Suriye Rejim Ordusu: Kısıtlı Kapasite ve Parçalı Bir Yapı

Savaşın ilk yarısında Halep ve Şam gibi ülkenin en büyük iki şehrinde alan hakimiyeti kaybı yaşayan Suriye Rejim Ordusu, 2018 itibariyle on binlerce sivilin hayatını kaybettiği harekatlar sonucunda ve ancak karadan İran ve İran destekli milislerin katkısı, havadan da Rusya’nın denge değiştiren desteği ile Halep ve Şam’da kazanan taraf olabilmiştir. Sahadaki bu askeri kazanımlar, Suriye İç Savaşı’nın “rejim güçleri” lehine sona erme yolunda olduğu tezini destekleyenlerin dayanak noktalarından biri olmuştur. Lakin 7 yıldır devam eden savaş esnasındaki kayıplar sonucunda orduda yaşanan erozyon rejim güçlerinin bugününe ve geleceğine dair ciddi soru işaretlerine yol açmıştır. 2013’te rejimin artan kayıpları sonrası İran’ın, 2015’te İdlib’in düşüşünün ardından ise Rusya’nın savaş sahasına ağırlık koymaları, zor durumda kalan rejim güçlerinin toparlanmasını ve kaybedilen kimi bölgeleri geri ele geçirmesini sağlamıştır. Lakin karada İran’a bağlı unsurların, havada ise Rusya’nın yoğun desteği olmaksızın rejimin ne kadar ciddi bir askeri unsur olduğu tartışmaya açıktır. Esed güçlerinin tüm Suriye topraklarını geri kazanacak bir askeri kapasiteden uzak olduğu ve rejimin müttefiklerinin de böyle büyük bir maliyetin altına girmek niyetinde olmadıkları söylenebilir.

Ordu’nun Eriyişi ve Temel Sorunlar

İç savaşın patlak verdiği 2011’de gerçekçi tahminlerle askeri kapasitesi 220 bin civarında bulunan[1] Suriye Rejim Ordusu, günümüzde 60 binin üzerinde ölü[2] ve binlerce askerin savaş esnasında taraf değiştirmesi ve firarı sonucunda, Rus kaynaklara göre dahi 70-80 bin civarında bir askeri güce sahiptir.[3] Suriye ve radikal örgütler uzmanı Charles Lister’a göre ise, Ruslara göre müttefikleri Suriye Rejim Ordusu’nun eğitimli, disiplinli ve işlevsel askeri unsurlarının sayısının en fazla 20 bindir.[4] Suriye rejim güçlerinin sayısal kayıplarıyla doğru oranda nitelik kaybı yaşadığı da uzmanların genel kanısıdır. Anton Mardasov, Suriye Rejim Ordusu’nda bir nizami orduda olması gereken hiyerarşik yapının mevcut olmadığından ve buna karşın ordu içindeki Kaplan Kuvvetleri, Cumhuriyet Muhafızları, Deyr el-Kalamun ve Seyf el-Mehdi gibi seçkin birliklerin diğer birlikler üzerindeki etkisinden bahsetmektedir.[5] Söz konusu seçkin birlikler rejimin inisiyatifiyle Suriye Rejim Ordusu unsurlarınca kurulmuş olup bugün sahip oldukları güç ve maddi sponsorlar bağlamında yarı otonom yapılara dönüşmüşlerdir. Mardasov’a göre rejimin son dönemde elde ettiği askeri kazanımlar ise Suriye Rejim Ordusunun askeri gücünden ziyade müttefiklerinin askeri desteğinden kaynaklanmaktadır.

