Deyr ez-Zor’da ne oluyor?

2017 yılının son çeyreğinde gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda büyük bir kısmı DAEŞ’ten geri alınan Deyr ez-Zor vilayeti, jeostratejik ve jeoekonomik dinamikler açısından Suriye iç savaşındaki kritik cephelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Deyr ez-Zor’un sahip olduğu önem nedeniyle sahadaki aktörler, bölgede stratejik dengeyi kendi lehine oluşturmaya ve böylece Suriye’nin doğusu ve Suriye sahasının önemli bir bölümünde inisiyatifi ele geçirmeye çalışmaktadır.

Bu çalışmanın amacı, bir tarafta Esed rejimi, İran ve Rusya, diğer tarafta ise ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin Deyr ez-Zor’da oluşturmaya çalıştığı stratejik dengeyi ele almaktır. Bu çerçevede, ilk olarak sahadaki aktörlere yer verilecek, ardından sahadaki gelişmeler taraflar açısından açıklanacak ve nihayet, bu gelişmeler ışığında Deyr ez-Zor’daki mevcut duruma ilişkin bazı tespitlerde bulunulacaktır.

Sahadaki Aktörler

Suriye iç savaşının Deyr ez-Zor cephesinde DAEŞ; rejim güçleri ve ona bağlı milisler, İran ordusu ve ona bağlı milisler, Rusya ordusu ve ona bağlı paralı askerler; Uluslararası Koalisyon bünyesinde yer alan ABD, Fransa ve İtalyan güçleri ile SDG; İsrail Hava Kuvvetleri ve Irak Güvenlik Kuvvetleri gibi aktörler faaliyet göstermektedir.

Sahadaki gelişmeler

Deyr ez-Zor vilayetinde halihazırda rejim güçleri, SDG ve DAEŞ’in kontrol ettiği bölgeler bulunmaktadır. Suriye rejimine bağlı güçler ile SDG unsurları arasında Fırat Nehri’nin defacto sınır oluşturduğu vilayette DAEŞ güneydeki çöl arazisinde, güneydoğuda Fırat Vadisi üzerinde Hajin – Ebu Kemal koridorunda ve doğuda Suriye-Irak sınır hattı üzerinde mevcudiyet göstermektedir.

  1. a) Esed rejimi, İran ve Rusya bloku:

Rusya ve İran’ın yardımıyla ülkedeki hakimiyet alanını genişletmeye çalışan Esed rejimi, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon desteğiyle SDG’nin Rakka’yı ele geçirmeye yönelik operasyonunun devam ettiği süreçte Deyr ez-Zor gibi stratejik önemdeki bir bölgeyi geri alarak sahada stratejik ve psikolojik açıdan önemli bir kazanım elde etmiştir.

Stratejik açıdan bakıldığında Esed rejimi, Deyr ez-Zor şehir merkezini ve Ebu Kemal’i ele geçirerek Fırat Vadisi ve Suriye-Irak sınır hattı üzerinde bir denge kurabilmiştir. Psikolojik açıdan ise Rakka’nın SDG unsurlarınca ele geçirilmesine rağmen devam eden DAEŞ tehdidi karşısında Deyr ez-Zor’u geri alarak Suriye sahasındaki terörle mücadelede ana aktörün kendisi olduğu mesajını vermeye çalışmıştır.

Deyr ez-Zor vilayetine yönelik operasyonlar, Rusya’nın hava desteğiyle rejim ve İran güçleri ile bunlara bağlı milis unsurların sahada birlikte başarılı olabildiklerini göstermesi açısından önemli olmuştur. Öte yandan, bölgeye yönelik operasyonlar esnasında Rusya, Admiral Essen fırkateyninden fırlattığı Kalibr seyir füzesiyle DAEŞ hedeflerini vurarak Doğu Akdeniz’deki askeri varlığı aracılığıyla Deyr ez-Zor üzerinde güç gösterisinde bulunmuştur (1). İran ise Devrim Muhafızları Ordusu’na mensup askeri yetkililer ile çok sayıda milis unsuru bölgeye konuşlandırarak Şii koridoru projesi kapsamında Deyr ez-Zor’un ele geçirilmesine atfettiği önemi adeta ilan etmiştir (2).

