2017 itibariyle nüfusunun yaklaşık yarısı yaşadığı yerden göç etmek zorunda kalan, 6,3 milyon vatandaşı ülke içinde başka bir bölgeye, 5 milyondan fazlası ise ülke dışına göç eden Suriye, dünyada en çok insani yardıma muhtaç ülkelerden biri konumunda. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre bugün itibariyle 13,5 milyon Suriyeli yardıma muhtaç halde.[1]

İnsani yardımın dağıtımı savaş bölgelerinde her zaman çok büyük bir problem olmuştur. Savaş, iç savaş veya çatışmalı bölgelerde taraflar yardım malzemelerini kendilerini dağıtarak siviller üzerinde kontrol sağlamak, karşı tarafın insani yardıma ulaşmasını engelleyerek güçsüz duruma düşürmek, yiyecek ve tıbbi malzemeden mahrum bırakarak teslim olmaya zorlamak gibi, günümüzde insancıl hukuka[2] aykırı bir biçimde, savaş suçu kapsamına giren fiilleri sıklıkla bir silah olarak kullanmaktadır.

İnsani Yardım Bir Savaş Aracı Olarak mı Kullanılıyor?

Diğer çatışmalı bölgelerde olduğu gibi Suriye’de de uluslararası yardım örgütlerinin insani yardımı dağıtma çalışmaları  sıklıkla kesintiye uğramakta ya da eksik olarak yürütülmekte. Bunun temel sebebi organizasyon yetersizliği, yetersiz malzeme vb. nedenlerden ziyade, rejimin kuşatmaları temel bir savaş aracı kullanması. Rejim, iş savaşın başından itibaren muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeleri kuşatıp yardım gönderilmesini engelleyerek, silahlı grupları sivillerle beraber açlığa mahkûm etmeye ve teslim olmaya ya da bölgedeki sivil halkın silahlı muhaliflere karşı harekete geçmesini sağlamaya çalıştı. Bu hedefinde başarılı olamadığında ise ağır bombardıman eşliğinde uzun süren kuşatma sonrasında silahlı muhaliflerin ve onlara destek veren sivillerin göçmesine izin vererek söz konusu bölgenin denetimini yeniden ele geçirmeyi amaçladı. Üzerinden neredeyse artık kimsenin yaşa(ya)madığı bölgelerin tekrar hâkimi olmak Suriye Hükümeti açısından bir başarı idi. İç savaş boyunca benzer şekilde silahlı muhaliflerin yanı sıra, DAEŞ ve Nusra da bazı köyleri ve kasabaları kuşatarak onları teslim olmaya zorladı. Ancak bunların sayısı ve büyüklüğü Rejim’in kuşatmalarından çok daha az idi.[3]

Doğu Guta ve Yermük Kampını gösteren harita (Yakınlaştırmak için tıklayın)
Suriye’de İnsani Yardıma Gereksinimi Ne Boyutta?

Kuşatma altında yaşanan trajedilerin ve sivillerin çektiği acıların sesi çoğunlukla dünya kamuoyuna ulaşamadı. Nitekim savaşın şiddetinin azaldığı 2017 yılında Doğu Guta’da rejimin kuşatması altında iken açlık ve yetersiz beslenme sonucu ölen bebeklerin fotoğrafları dünya kamuoyunda çok az yer aldı.[4] Benzer bir durum Şam’ın bir banliyösü olan Yermük’te 2014 yılında da yaşanmıştı. Savaş öncesi yaklaşık 150 bin Filistinli mültecinin yaşadığı bölgenin savaş sırasında muhaliflerin denetimine girmesi sonrası Rejim tarafından kuşatılan bölgede kapana kısılan 18 bin sivil içerisinde açlığa bağlı ölümler yaşanmış, ancak rejim uzun süre kuşatmayı kaldırmayı kabul etmemişti.[5]

Eylül 2017 itibariyle Suriye’de yaklaşık 3 milyon kişi kuşatma altında ya da yardımın ulaştırılması zor olan bölgelerde bulunuyor. (Bunların 420 bini Rejim’in askeri güçlerince çevrelenmiş durumdaki .) Kuşatma altındakilerin yüzde 90’ı ise Doğu Guta’da bulunuyor.[6] BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Raad el Hüseyin, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada Şam’ın doğusunda bulunan ve başkente sadece 10 km uzaklıktaki Doğu Guta’daki mahallelerde mahsur kalan en az 350 bin kişiye gıda ve ilaç ulaştırılmasına derhal izin verilmesi çağrısı nda bulunmuştu.[7] Uluslararası Af Örgütü de yayınladığı bir raporda yaklaşık 400 bin kişinin Rejim güçlerince kuşatılmış bölgede bulunduğunu ve insani ve tıbbi yardımın buralara ulaştırılmasının engellendiğini açıkladı.[8] Ekim 2017 itibariyle temel besin maddelerini bulmanın neredeyse imkânsız olduğu bölgede, mevcut gıda maddeleri 9 – 10 katı fiyata satılmakta. Doğu Guta bir kilo şeker karaborsada 3500 Suriye lirasına (yaklaşık 27 TL), bir kilo bulgur 1200 Suriye lirası (9 TL) , 1 litre sıvı yağ 5500 Suriye lirasına (43 TL) satılırken, yardım konvoylarının bölgeye giriş izni için yapılan çağrılara karşılık Rejim ya sessiz kaldı ya da kısa süreli ve kısmi yardım konvoylarının girişine izin verdi.[9]

Kimler Yardım Ediyor?

