Rusya'nın Suriye politikasında YPG faktörü
Yorum / Suriye Gündemi

Rusya, Astana‘da Türkiye ve İranla Suriye için çözüm yolları ararken, diğer yandan YPG kozunu oynayıp askeri ve siyasi kazanımlarını en yükseğe çıkarmayı hedeflemektedir. Rusya‘nın son Soçi hamlesi ve YPG ile varılan anlaşma çerçevesinde Rus vatandaşı DAEŞ militanlarının Rus yetkililere teslim edilmesi bu minvalde öne çıkmaktadır.[1] Hatırlanacağı üzere Rusya, 2017 başında Suriye için yeni bir anayasa taslağı hazırlamıştı.[2] Taslak, istenilen etkiyi gösteremese de söz konusu metinde en dikkat çeken ve tartışılan konuların başında Suriye’nin Kuzeyi için öngörülen otonom bölge teklifi geliyordu.

Soçi‘de 18 Kasım’da düzenlenmesi planlanan ancak belli olmayan bir tarihe ertelenen Suriye Halkları Konferansı’nda  Suriye‘nin siyasi geleceği konuşulacaktı.[3] Konferans, bir yandan ABD ve AB ülkelerini dışarıda tutarken, diğer yandan İran ve Türkiye‘yi de dışlamaktaydı. Fakat YPG‘nin siyasi yapılanması PYD davetliler arasındaydı. Soçi Konferansı Suriye muhalefetinin tepkisi ve Türkiye‘nin girişimiyle ertelenmiş olsa da Rusya‘nın Suriye’nin geleceğine ilişkin tasavvuru hakkında ipucu vermektedir.

Rusya‘nın Federatif Devlet Anlayışı

Türkiye ve Rusya, Astana görüşmeleri doğrultusunda Suriye‘nin toprak bütünlüğü üzerine mutabık kalmıştır. Görünenin aksine mutabakat, aslında içerisinde birçok fikir ayrılıklarını barındırmaktadır. Türkiye, Suriye‘nin toprak bütünlüğü kavramından üniter bir yapılanmayı benimserken, Rusya ise federatif ve/veya otonom bölgeleri kapsayan bir devlet anlayışını benimsemektedir.

Rusya, federatif bir yapıya sahiptir. Ülke sınırları içerisinde Adıge Cumhuriyeti; Altay Cumhuriyeti; Başkurtistan; Buryatya; Çeçenistan; Çuvaşistan; Dağıstan; Hakasya; İnguşetya; Karaçay-Çerkesya; Yakutistan; Tataristan; Tuva; Udmurtya gibi otonom bölgeler (Cumhuriyetler) bulunmaktadır. Her devletin kendi sistemi doğrultusunda dış politika hamleleri belirlediği gibi Rusya da kendi devlet anlayışı doğrultusunda bir dış politika anlayışına sahiptir. Rusya için federatif bir yapılanma ve otonom bölgelerin varlığı bir devlet için en iyi çözüm/yöntem olarak görülmektedir. Bu sebeplerden ötürü, Rusya’nın Suriye’nin Kuzeyi’nde federal veya otonom bir bölgeyi Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına bir tehlike olarak görmemesi ‘doğaldır’.

Kendi sınırları içerisinde bulunan ayrılıkçılara karşı sert bir tavır sergileyen Rusya, diğer yandan bu bölgelere otonomi haklarını tanıyarak kendi sınırları içerisinde tutmayı başarmıştır. Özellikle Çeçenistan örneğinde görüldüğü üzere, Rusya bağımsızlık arayışlarına karşı çıkmaktadır ama ulus devlet sınırları içerisinde otonom bir varlığı kabul ve teşvik etmektedir. Bir dönem bağımsızlık arayışı içerisinde olan Çeçenlere karşı amansız saldırılar ve politikalar sergileyen Rusya, ayrılıkçı olmayan Kadirov hükümetini ise desteklemektedir. Rusya, federasyon, otonomi gibi konularda Türkiye’den çok farklı tecrübeye ve geleneğe sahiptir. Bu nedenle Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması üzerine mutabık kalınan karar, Türkiye için farklı Rusya Federasyonu için farklı anlamlara gelmektedir.