Deyr ez-Zor’da Rusya ile İran’ın yardımlarıyla faaliyetlerini artıran Esed rejimi, bölgede hem yerel aşiretlere bağlı unsurlar hem de İran güdümündeki milis gruplar aracılığıyla askeri dengeyi kendi lehine kurmaya çalışmaktadır. Nitekim, geçtiğimiz ay biraraya getirdiği yerel aşiretlerden Uluslararası Koalisyon’a ve SDG’ye karşı destek sözü alan Esed rejiminin, son dönemde İran ve Rusya’nın da desteğiyle Deyr ez-Zor’daki aşiretlerden Liva El Bakır milis grubu saflarına yeni üyeler kattığı belirtilmektedir (3). Öte yandan Esed rejiminin, İran ordusu ve onun güdümündeki Lübnanlı, Filistinli ve Iraklı milislerin mevcudiyeti sayesinde Deyr ez-Zor’daki stratejik dengeyi kendi lehine oluşturma çabası içinde olduğu görülmektedir.

ABD’nin Deyr ez-Zor bölgesinde kurduğu dengeyi kendi lehine değiştirmeye çalışan Esed rejimi, özellikle son dönemde SDG’nin ABD ile ilişkilerinde yaşanan kırılganlıklardan faydalanmaya ve adeta bir havuç-sopa stratejisiyle SDG’yi kendisiyle iş birliğine çekmeye çalışmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Esed rejimi ile SDG arasında Tabka ve Tişrin Barajlarının işletilmesi konusunda varılan uzlaşıya ilaveten, Deyr ez-Zor’daki hidrokarbon kaynaklarının çıkarılması ve işletilmesine ilişkin bir anlaşma yapılması bu bağlamda dikkat çekmektedir (4). Öte yandan, rejim güçleri zaman zaman Fırat’ın doğusunda SDG’nin bulunduğu bölgelerde saldırılar düzenleyerek gerektiği takdirde SDG’ye karşı kuvvet kullanabileceği şeklinde bir mesaj da vermektedir (5).

  1. b) ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon ve SDG bloku:

Deyr ez-Zor’da Uluslararası Koalisyon bünyesinde Fransa ve İtalya ile birlikte hareket eden ABD, bölgede SDG eliyle hem Fırat Vadisi hem de Suriye-Irak sınır hattı üzerinde stratejik bir denge yaratmaya çalışmakta olup, bu denge ABD’nin hem Suriye hem de Irak’a ilişkin planları açısından önem arz etmektedir.

ABD halihazırda Fırat Nehri’nin doğusunda SDG’nin kontrolündeki hidrokarbon kaynaklarının bulunduğu bölgelerin hakimiyeti üzerine kurulu olan dengenin bozulmamasına özen göstermekte ve bu kapsamda, Deyr ez-Zor’da rejim güçleri ve rejim yanlısı unsurların Fırat Nehri’nin doğusundaki petrol alanlarına yönelmesi karşısında hava saldırıları gerçekleştirmekten çekinmemektedir (6).

Deyr ez-Zor’daki etkinliği sayesinde Suriye-Irak sınır hattı üzerinde kontrol tesis eden ABD, bu yolla bir yandan SDG unsurlarına güvenli bir devlet(çik) sınırları yaratmaya, diğer yandan da Suriye-Irak sınır hattında İran güdümündeki milis unsurların hakimiyet kurmasını engellemeye çalışmaktadır.