Suriye’de yardım faaliyetleri BM ve diğer uluslararası insani yardım örgütleri tarafından komşu ülkelerin Suriye sınırına yakın bölgeler ya da Suriye içinde çatışmanın yaşanmadığı alanlar lojistik üs olarak kullanılarak ve yerel örgütlerle iş birliği içinde gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Örgütler zaman zaman çatışmaların yaşandığı bölgelere de girerek yardım ulaştırmaya çalışıyorlar. BM İnsani İşler Koordinatörü Ofisi (OCHA), BMMYK ve UNICEF hem kendi ekipleri aracılığıyla hem de diğer yardım örgütlerini koordine ederek hem ihtiyaçları hem de ihtiyaç sahiplerini tespit etmekte ve milyonlarca Suriyeliye ulaşmakta. OCHA, 2016 yılında 4 milyonun üzerinde giysi vb. malzeme, yaklaşık 3 milyon yiyecek ve 300 bin çadır vb. malzeme sağladığını açıklarken, 2014 yılından itibaren haftada ortalama 4 yardım konvoyunun Suriye’ye giriş yaptığını ifade etti.[10]

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu da (IFRC) başta Suriye Kızılayı (SARC) olmak üzere yerel örgütlerle yaptığı çalışmalar sonucu her ay yaklaşık 4,5 milyon kişiye yardım ulaştırmakta. Komşu ülkelerden binlerce gönüllünün desteğini alan IFRC, bugüne kadar İç Savaş sırasında Suriye Kızılayı’ndan 48, Filistin Kızılayı’ndan ise 7 kişinin yardım dağıtımı sırasında öldürüldüğünü açıkladı.[11] Bir diğer uluslararası kurum olan Uluslararası Kızılhaç Örgütü (ICRC) ise yine başta SARC olmak üzere yerel örgütler aracılığı ile Suriye’de barınma, beslenme, altyapı ve sağlık alanında çalışma yapıyor. ICRC, Suriye’de 2016’da 57 kez çatışmalı bölgelerde yardım operasyonu gerçekleştirdiğini açıklarken, mevcut yardımların dörtte birinin kuşatma altında ya da ulaşılması zor yerlere yapıldığını belirtti.[12] Islamic Relief Worldwide adlı örgüt ise Suriye içinde 4 milyonun üzerinde, Lübnan, Irak ve Ürdün’de ise yaklaşık 500 bin Suriyeliye yardım sunmak için çalışmalar yürütüyor.[13]

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve Suriye-Amerika Tıp Topluluğu (SAMS) gibi örgütler ise gerek kendi kurdukları sahra hastaneleri ile gerekse Suriye genelindeki sağlık birimlerine verdikleri desteklerle sağlık alanındaki ihtiyaçları karşılamaya çalışmaktalar.[14] SAMS, sadece 2016 yılında 3 milyondan fazla sağlık hizmeti sunduğunu belirtmekte.[15]

Bu büyük çaplı federasyonların dışında Save the Children, Zakat Foundation of America, Karam Foundation ve Care gibi pek çok örgüt Suriye’de insani yardım alanında çalışıyor. Bugün 3 milyona yakın Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye de, resmi ve sivil insani yardım örgütleri ile Suriye’de çalışmalarını sürdürüyor. AFAD, Türk Kızılayı, İHH, Sadaka Taşı, İyilik Der gibi kuruluşlar acil insani yardım alanındaki en etkin örgütler arasında yer almakta.

Yardımlar Yeterli mi?

