Analiz / Suriye Gündemi

8’nci Cenevre Müzakereleri arefesinde, uzun zamandır tartışması devam eden 2. Riyad Konferansı 22-23 Kasım’da gerçekleştirildi. Suudi Arabistan başkenti Riyad’da düzenlenen (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçleri Konferansı) 2. Riyad Konferansı, beklendiği gibi Suriye muhalefeti temsil edecek yeni bir ‘Yüksek Müzakere Heyeti’ (YMH)’nin seçimi ile sona erdi. Fakat konferans pürüssüz geçmedi.

Toplantının sonuçlarından birisi ise, YMH başkanlığından istifa eden Riyad Hicab yerine, daha önce Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Genel Sekreteri ve Şubat 2017’de yapılan Cenevre Müzakerelerinin Muhalefet Delegasyonu Başkanlığını da üstlenen Nasır Hariri getirildi. Konferanstan iki gün önce açıklanan Riyad Hicab’ın istifası, konferans ve olası sonuçları ile ilgili devam eden tartışmalar çerçevesinde okunabilir. Bu tartışmaların ana maddesinin, Esed’in siyasi geçiş döneminde olmamasına yönelik ısrardan muhalefetçe vazgeçilmesi istendiği olduğu iddia edildi.

Yeni Yüksek Müzakere Heyeti

144 kişinin katılması ile iki gün devam eden 2. Riyad Konferansının en önemli sonucu Suriye muhalefetini temsil edecek yeni bir YMH’nin oluşturulması olduğu söylenebilir. Temsiliyet açısından 2. Riyad Konferansı yeni grupların katılımıyla genişledi. Zira 1. Riyad Konferansı muhalefeti tek bir çatı altında bir araya getirememişti. Kahire ve Moskova platformları olarak adlandırılan iki siyasi muhalif topluluk, Yüksek Müzakere Heyeti’nde yer almayıp bu yapının dışında kalmıştı. Kahire Platformu 2. Riyad Konferansına katılıp yeni oluşturulan YMH’ninde de yer aldı. Yalnız Moskova Platformu 2. Riyad konferansına katılmadı. Moskova Platformu,  Esed’in ayrılmasına ilişkin herhangi bir önşartı kabul etmediğinden 1. Riyad konferansına katılmamıştı. Aynı sebepten dolayı davet edilmesine rağmen 2. Riyad konferansına da katılmadı. Ayrıca ‘Hazırlık Komitesi’ 2. Riyad Konferansına müzakere heyetinin ortak vizyonu üzerine fikir birliği sağlanamadı diyerek konferansa katılmayı reddetti.[1]

9-10 Aralık 2015’te kurulan ilk YMH’de hem Suriye içindeki ve dışındaki siyasi muhalif gruplar hem de askeri gruplar yer almıştı. Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) 9 kişiyle, Ulusal Koordinasyon Komitesi 5 kişiyle, Askeri gruplar ise 10 kişiyle yer almış, ayrıca heyette 8 bağımsız kişi bulunmuştu.

2’nci Riyad Konferansında oluşturulan yeni YMH sandalyeleri ise şu şekilde dağıtılacağı konuşuldu: SMDK 6, Koordinasyon Komitesi (Suriye içinden) 6, Kahire Platformu 4, Moskova Platformu 4, Bağımsız 15, askeri gruplar 10 ve aşiretler temsilen 2 kişi[2]. Birinci YMH ise, askeri gruplardan 11, SMDK 9, Koordinasyon Komitesi 6 ve 8 bağımsızdan oluşuyordu.[3] 1. Riyad konferansında pozisyonunu zayıflatan İstanbul merkezli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), ikinci Riyad konferansında daha zayıf bir konuma gelmiştir.

Nitekim yeni YMH tarafından 8. Cenevre müzakerelere katılacak muhalefetin delegasyonu 23 üyeden oluşuyor. Delegasyon; SMDK’den 4, Koordinasyon komitesinden 3, Kahire Platformundan 4, Moskova Platformundan 3, Bağımsızlardan 6, Askeri grupların temsilcilerin 3 üyeden oluşuyor. Yeni YMH tarafından oluşturulan müzakere delegasyonun üyelerinin dağılımı ile eski YMH oluşturduğu delegasyonun dağılımıyla kıyasladığımız zaman, Kahire ve Moskova Platformu temsilcilerinin yeni katılımının yanı sıra bağımsızların da sayısının arttığı, askeri grupların temsilci sayısının ise 10’den 3’e azaldığı, SMDK ve Koordinasyon Komitesinin sayıları muhafaza ettiği görülüyor.