Emekli albay ve güvenlik uzmanı Mikhail Khodarenok ise mevcut Suriye Rejim ordusunun güçlendirilmesindense ordunun lağv edilip sıfırdan yeni bir ordu kurmanın daha kolay olduğu iddiasında bulunarak, rejim güçlerinin tek başlarına başarılı herhangi bir askeri harekat gerçekleştirme kapasitesinde olmadığını iddia etmiştir. Khodarenok ordunun 2000 kadar tahkim edilmiş kontrol noktası vasıtasıyla ülke sathına yayıldığını ve bu bölük pörçük mevzilenmenin ordunun bir yarısının diğer yarısından kopuk hale gelmesine yol açtığını ileri sürmüştür.[6] Rejim güçlerinin Rus uzmanlar tarafından dile getirilen bu kısıtlılıklarının haricinde bir diğer sorun da literatüre “şebbiha” olarak da geçen rejim yanlısı milis güçlerin artan kapasiteleri. Savaşın ilk dönemlerinde muhalif gösterilere karşı bir baskı amacıyla öne sürülen bu paramiliter yapılar, süreç içerisinde rejimin sırtını dayadığı ikinci bir askeri güce dönüştü. İlk etapta kriminal profile[7] sahip kişi ve grupların rejim yanında savaşa dahil olduğu bu yapılanma içerisinde Nusayriler çoğunluktadır. Bununla birlikte Hristiyan ve Sünni şebbiha grupları da bu milisler içerisinde yer almaktadır. Ordu güçlerine nazaran daha az disiplinli ve denetimden uzak olan şebbiha unsurlarının, ordunun güç hiyerarşisindeki konumunu zedeleyecek şekilde büyümesi, rejimin zaten kısıtlı askeri kapasitesine yeni engeller oluşması anlamına gelmektedir. Ordu güçlerinin hiyerarşideki güç kaybı ve Baas güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu yenilenme sürecinde en ciddi inisiyatif ise Moskova tarafından  alınmıştır.  Rusya’nın, kurulmasına İran ve Hizbullah ile koordineli bir şekilde öncülük ettiği 5.Kolordu Birliği, rejimin askeri yapılanması açısından Rusya’nın rolünü gözler önüne seren bir aktör olmuştur. Çok mezhepli ve gönüllü (maaşlı) katılıma sırtını dayayan bu yeni yapının başarılı olması, Rusya’nın Suriye güvenlik güçlerinin yeniden şekillendirilmesindeki bir numaralı aktör olması manasına gelecektir[8] ki sadece bugün değil geleceğin Suriye’sinde de Rusya’nın konumu daha da sağlamlaşmış olacaktır. Rejimin mevcut güvenlik kurumlarının başarısız tecrübeleri de Rusya’ya bu inisiyatif için alan açmıştır. 5. Kolordu Birliği ise başta Humus cephesinde T4 hava üssü çevresi olmak üzere Humus, Hama, Deirezzor Kırsalı ve son olarak da Guta’da görev alırken savaş sahasında sonucu doğrudan değiştirmekten uzak bir profil sergilemiştir.

Suriye Rejim Ordusu: Tek Başına Yetersiz

Rejim güçlerinin Rus askeri desteği, İran Devrim Muhafızları, Iraklı, Afgan ve Lübnanlı (Hizbullah) milislerinin desteğini aldığı harekatlar ile bu destekten kısmen yoksun olduğu harekatlar arasında askeri kayıplar ve haliyle başarı arasında ciddi farklar bulunmaktadır. DAEŞ sonrası Deirezzor ve çevresinde ise müttefiklerinden Halep’e göre daha kısıtlı destek bulan Suriye Rejim Ordusu ABD destekli SDG’ye karşı dominant bir güç olamamıştır. Mealen, ABD destekli SDG’ye karşı hava (Rusya) ve kara (İran ve milisleri) gücünde dış desteğe muhtaç olan rejim kuvvetlerinin bu bölgelerde tekrar yegâne otorite haline gelmesi pek yakın bir senaryo değildir. Zira rejim güçleri hem düşmanlarının hem de müttefiklerinin gözünde tek başına denge bozabilecek bir askeri güç değildir. Son dönemde kimi yorumcular ve siyasetçiler tarafından dile getirilen “Türkiye Esed ile masaya oturmalı. Kuzey Suriye’deki YPG/PKK varlığı TSK ve Suriye Rejim Ordusu ortaklığıyla sona erdirilmeli” önermesi de rejimin askeri gücünün dış desteğe muhtaç olmayan işlevsel bir aktör olduğu önkabulüne dayanan altı boş bir tez olarak kalmaktadır.

İdlib’de ise bölgenin Türkiye ile sınırdaş olması sebebiyle muhaliflerin sahip olduğu lojistik avantajların yanında İran ve Rusya’nın o dönemdeki desteğinin kısıtlı olması sonucu rejim şehri 2015 yılında kaybetti. Birkaç ay içerisinde Suriye Rejim Ordusu İdlib şehir merkezi, Cisr eş-Şugur, Eriha, Ebu Zuhur gibi stratejik bölgeleri tek tek kaybederken, Beşar Esed ilk kez Suriye Rejim Ordusu’nun asker sıkıntısı çektiğini ve eldeki kaynakları stratejik olarak daha önemli bölgeler için kullanacaklarını duyurdu.[9] Bu açıklamayı takip eden süreçte Rusya, Suriye’de rejimin ayakta kalması adına Suriye iç savaşına doğrudan ve çok daha fazla müdahil olmaya başlamıştır. Guta’da ise yıllar süren sert bir kuşatmaya rağmen rejimin bölgeyi ele geçirebilmesi Rus hava desteğinin en üst seviyeye çıkmasının ardından gerçekleşebilmiştir.

