıştı. 2015 yılında ise Türkiye’yi siyasi çözüm ile suçlayan yapılanma, Türkiye’nin seküler olduğunu belirtip işbirliğinin haram olduğunu açıklamıştı. Grubun ağırlık olarak Çeçen savaşçılardan oluştuğu biliniyor ancak mevcut sayıları hakkında bir bilgi olmamakla beraber ciddi bir varlıklarının olduğu düşünülmüyor.

Ulusal Kurtuluş Cephesi:

İdlib’teki en geniş ÖSO örgütlenmesi olan ve Esed rejimi ile temas hatlarında en büyük hakimiyete sahip olan Ulusal Kurtuluş Cephesi, Soçi’de Türkiye’nin gösterdiği çabalar için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türkiye’ye teşekkürlerini dile getirdiği bir bildiri yayımladı. Söz konusu bildiride Soçi mutabakatının sonuçlanması için Türkiye ile birlikte çalışacaklarını belirten grup, Rusya ve İran’a güvenmediklerini ve silah bırakmayacaklarını belirtti. Ayrıca söz konusu açıklamada Esed rejimi devrilene kadar mücadeleye devam edeceklerini aktardılar.

Ceyşu’l İzze:

Hama kuzeyinin en etkili ÖSO grubu olan Ceyşu’l İzze’nin lideri Cemil el Salih, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Suriye halkını hava saldırılarından koruyan Türkiye’ye teşekkür ederken, Suriye halkını yalnız bırakanlarına ise sitem etti.

Sonuç olarak Soçi mutabakatına İdlib’teki ÖSO unsurları katılırken El Kaide bağlantılı yabancı savaşçıların yoğun olduğu, diğer gruplara nazaran askeri varlığı küçük örgütlenmeler karşı çıktı. HTŞ’nin de Soçi’ye uyum gösterdiği bir denklemde bu grupların varlığı Soçi mutabakatını tehlikeye düşürecek seviyede değil. Bu nedenle Soçi mutabakatının sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için kritik örgütlenme olarak HTŞ karşımıza çıkmaktadır. İdlib içerisindeki halkın büyük çoğunluğu için önceliğin Rusya ve İran destekli Esed rejiminin saldırılarından korunmak olduğu düşünüldüğünde HTŞ’nin alacağı aksi yöndeki bir karar halk desteğinin kısıtlı bir kısmını üstlenen HTŞ’ye yönelik tepkilerin artmasına, hatta HTŞ’ye yönelik bölgedeki muhalif örgütlenmelerinde katılım göstereceği bir askeri operasyona dönüşme ihtimaline de sahiptir.

mm
Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Uluslararası ilişkiler bölümünde tamamladı. Yüksek lisans eğitimine de Kocaeli Üniversitesinde Siyasi Tarih alanında devam etmektedir. ''Yeni Konsept Savaş'' adlı kitapta IŞİD üzerine makalesi yayınlandı. Halen IŞİD ve Suriye devrimi üzerine çalışmalar yaparak düşünce kuruluşları aracılığı ile yayın yapmaktadır.