Rusya‘nın YPG ile Sahadaki Angajmanı

Rusya, Suriye‘de YPG ile birçok noktada ortak hareket etmiştir. Özellikle Halep’in Esed Rejimi ve rerjimi destekleyen Rusya tarafından ele geçirilmesinde YPG’nin rolü önemlidir. Şubat 2016’da yoğun Rus hava saldırıları desteğiyle rejim ve rejim yanlısı milisler Başköy’den başlattıkları operasyonun sonucunda Muhaliflerin Kuzey Halep’ten Halep merkezine giden ikmal hattını kesmeyi başarmıştı. Ardından yine Rus hava desteği ile Tel Rıfat’ı muhaliflerden alan YPG güçleri Rejim ile kuzeyde bulunan muhalifler arasında tampon bölge oluşturmuştu.[4]

Rejim, Haziran 2016’da Halep’in kuşatılması operasyonunun ikinci evresini başlatmıştı.  Kuzeyden Mellah Çiftliklerini ele geçiren Rejim yanlısı milisler, YPG ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri saldırı sonucu Kastello yolunu ele geçirmişti. Kastello yolunun düşmesiyle Rejim, Temmuz 2016’da Halep’teki muhalifleri tamamen kuşatma altına almayı başarmıştı. Halep merkezindeki Şeyh Maksud mahallesinde YPG varlığını halen devam etmektedir.[5]

Diğer Rus-YPG ortaklığı ise Afrin bölgesinde görülmektedir. Tel Rıfat‘ın YPG tarafından ele geçirilmesinin ardından, Afrin bölgesindeki Rus-YPG yakınlaşması hız kazanmıştır. Rusya‘nın Afrin bölgesi ve civarında 5 askeri üssü bulunmaktadır.[6] Rusya‘nın askeri üsleri Ayn Daknah, Tel Rıfat ve Minnag askeri hava üssünde de bulunması, Türkiye‘ye karşı kalkan oluşturmaktadır. YPG’nin, Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerle olan sınır hatlarında Rus askeri üslerin bulunması ayrıca önem teşkil etmektedir.

Rusya'nın Afrin deki askeri üsleri
Kaynak: http://www.suriyegundemi.com/2017/11/18/turkiye-suriye-siniri-son-durum-18-kasim-2017/

Rusya-YPG angajmanını sahada gösteren diğer bir gösterge ise Menbiç bölgesi için yapılan anlaşmalardır. Fırat Kalkanı Harekatı‘nda El-Bab‘ın ele geçirilmesinden sonra, Türkiye destekli Suriyeli muhaliflerin Menbiç‘e doğru yönelmesi üzerine, Rusya YPG ile anlaşmaya vardı. Anlaşma kapsamında Rus ve Esed rejimi askerleri Menbiç ve Arima bölgesine sevk edildi ve YPG için bir koruma kalkanı oluşturuldu.[7] 

Rusya‘nın Çok Yönlü Suriye ve YPG Stratejisi

Rusya‘nın Suriye‘deki stratejisi çok yönlüdür ve kendi çıkarını maksimize etmeye yöneliktir. Bir yandan Rusya, Türkiye ve İran ile Astana sürecinde Suriye‘nin geleceği ve askeri durumu hakkında kararlar alırken, diğer yandan Suriye‘nin güney bölgeleri için ABD ve İsrail ile anlaşmaya  çalışmaktadır.[8] Şam ve Guta bölgeleri için ise Mısır arabuluculuğu ile çözümler aramaktadır.[9] Rusya, gerektiğinde kendi çıkarları doğrultusunda Suriye‘deki tüm aktörleri birbirlerine karşı da kullanmaktadır. Rusya‘nın

