Güvenliğe İnsan ve Vicdan Odaklı Yaklaşım: Afrin ve Zeytin Dalı Harekâtı

20 Ocak 2018’de Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleriyle Afrin’e yönelik olarak Zeytin Dalı Harekâtı’nı başlattı. Türkiye’nin hem ilgili açıklamalarında hem de operasyon kapsamında üzerinde önemle durduğu bir nokta ise masum sivillere yönelik hassasiyet oldu. Harekat boyunca masum sivillerin zarar görmemesi için harekatın uzaması pahasına hem azami gayret gösterildi hem de uluslararası arenada bu konuda soru işaretlerine mahal vermeyecek bir temas trafiği ve profil ortaya kondu. Nitekim ortaya konan bu hassas ama kararlı diplomasiyi destekleyici olarak; doğru, objektif ve anlık bilgiye dayalı olarak özetleyebileceğimiz iletişim ve medya stratejisi de Türkiye’ye yönelik olarak sivil hassasiyeti noktasında özellikle uluslararası arenada oluşturulmaya çalışılan olumsuz ve gerçekdışı temellere dayanan algı oluşturma gayretlerine karşı önemli bir işlev gördü.

18 Mart 2018 tarihinde Afrin merkezine girilmesiyle Harekât büyük oranda hedeflerine ulaşırken; Türkiye’nin Harekât boyunca sürdürdüğü sivil hassasiyeti debir kez daha ortaya çıktı. Zira şehrin en ufak bir tahribata uğramadığınet olarak görülürken tek bir sivil zayiat dahi söz konusu olmadı.Bu durum özellikle ABD gibi kimi güçlerin Afganistan, Irak ve son olarak Suriye’de (Rakka’da) gerçekleştirdiği operasyonlarda yol açtığı yıkım, tahribat ve sivil kaybı göz önüne alındığında özellikle meskûn mahal operasyonları açısından son derece kıymetli/önemli birveri/örnek olarak kayıtlara geçti.

İnşa ve İhya Süreci

Türkiye Afrin’deki askeri harekâtı eş güdüm içerisinde yürüttüğü diplomasi ve iletişim stratejisiyle tahkim ederken; harekât sahasında eş zamanlı olarak insani yardım ve desteklerini de sivil hassasiyeti çerçevesinde sürdürmüştür. Böylece hem bölge halkının ihtiyaçları giderilerek; terörden kaynaklı mağduriyetleri giderilmiş hem de Harekât sonrasında bölge ne olacak; Türkiye bölgede bundan sonrası için ne yapacak gibi soruların cevabı da bir ölçüde verilmiş oldu. Nitekim Harekât’ta sonuca doğru yaklaşıldıkça başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok yetkili ağızdan Türkiye’nin daha önce Fırat Kalkanı Harekâtı sonrasında Cerablus, Azez ve El Bab’ta yaptığı gibi Afrin’de de bundan sonraki aşamada inşa ve ihya sürecini başlatacağını deklare eden açıklamalar yapıldığına şahit olduk.[1] Gelinen nokta itibariyle askeri ve siyasi hedeflerine büyük oranda ulaşılan Zeytin Dalı Harekâtı sonrasında Türkiye; AFAD, Kızılay ve Diyanet Vakfı başta olmak üzere hem ilgili kurum ve kuruluşlarıyla hem de İHH gibi birçok STK ilebölgede yoğun bir insani yardım faaliyeti başlattı.Şu ana kadar gerçekleştirilen yardımlara yer vermeden önce insani diplomasi kapsamında Türkiye’nin özellikle son 16 yılda hayata geçirdiği aktif dış politikanın içinde önemli bir yer tutan insan ve vicdan odaklı yaklaşımın, Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla sahadaki somut örneklerini verdiği Yeni Güvenlik Doktrini’nde de kendisine yer edindiğini belirtmek gerekiyor. Bu süreçte AFAD, Kızılay ve Diyanet Vakfı gibi kurumlar ile TRT World ve Anadolu Ajansı gibi yayın organları da ortaya konan dış politika ve güvenlik doktrinlerini besleyici önemli birer soft-power unsuru olarak ön plana çıkıyor.

Güçlü İnsani Destek

Türkiye harekâtın başlangıcından bugüne (Nisan 2018) kadar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonundahem ilgili kurum ve kuruluşlar hem de ilgili STK’lar ile birlikte 236 noktada insani yardım dağıtımı yapmış, 39.066 gıda kolisi ve 259.200 sıcak yemekle toplamda 455.000’in üzerinde sivile ulaşmıştır. AFAD ayrıca gıda yardımı olarak 116.276 adet kumanya ve 6241 kg muhtelif gıda yardımı yapmış; 0,5, 1 ve 5 lt olmak üzere 27.245 şişe su, 262 ton un, 788.458 adet ekmek, 37.089 adet temel ihtiyaç malzemesi (hijyen seti, battaniye, yatak, giyim-ayakkabı, çocuk bezi, hasta bezi) ve 13.809 adet gıda dışı malzemenin dağıtımını gerçekleştirmiştir.