Ademi Merkeziyetçi Suriye ve Esed’in Geleceği

Yakınlaştırmak için tıklayın

Riyad konferanslarından çıkan bildiriler, müzakerelerde muhalefet delegasyonları için bir referans teşkil edecek bir belge olduğu için önem arz etmektedir. İki bildiri incelendiğinde iki husus ön plana çıkıyor. Birincisi Suriye’nin rejimin gelecekteki şekli, ikincisi ise  Esed’in geleceğidir.

2’nci Riyad Konferansından sonra yayımlanan bildiri, daha önce 1. Riyad konferansından çıkan bildiri[4] gibi, ‘Suriye’nin toprak bütünlüğünü’ belirtse de özellikle Suriye’de kurulacak siyasi rejimin ‘İdari yönetiminde ademi merkeziyetçi’ bir rejim olması gerektiği vurgulanıyor. Kurulacak rejimin ademi merkeziyetçi ilkesine benimsemesi, Rusya’nın Suriye için hazırlandığı yeni anayasa çalışmaları vizyonunu örtüyor.

Bildiride dikkat çeken ve 1. Riyad bildirisinden farklı olan husus ise, Esed’in geleceği meselesidir. Muhalefetin ve devrimci güçlerin çoğu bu konuda hemfikir olsa da, Kahire Platformu veya Rusya tarafından desteklendiği söylenen Moskova Platformu bu pozisyonu benimsemiyor. Moskova ve Kahire platformların sahada karşılığı bulunmamasına rağmen, uluslararası veya bölgesel devletlerden aldıkları siyasi destekle masaya oturmaya başardılar.

2’nci Riyad Konferansın bildirisi ‘Esed, geçici dönemin başladığı anda gitmesi gerektiğini’ açık bir şekilde ifade ederken, Kahire ve Rusya Platformları bu ifadeye karşı çıkmıştı. 2. Riyad bildirisinde[5] ise Esed’in gitmesinden bahsedilse de, yapılacak müzakerelerin önkoşulsuz olacağını belirtildi. Bildiride ayrıca ‘önkoşulsuz doğrudan müzakereler demek, bütün konular masaya yatırılır ve müzakere edilir demektir. Ayrıca herhangi bir tarafın önkoşul koyma hakkı yoktur’ ifadesi kullanıldı. Bu ifadenin Esed’in gitmesi konusunun YMH açısından müzakere edilebilecek bir husus olduğunu kabul etmek anlamına geldiği şeklinde yorumlandı.

Bu açıdan 1. Riyad bildirisi siyasi çözüm olarak siyasi geçiş dönemini vurgularken, 2. Riyad konferansın bildirisi siyasi çözüm olarak yeni anayasa yazımı ve seçim yapılmasını öne çıkardı . 2. Riyad konferansında önerilen siyasi çözüm, Rusya’nın Soçi konferansında önerdiği siyasi çözüm vizyonuna uyuyor.

2. Riyad Konferansı ve İtirazlar

2’nci Riyad Konferansı düzenlenmesinin öncesinde itirazlar başlamıştı.. En belirgin itirazı YMH’nın başkanı Riyad Hicab istifa ederek yapmış olsa da, keza aynı şekilde SMDK’nın eski başkanı Halit Hoca başta olmak üzere muhalefetin birçok önde gelen isimleri de konferansı açık bir şekilde eleştirdi.[6]

Bu bağlamda, konferansından iki gün önce 20 Kasım tarihinde onlarca muhalif aktivist ve siyasetçi tarafından imzalanan bir bildiri ile 2. Riyad konferansı eleştirildi. Bildiride[7], Esed’in gitmesinin Suriye devriminin tartışılmaz bir prensibi olduğu aktarıldı. Bu prensibe katılmayan Moskova Platformunu ağır bir dilde eleştirerek, muhalefetin delegasyonunun yerine Esed rejimin delegasyonunda yer alması gerektiğini öne sürüldü.

