Rejim ve müttefiklerinin İdlib’in güneyindeki ilerleme refleksleri ve olası yeni kuşatma hattı

Hama doğu kırsalında Tahrir el Şam Heyeti (HTŞ) öncülüğündeki Suriyeli muhaliflerin Ekim ayı başında rejim güçleri ve müttefiklerince açılan koridorla, bölgeye sızan DAEŞ unsurlarının yayılmacılığını bitirme ve örgütü tamamen pasifize etme çabaları devam ederken, rejim güçleri ve müttefikleri de İdlib’in güney kırsalındaki birkaç bölgeyi ele geçirebilmek adına ilerleme kaydetti.

İdlib’in güney kırsalında, Hama ili sınır bölgesinde rejim güçleri ve müttefikleri tarafından gösterilen bu ilerleme girişimi belli oranda bölgedeki muhalifler tarafından geri püskürtülmüş olsa da, rejim güçleri muhaliflerin etkisiz kaldıkları El Ruveyda köyü ve çevresindeki bölgelerde ilerleme sağladı.

Muhaliflerin daha çok DAEŞ’in bölgedeki ilerleme girişimlerini püskürtmeye çalıştığı ve bölgedeki savunma hattıyla ilgili güç dengesinin oldukça dağınık olduğu bir dönemde, İdlib’in güney kırsalında ani bir saldırı başlatan rejim güçleri kısa süre içinde bölgede su kaynağı ve doğusundaki stratejik tepeyle bilinen El Ruveyda köyünü muhaliflerden ele geçirdi. Köyü tekrar kontrol altına alabilmek için saldırı gerçekleştiren muhaliflerin bölgede etki oluşturmaya yönelik çabaları sonuçsuz kaldı.

Köyün rejim güçleri tarafından ele geçirilmesinin hemen akabinde bölgede Ebu Dali köyü odaklı birkaç hat üzerinde daha ilerleme girişimi gösteren rejim güçlerinin bu saldırıları, muhalifler tarafından geri püskürtüldü.

Bu çatışmaları takiben, İdlib’in güney kırsalında bulunan El Şutayb ve El Meşhed köylerini de ele geçirmeyi planlayan rejim güçleri ile muhalifler arasında iki köyün çevresinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Ancak muhaliflerin oluşturduğu savunma hattını aşamayan rejim güçleri uzun süren çatışmaların ardından geri çekilmek zorunda kaldı.

Rejimin ilerleme girişimlerine sağlanan Rus hava desteği

Rejim güçleri ve müttefiklerinin İdlib’in güney kırsalındaki ilerleme girişimleri, karadan yapılan yoğun topçu ateşinin yanında, Rusya’ya ait savaş uçakları ile havadan da destekleniyor. 

Hedef: Ebu Zuhur

Esed rejimi ve müttefiklerinin İdlid ve Halep’in güney, Hama’nın kuzey kırsalı kesiminden başlattığı hava destekli yeni saldırı dalgasının hedefinde Ebu Zuhur Askeri Havaalanı olduğu rejim kaynaklarınca da daha önce birçok kez doğrulanmış durumda.[1] Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken husus, rejim güçleri ve müttefiklerinin uzun bir süredir bu şekilde peş peşe ve birbiriyle koordineli saldırılar gerçekleştirmiş olmamasıydı.

Özellikle 8 Ekim 2017 tarihinden bu yana HTŞ öncülüğündeki muhalif güçlerin kontrolünde olan İdlib güney kırsalındaki Ebu Dali beldesi istikametinde ilerleme girişimleri gösteren rejimin, bu beldeyi kontrol altına alması bölgedeki güç dengesinin yeniden oluşturulması bakımından stratejik boyutunun yanında sembolik bir öneme de sahip bulunuyor.

Stratejik öneminden bahsedecek olunursa Ebu Dali köyü, rejimin bölgede ilerleme refleksi gösterdiği hat üzerinde bulunan en büyük köy olarak tanımlanabilir. Bu köyün kontrol altına alınması sonraki saldırılarda oluşturulacak ikmal hattı için oldukça önemli boyutta.