Suriye’de bugün ihtiyaçlar kısa, orta ve uzun vadede çeşitlilik göstermekte. Bir grup barınak, yiyecek ve battaniye ihtiyacı içinde iken diğer bir grup sağlık ekipmanı, elektrik, inşaat malzemesine gereksinim duyabiliyor. İhtiyaçlar toplumsal veya bireysel olabiliyor. İnsani yardım örgütleri sahada ne kadar çok bulunup temasta bulunurlarsa, ihtiyaç listesi o derece doğru hazırlanabiliyor.[16]

Yardımlar için gereken miktar BM tarafından sürekli güncellenmekte. Ekim 2017 itibariyle yaklaşık 4 milyar 633 milyon dolar para yardımı gerektiğini açıklayan BM bu paranın ancak yarısına yakınını almış ya da kendisine bu paranın verileceği taahhüt edilmiş durumda.[17]

Kuşatma altındaki bölgelere yardım konusunda Suriye Rejimi’nin ikna edilememesi üzerine bu bölgelere Koalisyon Güçlerince havadan yardım atılması önerisi de gündeme geldi.[18] Ancak havadan yardım önerisi, tek başına yeterli olmayacağı ve bu konuda kesin bir çözüm için uluslararası kamuoyunun tarafları yasadışı kuşatmalardan vazgeçirmek için kararlı bir şekilde bir araya gelmesi gerektiği yönünde eleştirilerle karşılaştı.[19]

“Kuşatma”, “açlık, “yardım” vb. kavramlar medyada dile getirildiğinde savaşın etkilerini hissetmeyen insanlar için sadece haber niteliği taşıyor. İnsanlar medya aracılığı ile insani yardıma gereksinim haberlerini okuduğunda, mevcut yardım örgütlerinin “gerekeni yaptığını” ve yirmi birinci yüzyılda insanların açlıktan ölmesinin sistematik değil tekil vakalar olduğunu düşünüyor. Tıpkı mültecilerin çoğunun gerçekten evlerini terk etmek zorunda olmadıklarını düşündükleri gibi. Uluslararası toplumun tepkisi ancak Aylan bebeğinin çarpıcı ölüm fotoğrafları ajanslarca servis edildiğinde büyüyebiliyor. Ancak bu tepkiler kısa bir sonra sönüyor. Bazı vakalar ise Aylan Bebeğin ölümü kadar yürek parçalayıcı olsa da hak ettikleri ilgili çekemiyor. Sonuç olarak, Doğu Guta’da açlık sonucu ölen bir bebeğin fotoğrafı ya da Halep’te kuşatma altında yaşayan çocuklarla yapılan röportajda sorulan “Bugün ne yedin?” sorusuna verilen yanıtlar biraz gündemde kaldıktan sonra arşivlerdeki yerini alıyor.[20]

Dipnotlar


[1] “Syria Emergency”, UNCHR, 30.05.2017.

[2] İnsancıl hukuk, silahlı çatışma dönemlerinde savaşa taraf veya artık taraf olmayanları korumaya, kullanılan savaş yöntem ve araçlarını sınırlandırmaya çalışan kurallardır. Buna göre, “sivil halkın aç bırakılması ve yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli olan nesnelerin tahribi” yasaktır. Bkz. “Uluslararası İnsancıl Hukuk – Sorularınıza Cevaplar”, Türk Kızılayı ve ICRC, 2004.

[3] İç Savaş sırasındaki kuşatmalara ilişkin ayrıntılı bilgiye “Siege Watch” adlı siteden ulaşılabilir.

[4] Kareem Shaheen, “Syria: shocking images of starving baby reveal impact of food crisis”, The Guardian, 23.10.2017.

[5] Eric Reidy, “Starving to death in Syria’s Yarmouk camp”, Al Jazeera English, 29.01.2014.

[6] “About the Crisis”, United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs (OCHA), 23.11.2017.

[7] “BM: Doğu Guta’daki açlık son bulmalı”, BBC Türkçe, 27.10.2017.

[8] “Syria: ‘We Leave or We Die’: Forced displacement under Syria’s ‘reconciliation‘”, Amnesty International, 13.11.2017, s. 78.

[9]Şam’ın Doğu Guta bölgesi açlığın pençesinde”, Anadolu Ajansı, 07.10.2017.

[10] “About the Crisis”, OCHA, 23.11.2017.

[11] “Syria crisis”, IFRC, 23.11.2017.

[12] “War in Syria: Latest from the front line”, ICRC,29.06.2017.

[13] “Syrian Arab Republic”, Islamic Relief Worldwide, 23.11.2017.

[14] “Syria: Latest MSF Updates”, MSF, 23.11.2017.

[15] “Annual Report 2016”, SAMS, 23.11.2017.

[16]Supporting the future of Syria and the region – ICRC statement to the United Nations”, ICRC, 21.09.2017.

[17] “Syria Regional Refugee Response”, UNCHR, 23.11.2017.

[18]  “European MPs urge governments to make airdrops to Syrian civilians”, The Guardian, 28.04.2016.

[19] James Snell, “How to end Syria’s sieges”, Middle East Eye, 23.11.2017.

[20] “Kuşatma altındaki Halep’in çocukları: Günde sadece bir öğün yiyoruz”, Al Jazeera Turk, 18.10.2016.

 

PAYLAŞ
mm
Lisans ve yüksek lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih Bölümünde tamamladı. İnsan hakları alanında çeşitli sivil toplum örgütlerinde raportör ve uzman olarak çalıştı. Halen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi Bölümünde doktora çalışmasına devam etmektedir.