Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin stratejik rolü

ABD’nin ihaneti, Avrupa’nın entrikaları ve Arapların basiretsizliği, Türkiye’yi Suriye politikasını değiştirmeye mecbur bıraktı. Türkiye’nin Suriye’ye yönelik yeni stratejisi, Kasım 2015’da gerçekleşen ve bir Türk F-16’sının sınır ihlali yapan bir Rus Su-24’ünü düşürmesiyle başlayan krizi müteakip Haziran 2016’de vuku bulan Türkiye-Rusya uzlaşmasıyla şekillenmeye başladı.

Aralık 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Putin Kazakistan’ın başkenti Astana’yı Suriye barış görüşmelerinin sürdürüleceği yeni bir konum olarak kararlaştırdılar. 20 Aralık 2016’da, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2254 numaralı önergesini müteakiben, Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanları Astana’da Suriye barış görüşmelerini gerçekleştirme kararı aldılar. 28 Aralık 2016’da ise Türkiye ve Rusya Suriye çapında gerçekleştirilecek ve 30 Aralık’ta uygulamaya girecek ateşkes planına karar verdiler. DAEŞ, El-Kaide’ye bağlı El-Nusra Cephesi ve PKK’ya bağlı YPG bu ateşkes kararının dışında bırakılırken, kalan gruplar anlaşmayı imzaladılar.1 Astana anlaşmasının peşinden, El-Nusra Cephesi El-Kaide’den ayrılıp ismini Fetih el-Şam Cephesi olarak değiştirmiş ve Heyet Tahrir Şam (HTŞ) adında şemsiye bir muhalif grubu oluşturmuştur. Bu anlaşma, Türkiye’ye muhaliflerin kontrolü altındaki İdlib’de, Halep’in birtakım bölgelerinde ve Kuzey Suriye’de Lazkiye’nin bazı mahallelerinde kendini yöneten gerilimi düşürme bölgeleri oluşturmasına fırsat tanıdı. Türk ordusu uluslararası seviyede kabul edilmiş ateşkes anlaşmasını denetlemek üzere gözlemleme noktaları kuruyor.

Gerilimi düşürme bölgeleri kurmak ile Türkiye’nin en öncelikli stratejisi kendisine yönelik muhtemel mülteci akınlarını durdurmaktı. İkinci olarak, ABD destekli YPG’nin daha fazla güç elde etmesini sağlayacak olan Suriye’nin parçalanması ihtimalini engellemekti. Üçüncü olarak, gerilimi düşürme bölgelerinde hızlıca altyapıyı yeniden inşa edip hayatı normale çevirmekti. Son olaraksa, desteklediği muhaliflerin adına siyasi çözüm müzakerelerini yürütmekti.

Türkiye, DAEŞ’in Fırat Kalkanı Operasyonu ile püskürtülmesiyle, El-Bab ve diğer kurtarılmış kasabalardaki altyapıyı hızlıca inşa etti. Kısa bir süreçte şehirdeki tüm enkazlar kaldırıldı, yok edilmiş su ve atık su şebekeleri yeniden inşa edildi; bunun yanı sıra, fırınlar, okullar ve hastaneler inşa edildi ve yenilendi.

Şu anda Suriye’nin nüfusunu ve pek çok ülkeye dağılmış Suriyeli mültecilerin sayısını tam olarak kestirmek mümkün değil. Arap Baharı öncesinde, 2010’da 21 milyon olarak tahmin edilen Suriye nüfusunun bugün 18 milyon civarında olduğu varsayılıyor.2 Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı’nın en son verilerine göre, 5,3 milyon kayıtlı mülteci Suriye’ye komşu ülkelerde yaşamakta. Mülteci nüfusunun 3,3 milyonu Türkiye’de yaşamlarını sürdürmekteyken, kalan 2 milyonu ise Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’a dağılmış durumda. 37 Avrupa ülkesinde kayıtlı 1 milyona yakın sığınmacı3 ve dünyanın diğer bölgelerinde yarım milyona yakın ilticacı da bulunmakta. Bu rakamlar, dünyanın çeşitli bölgelerinde 7 milyon civarı Suriyeli mültecinin olduğunu ve Suriye’nin içinde ve dışında toplam 25 milyon Suriyelinin yaşadığını gösteriyor.