Muhalifler geçtiğimiz 8 Ekim tarihinde bölgeyi rejim güçlerinden etkili ve kısa süren bir saldırıyla geri almıştı. Köyün rejim güçleri ve müttefiklerinden geri alınmasının yanında, rejimin köyde verdiği zayiat, çok sayıda silah-mühimmat ve askeri aracın ele geçirilmesi ve Ebu Dali’ye düzenlenen saldırının muhalif medya kurumlarınca ön plana çıkarılması bölgeyi, rejim tarafından bakıldığında tekrar ele geçirilmesi gereken, sembolik açıdan önemli bir nokta haline getirmiştir.

Hedef Ebu Zuhur, peki taktik?

Esed rejimi ve müttefikleri Suriye iç savaşının başladığı ilk dönemden bu yana edindikleri tecrübelerle, sahada birtakım klasikleşmiş taarruz temelli askeri taktikler denediler. Rusya’nın savaşa dahil olmadığı dönemde bugünkü gibi etkili hava desteği alamayan rejim güçlerinin taarruza dayalı bu taktikleri pek işe yaramıyor, çoğu saldırılar muhalifler tarafından geri püskürtülüyordu.

Zaman içinde karşı taarruz şeklinde düzenlenen saldırılarda çok sayıda kayıp veren rejim güçleri artık karşı tarafın üzerine gitmek yerine “etrafından dolanmak” diye tabir edilen “kuşatma/muhasara taktiği”ni izlemeye başladı.

Rejim tarafından uygulanan kuşatma/muhasara taktiğinin etkili sonuçlar vermesi, müttefikleri tarafından desteklenen rejim güçlerinin muhaliflerin elindekinden daha teknolojik askeri sistemlere sahip olmasıyla da bağlantılı. Bu bağlamda, rejim güçleri özellikle gece görüş sistemlerini gelinen süreçte çok daha aktif bir şekilde kullanmaya başlamıştır.

Suriye’de muhaliflerin elinde de birtakım gece görüş sistemleri bulunuyor. Ancak bu sistemler etkili/ağır silah sistemleriyle (tank gibi) belli bir eşgüdüm içinde kullanılmıyor. Muhalifler gece görüş sistemlerini daha çok gece yapılan sızma ve keskin nişancı saldırılarında etkili olarak kullanmakta.

Kuşatma taktiğiyle sahada daha etkili bir askeri strateji izleyen rejim güçlerinin elinde, müttefiklerinin desteğiyle izleme, tespit, teşhis, takip ve tahrip odaklı, tank gibi ağır silahlar bulunmaktadır. Bu sistemlerin özellikle gece etkili bir şekilde kullanılması muhaliflerin sahadaki kapasitesini oldukça sınırlamaktadır.

Özellikle de Rusya’nın savaşa dahil olduğu dönem sonrasında etkili hava desteği alan rejim güçleri ve sahadaki müttefikleri, muhaliflere yönelik kuşatma taktiğini daha etkili bir şekilde kullanmaya başladı.

En az piyade gücüyle en etkili askeri taktik

Bu askeri taktik aynı zamanda Suriye’deki saha şartlarında rejimin elindeki en kullanışlı hamle. Çünkü rejim güçlerinin elindeki asker sayısı oldukça az ve bu konuda ciddi bir sıkıntı içinde oldukları uzun bir zamandır[2] biliniyor. Bu sebeple en az piyade gücüyle sahada en etkili askeri taktiği geliştirmesi gereken taraf sadece muhalif savaşçılar değil.[3]

Rejim kuşatmasını “tamamlayacak” iki cephe hattı: Halep ve Hama

Suriye’de DAEŞ ile rejime bağlı güçler arasında ülkenin doğusunda yaşanan çatışmalar dışında en ateşli iki cephe, Hama’nın kuzey kırsalı ve Halep’in güney kırsalındaki Hanasır hattı. Bu iki cephe hattında rejim güçleri ve müttefikleriyle muhalifler arasında zaman zaman şiddetlenen çatışmalar, belli bölgelerin karşılıklı olarak el değiştirmesiyle devam ediyor.

Çatışmalar ara ara duraksama noktasına gelse de, rejim tarafının bu iki bölgede çok önceden askeri bir operasyona yönelik hazırlık yaptığı biliniyor. Rejimin bölgedeki rutini haline gelmiş olan karşı tarafın nabzını yoklamaya yönelik saldırı girişimleriyse durumu koruyor.