Sonuç olarak Suriye Rejim Ordusu ile alakalı eldeki bilgiler ve yakın dönem tecrübeleri bize bazı gerçekleri net olarak göstermektedir: Suriye’de ordu tek başına yegâne savunma gücü değildir ve disiplinden uzak yapısıyla nizami bir ordudan ziyade ordu/çete melezi bir yapıya benzemektedir. Suriye Rejim Ordusu Güçleri’nin yaşadığı güç kaybı ve nizami ordu vasfından uzaklaşması ise orduyu başarılı askeri hamleler yapabilmek adına ciddi şekilde dış desteğe muhtaç hale getirmiştir. Bu durum ise 2015’in ikinci yarısından itibaren Rusya’nın Suriye güvenlik stratejisi üzerinde neredeyse karar alıcı konumuna çıkacak kadar güçlenmesine yol açmıştır. Tüm bu olgular göz önünde bulundurularak, Suriye Rejim Ordusu’nun herhangi bir cephede başlatacağı harekatlara dair analizlerde belirleyici olan, Suriye Rejim Ordusu’nun kapasitesinden ziyade Rusya’nın hava gücü ve komuta desteği ile İran’ın kara desteği (İran Devrim Muhafızları unsurları ve İran destekli Milis güçler[10]) ve olası katkıları olacaktır. Zira rejimin müttefiklerinin de farkında oldukları gerçek Suriye Rejim Ordusu’nun işlevsiz bir askeri güç ve maliyetli bir müttefik olduğudur. Türkiye’nin Kuzey Suriye politikası söz konusu olduğunda karar alıcıların bu durumu göz önünde bulundurarak işlevsiz aktörler (Suriye rejimi) yerine etkinlik sahibi aktörler ile (Rusya ve İran) bir çözüm arıyor olduğunu görmekteyiz.  Suriye Rejim Ordusu’nun kapasitesinin, rejimin Rusya ve İran’a karşı daha edilgen bir aktöre dönüşmesine yol açtığını da buradan yola çıkarak görebiliriz.

Dipnotlar

[1] Joseph Holliday, The Syrian Army: Doctrinal Order of Battle, ISW, 2013, s.5.

[2] Syria war has killed more than 350,000 in 7 years: monitor, AFP, Mart 2018.

[3] Kirill Semenov, The Syrian Armed Forces Seven Years into the Conflict: From a Regular Army to Volunteer Corps, Russian Council, Mayıs 2017.

[4] Written Testimony of Charles Lister to the United States House Committee on Foreign Affairs April 27, 2017 Hearing on “Syria After the Missile Strikes: Policy Options”, Link: http://docs.house.gov/meetings/FA/FA00/20170427/105890/HHRG-115-FA00-Wstate-ListerC-20170427.pdf , Erişim Tarihi: 28 Mart 2018.

[5] Anton Mardasov ve Kirill Semenov, Assad’s Army and Intelligence Services: Feudalization or Structurization?, Russian Council, Mart 2018.

[6] Here’s why Assad’s army can’t win the war in Syria, CITEAM, Eylül 2016.

[7] Detaylı bilgi için bknz: https://twitter.com/tobiaschneider/status/765609696162115585 , Erişim Tarihi: 1 Nisan 2018.

[8] Ruslan Mamedov, The Fifth Assault Corps. Back to Order in Syria?, Russian Council, Haziran 2017.

[9] Esad: Ordumuz asker sıkıntısı çekiyor, BBC Türkçe, Temmuz 2015.

[10] Ömer Behram Özdemir, Rejim yanlısı Şii Milisler’in profilleri ve motivasyonları, Suriye Gündemi, Aralık 2017.

PAYLAŞ
mm
2011'den bu yana Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü'nde ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmakta olan Ömer Behram Özdemir. Daeş, Yabancı Savaşçılar, Suriye İç Savaşı ile alakalı yayınlanmış çeşitli çalışmaları bulunmakta .