Fırat Kalkanı Operasyonu sonucu kurtarılmış 2225 kilometrekarelik alan Azez, El-Bab, Cerablus ve Mare’ gibi nüfusu 100.000’den fazla şehirleri barındırmaktadır. Bunun yanı sıra, bahsi geçen bölgede yoğun nüfuslu pek çok kasaba ve köy de bulunmaktadır. Başka bölgelerdeki Suriyeliler bu kurtarılmış bölgelere yerleşiyorlar; bu kurtarılmış bölgenin nüfusunun 500.000 civarlarına yükseldiği tahmin ediliyor.4 Türkiye gözetimi altında olan İdlib’deki gerilimi düşürme bölgeleri, Lazkiye’nin kuzeydoğusundaki bölgeler, Halep’in batısındaki bölgeler ve Hama’nın kuzeyinin toplam nüfusunun 2,5 milyon civarı olduğu düşünülüyor. Bu da Türkiye’nin kontrol ettiği güvenli bölgedeki Suriyeli nüfusunun 3 milyonun üzerinde olduğu anlamına geliyor. 6,3 milyondan fazla Suriyeli iç göçte bulunmuş5 ve son yıllarda pek çok yerinden edilmiş Suriyelinin yerleştiği İdlib Suriye rejiminin bir döküm alanına dönüşmüştür.

Afrin, Menbiç ve Kuzey Halep’ten Haseke’ye, Rakka’ya ve Deyr-i Zor’a uzanan, Fırat Nehri’nin doğusunda kalan geniş bölge ise şu an ABD destekli YPG’nin kontrolü altında. Bu bölgede 3 milyona yakın Suriyelinin yaşadığı tahmin edilmekte. YPG bölgede etnik temizlik yapmakla ve DAEŞ’ten aldığı bölgelerdeki Arap ve Türkmen nüfusunu yerinden etmekle suçlanmaktadır. Muhaliflerin kontrolü altında olan Kuzey Humus’ta Er-Restan ve Telbise illerindeki gerilimi düşürme bölgelerinde, Şam’ın kuzeyindeki Doğu Guta kırsalında, Dera ve Kuneytra illerinde ve Rif Şam’daki Doğu Kalemun bölgelerinde yaşayan en az bir milyon daha Suriyeli bulunmaktadır. Dolayısıyla, toplamda yaklaşık 11 milyonluk bir Suriyeli nüfusunun Esed rejiminin kontrolündeki bölgelerde yaşadığı tahmin ediliyor.6 Mültecileri de eklersek, Suriye’nin toplam nüfusunun kabaca %40-45’i rejim kontrolü altındaki bölgelerde yaşamlarını sürdürmektedir.

Suriye’nin toplam alanı yaklaşık 185,000 kilometrekareye tekabül etmektedir; bunun %27’sini ABD destekli YPG, %15’ini ise Türkiye destekli muhalifler ve gerilimi düşürme bölgeleri oluşturmaktadır. Şam ve Halep gibi büyük şehirler de dahil olmak üzere, geri kalan meskûn bölgelerin çoğunluğu (%54) Esed rejiminin kontrolündedir.7 Aralık 2017 itibarıyla, Suriye haritasına bakıldığında DAEŞ’in tüm büyük kentsel merkezlerini kaybettiği ve seyrek nüfuslu çöl bölgelerine sıkıştırıldığı görülebilir. Bu bağlamda, Rusya Esed rejimine kaybettiği toprakları geri kazandırmış olsa da, bahsi geçen bölgede yönetilecek pek bir nüfusun kalmadığı söylenebilir. Eğer Türkiye önerdiği güvenli bölgeye barış getirebilirse, Suriye’nin mevcut nüfusunun üçte birlik kısmı Türkiye’nin doğrudan yönettiği bölgede yaşıyor olacak.