ABD, Uluslararası Koalisyon ortaklarına ilaveten bölgede zaman zaman İsrail ve Irak Hava Kuvvetleri’nin operasyon düzenlemesini sağlamaktadır. Nitekim, geçtiğimiz Haziran ayında İsrail Hava Kuvvetleri, Ebu Kemal ilçesine gerçekleştirdiği hava saldırısında İran ordusu mensupları ile İran güdümündeki Şii milisleri hedef almıştır (7). Yine geçtiğimiz aylarda Irak Hava Kuvvetleri, Suriye sınırları içerisinde DAEŞ’e karşı hava saldırıları gerçekleştirmiştir (8). Ayrıca, ABD’nin Irak ordusu ile SDG arasındaki eşgüdümü artırma çabaları sonucunda, Irak ordusu ile SDG tarafından geçtiğimiz Mayıs ve Haziran aylarında Deyr ez-Zor vilayeti sınırları içerisinde ortak operasyonlar düzenlenmiştir (9).

Güneyde ve batıda Fırat Nehri’ni doğal sınır haline getirerek Suriye’nin kuzeyinde bir devlet(çik) kurmaya çalışan SDG ise Deyr ez-Zor’da “DAEŞ’e karşı savaşan bir aktör” olarak hem ontolojik bir meşruiyet sağlamakta, hem de topraksal hakimiyetini bölgedeki hidrokarbon kaynakları ile bunların işletim tesisleri ve iletim altyapısını içerecek şekilde muhafaza etmektedir. SDG ayrıca, Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle yürütülen “Operation Roundup” kapsamında Suriye-Irak sınır hattında tam kontrol kurmaya çalışmakta ve bu yolla hem Kuzey Suriye Federasyonu olarak adlandırdıkları bölgenin, hem de Irak üzerinden kullanılan ikmal hattının emniyetini sağlamayı amaçlamaktadır (10).

Sonuç

Jeostratejik ve jeoekonomik dinamikler açısından Deyr ez-Zor, Suriye iç savaşındaki kritik cephelerden biridir. Deyr ez-Zor’da stratejik dengeyi kendi lehine oluşturabilen taraf, Suriye’nin doğusunda ve genel olarak Suriye sahasının önemli bir bölümünde inisiyatifi ele geçirme fırsatına sahip olabilecektir.

Deyr ez-Zor üzerinde yaşanan çok-aktörlü stratejik rekabet, bölgesel jeopolitik açısından önem arz etmektedir. Deyr ez-Zor bir taraftan İran’ın Akdeniz’e uzanan Şii koridoru projesi kapsamında önemli geçiş güzergahlarından biri iken, diğer taraftan ABD’nin SDG eliyle hem bölgedeki petrol ve doğal gaz alanlarına hükmettiği, hem de Suriye-Irak sınır hattı üzerinde kontrol tesis ettiği bir noktadır.

Deyr ez-Zor’un hakimiyeti konusunda askeri ve siyasi açıdan rekabet halinde olan Esed rejimi ile SDG’nin bölgedeki enerji kaynaklarına ilişkin iş birliği kararı, Deyr ez-Zor’da stratejik dengeyi sağlamak üzere taraflar arasında müzakere seçeneğine de başvurulabileceğini göstermektedir. Nitekim, Deyr ez-Zor’da ne Esed rejimi ne de SDG, kontrol ettikleri bölgelerde mutlak hakimiyeti sağlayamamış olup, mevcut durumda tarafların birbirleriyle çatışmak yerine masaya oturarak müzakerede bulunmayı tercih etmeleri mümkün görünmektedir.