Türkiye yine aynı zaman zarfında;

Kızılay ile birlikte Afrin bölgesinde 54 ayrı noktada 120 bin kişilik sıcak yemek ve 36.500 rapta ekmek dağıtımı yapmış; 52.058 ihtiyaç sahibine ulaşmıştır. Kızılay ayrıca; bölgede yaşanan gelişmeler ve olası insani yardım gerekliliklerini, Suriye Krizi Ülke Alan Koordinatörlüğü tarafından yakından takip ederken,  olası bir göç hareketi durumunda halkın yönelebileceği öngörülen noktalarda konuşlandırılan ve çalışmaları sürmekte olan Elbil Köyü mevkiindeki çadır kent ile Kefer Lusin mevkiindeki çadır kentte, bölgede yaşanan gelişmeler doğrultusunda Doğu Guta’dan tahliye edilen ihtiyaç sahiplerini misafir edecektir.

Diyanet Vakfı ile Afrin bölgesinde 32.000 ekmek, 1.700 gıda kolisi, 500 Su 5lt, 120 temizlik kolisi, 1000 çocuk bezi, 850 hasta bezi, 24 soba, 375 çarşaf, 120 branda, 850 battaniye, 21 çadır, 850 yatak, 1200 oyuncak dağıtımı yapmış ve toplamda yapılan yardımlar vasıtasıyla 2.200 aileye ulaşmıştır.

Hızlı Bilgilendirme, Doğru Haber Akışı, Sağlıklı İletişim

Türkiye’nin Afrin’e yönelik olarak Zeytin Dalı Harekâtı’nı başlatmasıyla birlikte özellikle sosyal medya ve bazı yabancı basın yayın organlarında Türkiye karşıtı paylaşım, yayın ve haberlerin yer almaya başladığını; bu yayınlarla uluslararası kamuoyunun yanlış, temelsiz ve tamamen karalama amaçlı oluşturulan çarpıtılmış suni bilgi kırıntıları üzerinden yönlendirilmeye çalışıldığına şahit olduk. Bu durum ortaya konan stratejilerin ve yürütülen politikaların sadece siyasi ve güvenlik boyutlarıyla ele alınamayacağını;özellikle uluslararası arena söz konusu olduğunda hızlı bilgilendirme, doğru haber akışı ve sağlıklı iletişim gibi önemli boyutların da olduğunu gösterdi. Nitekim Türkiye’de Harekâtın başından beri iletişimin bu üç ilkesine büyük bir titizlikle riayet etmiş ve bu doğrultuda güçlü bir iletişim stratejisi oluşturulmuştur. Bu süreçte TRT World Afrin’de yaşananları, Türkiye’nin meşru gerekçelerini, terörün gerçek yüzünü ve bölge halkının terör örgütünden gördüğü zulmü tüm dünyaya yaptığı yayın ve hazırladığı özel dosya ve videolarla aktarırken; Anadolu Ajansı an be an harekât ile ilgili gelişmeleri, bölgedeki yansımalarını, terörden kurtarılan bölgelere daha önce örgüt tarafından sürgün edilen veya örgütün zulmünden kaçan halkın dönüşünü kamuoyu paylaşmış; terör örgütü destekçilerince sosyal medyada oluşturulan yalan fotoğraf ve algıları gerçek fotoğraf ve bilgilerle çürüterek sosyal medyadaki dezenformasyona karşı konulması noktasında önemli bir görev üstlenmiştir.

Tüm bu gelişmeler, bölgede bundan sonrasında ne olacak gibi yukarıda da zikredilen sorulara dair önemli cevaplar oluştururken; Türkiye’nin bölgede yürüttüğü güvenlik ve dış politika yaklaşımlarında sivil hassasiyeti ve insani duyarlılığın en üst seviyede kendisine yer edindiğini göstermiş; Türkiye’nin bölgede yapıcı, istikrar ve düzen yanlısı aktör olduğunu da bir kez daha ortaya koymuştur.


[1]http://www.trthaber.com/haber/gundem/cumhurbaskani-erdogan-afrin-sehir-merkezi-kontrol-altina-alindi-355827.html (E.T: 19.04.2018)

PAYLAŞ
mm
Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden ‘‘Filistin-İsrail Sorunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Üyelerinin Soruna Yaklaşımı’’ başlıklı lisans teziyle yüksek onur derecesi ile mezun oldu. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Uluslararası Güvenlik Ana Bilim Dalı’nda ‘‘Doğu ve Batı Siyaset Düşüncesinde Devlet Anlayışı ve Güvenliğinin Mukayesesi: Kınalızade’nin Ahlak-ı Alaisi ve Machiavelli’nin Prens’i’’ başlıklı yüksek lisans tez çalışmasını sürdürmektedir. Dış basın, uluslararası ilişkiler ve güvenlik konularında danışmanlık yapmaktadır.