Türkiye’nin önümüzdeki hedefleri ise YPG kontrolündeki Afrin ve Menbiç olacak. Afrin’in kontrolünün yeniden sağlanması YPG güçlerini Fırat Nehri’nin doğusuna itmekten daha kolay görünüyor. Afrin’deki YPG kontrolünün Rus ordusunun desteğiyle gerçekleşmesi, Türkiye ve Rusya’nın Suriye bağlamındaki yakınlaşması bunu kolaylaştıracaktır. Bahsi geçen yakınlaşmanın Türkiye ve NATO müttefiki ABD arasındaki Suriye konusundaki yakınlaşmasından daha baskın olduğunu belirtmekte fayda var.

Türkiye’nin afet yönetimi, altyapı inşası ve profesyonel insani yardım konusundaki tecrübeleri ülkeyi diğerlerinden ayırmakta.8 Tüm bu melekelerle birlikte, Türkiye’nin Suriye’yi yeniden inşa etmek ve birleştirmek konularındaki kararlılığı halihazırda rejim ve YPG kontrolündeki bölgelerde yaşayan Suriyelilere kendini kabul ettirmesi hususunda yardımcı olacaktır. Koruması altında bulunan Suriyeli nüfusu dolayısıyla, Türkiye Suriye’deki muhtemel siyasi uzlaşma görüşmelerinde kilit aktör olacaktır.

Kuzey Suriye’deki Azez şehrinde merkezini kuran Türkiye, şu anda Suriye geçici hükümetine bölgedeki yönetimsel ve askeri işleri yürütmesi amacıyla siyasi ve askeri unsurlarını kurumsallaştırması için yatırım yapmaktadır. Güvenli bölgedeki düzgün yönetim ve yönetişim mevcut geçici hükümetin saygınlığını artıracak ve bu hükümetin Esed rejimine bir alternatif olmasını sağlayacak.

Suriye’de yaşanan bu olumlu gelişmelerin ardından, çeşitli muhalif gruplar sınır geçişlerini ve diğer donanımları geçici hükümete devretmeye başladılar.9 Vergilerden elde edilen gelir doğrudan geçici hükümetin hazinesine aktarılacak ve kurtarılmış bölgelerdeki yerel yönetimlerin idaresine yardımcı olacak.

Esed‘i 2015’teki bozgundan kurtarmasına rağmen, Rusya Esed’in en nihayetinde gitmek zorunda olduğunun farkında. Türkiye yönetimi altındaki Suriye nüfusu ve milyonlarca Suriyeli mülteci Suriye’nin geleceğini belirlemede önemli bir role sahip olacak. Dolayısıyla, güvenli bölgelerin başarılı bir şekilde oluşturulması silahlı çatışmaların azaltırken, siyasi çözüm talebinin daha da güçlenmesine yol açacak. Şu belirtilmeli ki özgür ve adil bir seçim Suriye’nin geleceği için kilit unsur olacaktır. Türkiye de Suriye’nin geleceği ve bölgedeki barışı yeniden tesis edilmesi süreçlerinin en etkili ve en meşru gücü olarak yer alacaktır.

Dipnotlar

1 http://www.aljazeera.com/news/2016/12/russia-turkey-broker-nationwide-ceasefire-deal-161229154943609.html
2 http://www.worldometers.info/world-population/syria-population/
3 http://data.unhcr.org/syrianrefugees/regional.php
4 https://www.al-monitor.com/pulse/en/originals/2017/08/syria-recreational-facilities-aleppo-countryside-euphrates.html
5 http://www.internal-displacement.org/global-report/grid2017/
6 http://www.nrttv.com/En/Details.aspx?Jimare=17651
7 http://www.syriahr.com/en/?p=78352
8 http://www.aljazeera.com/news/2017/12/syria-post-war-reconstruction-booming-jarablus-171213173713605.html
9 https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2017/10/syria-levant-front-border-crossing-interim-government.html

 

PAYLAŞ
mm
Writer is an international affairs analyst and columnist who has written for publications including Asia Times, Daily Sabah, Anadolu Agency, Hurriyet Daily News and Think Tanks Center for Iranian Studies (IRAM), and South Asia Strategic Research Center (GASAM). His work has also been translated into several languages, including Turkish, Arabic, Albanian, Thai and Bahasa Indonesia.