Suriyeli muhalefetin konferansa yönelik eleştirileri konferansın düzenlenmesinden sonra da devam etti..  Muhalefetin önemli yapılanmaları ve şahsiyetleri (Suriye Halkına Beyanname) adı altında imzaladığı bir bildiride[8], 2. Riyad Konferansının sonuçlarını reddedip YMH yeniden yapılanması başta olmak üzere alınan kararların Suriye halkını ve devrimini temsil etmediğini iddia etti. Beyanname, ‘Esed’in gitmesi müzakere edilmez bir prensiptir ve siyasi geçişi sağlayabilmek için kesin bir şarttır’ denildi. Ayrıca 2. Riyad Konferansı , Esed’in düşürülmesi yerine yeni anayasa ve seçimin yapılmasını kabul etmek ile suçlandı. Beyannameyi imzalayanlar arasında; Suriye Ulusal Konseyi, Halit Hoca, Georga Sabra, Suheyr Atasi, Lebib Nahhas, Muhammet Faruk Tayfur ve Suriye muhalefetinde önde gelen 200’e yakın ismi bulunuyor.

Keza aynı şekilde aralarında Ahrar’uş Şam ve Nurettin Zengi hareketinin de  bulunduğu 21 askeri grubun, 28 Kasım’da yayınladıkları bildiride 2. Riyad Konferansının sonuçlarını reddetti. ‘Suriye devrimin düşmanları’ olarak adlandırdıkları Kahire ve Moskova Platformlarının müzakere heyetine dahil edilmesini veya edilmeye çalışılmasını sert bir dille eleştirdi. Diğer taraftan Suriyeli muhalefet içerisinde 2. Riyad Konferansın sonuçları olumlu olduğu iddia eden de oldu. Suriye Muhalif Geçici Hükümetinin eski başbakanı Ahmet Tuma, 2. Riyad Konferansı muhalefeti tek bir çatı altına getirerek yeniden Cenevre sürecini canlandıracağını söyledi[9].

Sonuç itibarıyla müzakere masasında kalmakta zorluk çeken Suriye muhalefeti, 2. Riyad Konferansı ile yeni bir Yüksek Müzakere Heyeti ile Cenevre’de temsil edilecek. Bu yeni oluşum muhalefetin temsilciliğini şekillendireceği gibi, hem Suriye’nin geleceğini hem de muhalif yapı ve oluşumlarını da etkileyecektir.

Dipnotlar


[1] Al-Arabi Al-Jadid, Minasat Mosko Tukat’i, 22 Kasım 2017 https://goo.gl/Jr4BrY 
[2] Shaam Network, Mukhrajat Riyad 2, 32 Kasım 2017 https://goo.gl/HsXxjT
[3] Al Souriye, İrtifa Added El Hayet El Ülye Lil Tefawd 11 Aralık 2015, https://goo.gl/b7BdwI
[4] El-Bayan El-Hitami li-Mütemer Er-Riyad 10 Aralık 2015 http://www.all4syria.info/Archive/276876
[5] 2. Riyad Konferansın bildirisinin tam metni https://docs.google.com/viewerng/viewer?url=http://almodon.com/file/Get/c0d4b4dc-cfa3-4b32-bf1d-b9c11769fc68
[6] Halit Hoca, El Thawra El Suriyye Bayn Khiyar El Mutawala wa Fakh El Musawama, 18 Kasım 2017 https://goo.gl/bDgvqB  

[7] Bayan ile Mütemer El Suriyyen Fi El Riyad, 20 Kasım 2017 https://docs.google.com/document/d/1zVVMOZY4ZNqRN6gCcdK_eLQYm5pL8CoPFx8n1ULIn8U/mobilebasic
[8] Suriye Halkına Beyanname https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScZ8X-b03FkC3Uoa2BZuMsKfk_g05wF4HiEE2ov_BSPxXwfyA/viewform
[9] https://twitter.com/Drahmadtoma1965/status/935562632924450816

PAYLAŞ
mm
Suriye’de devam etmekte olan iç savaşın siyasi, insani ve askeri yönlerini en güncel, anlaşılır, olabildiğince objektif ve yalın bir dille Türkiye kamuoyuna ulaştırmayı amaçlayan, kâr amacı gütmeyen haber-analiz portalıdır.