Rusya’nın S-400 hava savunma sistemleri ile Suriye’nin hava sahasını kontrol altına almayı başardığından, ABD öncülüğündeki Uluslar arası koalisyon dahi, herhangi bir gerilim veya çatışmayı önlemek amaçlı, Rusya ile irtibat hatları oluşturma gereksinimi duymuştur.[10] Örneğin Türkiye Fırat Kalkanı Harekatı esnasında, DAEŞ’a karşı gerçekleştirdiği hava saldırılarında Rusya ile irtibatta kalmıştır. Dönem dönem Türkiye, Rusya ile yaşadığı gerilim yüzünden, Suriye’de hava saldırıları gerçekleştirememiştir.

Fırat Kalkanı Operasyonun'da Yapılan Hava Saldırıları
Kaynak: http://www.suriyegundemi.com/2016/11/16/firat-kalkani-operasyonu-kapsaminda-tsknin-hava-sortileri/

Rusya, Suriye‘de güttüğü  bu stratejisini YPG konusunda da uygulamaktadır. YPG, Rusya‘nın elinde Suriyeli muhaliflerin en büyük ve önemli destekcisi olan Türkiye‘ye karşı önemli bir kozdur. Rusya bu kartı kullanmaktadır. Bir yandan YPG‘yi kullanarak taviz almaya çalışmaktadır. Diğer yandan ise YPG‘den, özellikle Afrin bölgesinde, Türkiye tehditini göstererek tavizler istemektedir. Rusya‘nın Minnag askeri üssüne ve Tel Rıfat‘a yerleşmesinin altında bu yatmaktadır. Böylelikle Rusya kendi alan hakimiyetini genişletmektedir.

Rusya’nın YPG stratejisinde ABD faktörü

Rusya‘nın YPG stratejisi sadece Türkiye‘ye karşı kurulmuş değildir. Aynı zamanda ABD‘ye de karşı kurgulanmış bir strateji söz konusudur. ABD, Suriye‘de YPG‘ye yatırım yapmaktadır ve kendi vekil kuvveti olarak askeri destek vermektedir. Rusya ise YPG‘yi ABD‘nin elinden alıp  kendi menfaatine yönelik kullanmak istemektedir. YPG‘ye kendisini alternatif gösterip, ABD‘ye karşı olan bağımlılıklarını azaltmayı hedeflemektedir. Ayrıca uzun vaadede ABD‘nin bölgeden çekildiği konjönktürde YPG‘nin hamisi olarak rol almayı istemektedir. Rusya‘nın ABD‘ye nazaran en büyük kozu Esed rejimi üzerindeki etkisidir. ABD YPG‘ye DAEŞ‘e karşı hava, askeri eğitim, silah ve lojistik deşteği sağlamıştır. Fakat Esed rejiminin YPG‘ye karşı büyük saldırı başlattığı senaryoda, ABD‘nin YPG‘yi ne denli koruyacağı meçhuldür. Rusya ise YPG‘ye bu yönde güvence verebilir. Esed rejimi askeri anlamda özellikle Rusya‘ya muhtaçtır. Rusya‘nın karşı çıktığı askeri bir operasyon yapması zordur.

Rusya‘nın YPG‘ye vaad edebileceği diğer bir konu ise otonom bölgedir. Rusya‘nın anayasa taslağında da görüldüğü üzere Rusya otonom bir yapıyı desteklemektedir. ABD de bu görüşte olsa da, Esed rejimi üzerinde etki alanı kısıtlıdır. Rusya ise Esed rejimi ve YPG arasında otonom bölgenin gerçekleşmesi için arabuluculuk yapabilir. YPG‘nin Rusya ofisinin  hala faaliyette olması ve Rusya ile YPG arasında Suriye‘de  görüşmelerin yapılması bu yönde bir işaret olarak değerlendirilebilir. ABD, YPG için askeri ve lojistik ortak ve koruma kalkanı iken, Rusya YPG‘ye anayasal meşruiyeti ve uzun dönemli ortaklığı vaad edebilmektedir.