Deyr ez-Zor’da devam eden DAEŞ mevcudiyeti, bölgede güvenlik ve istikrarın tesis edilmesini zorlaştırmaktadır. Deyr ez-Zor’un sunduğu coğrafi avantajlardan faydalanan DAEŞ, halihazırda bölgede tutunmaya ve saldırılarda bulunmaya devam etmektedir. Bölgedeki DAEŞ tehdidinin ortadan kaldırılması hem rejim güçlerinin hem de SDG’nin sahadaki hakimiyetine bağlı olmakla birlikte, Deyr ez-Zor’da bir taraftan Esed rejimi ve İran’ın Şii-Sünni ekseninde mezhepçi, diğer taraftan SDG ve ABD’nin Kürt-Arap ekseninde ayrımcı politikalar izlemeleri, önümüzdeki süreçte bölgede DAEŞ ve benzeri radikal grupların yeniden melce bulmasına yol açabilecektir.

 


Dipnot:

(1) “Russian frigate fires Kalibr cruise missiles at ISIS targets in Deir ez-Zor – Defense Ministry,” Russia Today, 23.09.2018, https://www.rt.com/news/402028-russia-strike-isis-syria/ (24.07.2018 tarihinde erişildi)

(2) “Iran Deepens Its Footprint in Deir Ez-Zor,” Chatham House, Şubat 2018, https://syria.chathamhouse.org/research/iran-deepens-its-footprint-in-deir-ez-zor (24.07.2018 tarihinde erişildi)

(3) “Russia and Iran Prepare Offensive Targeting U.S. and Partner Forces in Eastern Syria,” Institute for the Study of War, 24.06.2018, http://iswresearch.blogspot.com/2018/06/russia-and-iran-prepare-offensive.html (23.07.2018 tarihinde erişildi)

(4) “YPG/PKK ve Esed petrol ile gazın devri için de anlaştı,” Anadolu Ajansı, 19.07.2018, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ypg-pkk-ve-esed-petrol-ile-gazin-devri-icin-de-anlasti/1208151 (23.07.2018 tarihinde erişildi)

(5) “SDF clash with Syrian regime forces in Deir ez-Zor,” Rudaw, 29.04.2018, http://www.rudaw.net/english/middleeast/syria/290420183 (24.07.2018 tarihinde erişildi)

(6) “Syria, US-led Coalition conduct strikes on SAA in DeirEzzor to protect SDF,” Difesa & Sicurezza, 08.02.2018, https://www.difesaesicurezza.com/en/defence/syria-us-led-coalition-conduct-strikes-saa-deirezzor-to-protect-sdf/ (23.07.2018 tarihinde erişildi)

(7) “US says Israel responsible for Syria air strike that killed dozens of pro-Assad fighters,” The Independent, 19.06.2018, https://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/syria-air-strike-us-israel-deny-responsibility-assad-fighters-deaths-latest-a8406236.html (23.07.2018 tarihinde erişildi)

(8) “Iraq: 45 ISIL members killed in Syria air raids,” Al Jazeera, 23.06.2018, https://www.aljazeera.com/news/middleeast/2018/06/iraq-45-isil-members-killed-syria-air-strikes-180623150808770.html (23.07.2018 tarihinde erişildi)

(9) “Iraqi troops access Syria’s Deir az-Zour to support SDF: Newspaper,” Iraqi news, 13.05.2018, erişim adresi: https://www.iraqinews.com/iraq-war/iraqi-troops-access-syrias-deir-az-zour-to-support-sdf-newspaper/ (23.07.2018 tarihinde erişildi)

(10) “Pressure Mounting on ISIS as Operation Roundup Continues,” ABD Savunma Bakanlığı, 20.07.2018, https://www.defense.gov/News/Article/Article/1579933/pressure-mounting-on-isis-as-operation-roundup-continues/ (24.07.2018 tarihinde erişildi)

PAYLAŞ
mm
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler (anadal) ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (yandal) bölümlerinden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Gazetecilik bölümünde yüksek lisans ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünde lisans eğitimine devam etmektedir. Uluslararası güvenlik, istihbarat, dış politika, enformasyon savaşları ve siyaset psikolojisi konuları ile Irak ve Suriye'de faaliyet gösteren silahlı gruplar hakkında araştırmalar yapmaktadır.