Ancak geçtiğimiz son birkaç gün içinde İdlib’in güney kırsalındaki (El Şuteyb, El Meşhed ve El Ruveyda hattı) bölgede yaşanan şiddetli çatışmalar haricinde rejim güçlerinin bölgede etki üretmeye yönelik ciddi bir girişiminden söz etmek henüz mümkün değil. Şu ana kadar girişilen hamleler muhaliflerin ikmal hatlarını ve olası reflekslerini gözetleme ve gelecekteki saldırı planlarını bunun üzerine inşa etme yönünde girişimler olarak değerlendirilebilir.

Rejim güçleri ve müttefiklerinin Hama kuzey kırsalı ve Halep güney kırsalı hattından girişeceği sistemli ve hava gücüyle desteklenen bir askeri operasyon/taarruz, Halep’in güney kırsalıyla Hama doğu kırsalındaki muhalifleri kuşatmaya düşürebilir. (BKZ  görsel)

Esed rejiminin İdlib'in güneyindeki ilerleme refleksleri ve olası yeni kuşatma hattı
Yakınlaştırmak için tıklayın

Rejim güçleri ve müttefiklerinin Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı kontrol altına almak ve Halep’in güney kırsalıyla Hama doğu kırsalındaki muhalifleri kuşatma altına düşürmek için kullanabileceği en uygun askeri taktiğin bu yönde olacağı tahmin ediliyor.

Muhalifler kendi aralarındaki anlaşmazlıkları aşamayıp, askeri olarak sahadaki güçleri tek bir merkezden yönetme gibi bir taktik izlemedikleri sürece rejim güçleri ve müttefiklerinin bu şekilde bir kuşatma planını devreye sokması her zaman muhtemeldir.

Rejim güçleri ve müttefiklerinin sahadaki piyade gücünü her ne kadar “düzenli” olarak nitelendirebileceğimiz askeri güçler oluşturmuyor olsa da, yani sahadaki rejim unsurlarından kapasitelerinin çok üstünde şeyler beklense de, bu güçler dolaylı da olsa tek bir merkez üzerinden yönetildikleri ve ideolojik fanatizm odaklı bir savaş psikolojisine sahip olduklarından muhaliflerden daha çok bir “düzenli ordu” prensibiyle hareket ediyorlar.

Rejime bağlı güçler ve müttefiklerinin ülkenin doğusunda (Deyr ez Zor bölgesi kırsalı) DAEŞ ile yaşanan çatışmaları tam olarak bitirmeden yukarıda bahsedilen, kuşatma odaklı bir askeri taktiği Ebu Zuhur hattında uygulaması zor gibi görünüyor. Çünkü muhaliflerin de bölgede uzun bir zamandır hazırlık yaptığı biliniyor.

Tüm bunların ardında, rejim tarafından başlatılacak olası “Ebu Zuhur Taarruzu”nun daha fazla güç ve hava desteği gerektirdiği bir gerçektir. Taarruz Deyr ez Zor bölgesi tam olarak DAEŞ’ten ele geçirilemeden başlasa dahi, askeri personel sıkıntısı ve hava gücünün birden fazla noktaya odaklanmış olması sebebiyle ağır bir şekilde ilerleyecektir.

Dolayısıyla içinde bulunduğumuz, rejim güçlerinin halen Humus’tan Deyr ez Zor kırsalındaki bölgelere asker sevkiyatı yaptığı[4] bu dönemde Ebu Zuhur’a yönelik bir taarruzun gerçekleşme ihtimalinin zayıf olduğunu eklemek mümkün.

Muhaliflere yönelik daha kapsamlı rejim saldırılarının ise Deyr ez Zor kırsal (El Bukemal hattı) bölgesinin tamamının DAEŞ’ten ele geçirilmesinden sonra başlayacağı öngörüsünde bulunulabilir.

Dipnotlar


[1]https://shar.es/1MSkq5
[2]http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/07/150726_suriye_esad
[3]http://www.mepanews.com/analiz/11135-esed-rejimi-nde-kahti-rical-yasaniyor.html
[4]https://twitter.com/IvanSidorenko1/status/941028214016827394

 

PAYLAŞ
mm
Ortadoğu ve küresel çatışmalar üzerine uzun yıllar saha araştırmaları yapmıştır. Savaş araştırmaları ve bölgesel çatışma konularında uzman olan Halid Abdurrahman, çeşitli medya kurumları ve araştırma vakıflarında ilgili konularda danışmanlık yapmaktadır.