Rusya‘nın PKK‘ya Karşı Tarihi Tutumu

Rusya Suriye‘nin geleceğinde YPG‘yi bir aktör olarak görmektedir. Ayrıca Rusya ABD ve AB‘ye kıyasla PKK‘yı da terör örgütü olarak tanımlamamaktadır. Rusya‘nın PKK ile ilişkisi Suriye savaşının çok öncelerine dayanmaktadır. Marksist-Leninist bir örgüt olan PKK, kuruluşundan itibaren Rusya ile iyi ilişkilere sahip olmuştur.

Nitekim Rusya 1994’te, Türkiye’nin itirazlarına rağmen, PKK sempatizanlarının Moskova’da “Kürt Evi” açmasına müsaade etmiştir. Bu müsaadenin ardından ertesi yıl Duma meclisinde “ Kürdistan Sorunları Çalışma Grubu” kurulmuştur. İlk başlarda PKK ile olan irtibatını paravan gruplar ile yürüten Rusya, 1998’te Mahir Velat’ın PKK’nın siyasi kanadı ERNK’nın temsilcisi olarak Moskova’da görev yapmasıyla PKK ile direk olarak ve açıktan görüşmeye başlamıştır. Aynı sene Türkiye ile Suriye’yi savaşın eşiğine getiren 1998 Ekimindeki Öcalan krizi nedeniyle Öcalan gizlice Yunanistan üzerinden Rusya’ya kaçtı ve Liberal Demokrat Parti’nin milletvekili Mitrapo’nun ayarladığı bir evde kaldı. Türkiye ile Rusya arasında kriz çıkınca mecburen 33 gün sonra İtalya ya sığındı. [11]

Yakın tarihteki Rusya-PKK ilişkilerindeki bu örnekleri göz önünde bulundurarak, YPG’nin siyasi uzantısı olan PYD’nin Moskova ofisinin Rusya’nın çıkarlarına hizmet ettiği müddetçe aktif olacak olması; kısa ve orta vadede Rusya ve YPG arasındaki ilişkilerin Türkiye’nin istemediği bir eksende ilerlemesi mümkündür. Türkiye kendi ulusal güvenliği açısından tehdit unsuru olan YPG, Türkiye’yi önümüzdeki süreçte zorlayacaktır. Rusya’nın federatif devlet anlayışı, YPG ile sahadaki angajmanı, Suriye’deki çok yönlü stratejisi ve PKK’yi terör örgütü olarak tanımlamaması Türkiye-Rusya arasında sorun ve gerilim oluşturabilme potansiyeline sahiptir. Türkiye YPG tehtidini en aza indirmeyi hedeflerken, Rusya’nın YPG’ye bakışı daha farklıdır.


Dipnotlar

[1] http://dirilispostasi.com/n-48376-rusya-pkk-ittifaki-derinlesiyor.html
[2] https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2017/01/russia-meeting-syria-opposition-moscow-constitution.html
[3] http://www.hurriyetdailynews.com/syrian-meeting-in-russia-postponed-over-turkeys-objection-121931
[4] http://thenewturkey.org/aleppos-fall-and-the-role-of-russian-iranian-and-ypg-forces/
[5] http://thenewturkey.org/aleppos-fall-and-the-role-of-russian-iranian-and-ypg-forces/
[6] https://www.zamanalwsl.net/news/article/82842/
[7 http://www.thedrive.com/the-war-zone/13941/russian-armor-rolls-into-kurdish-town-as-us-and-turkish-backed-forces-skirmish
[8] https://www.haaretz.com/middle-east-news/1.812927
[9] https://www.egypttoday.com/Article/2/13282/Egyptian-mediation-behind-ceasefire-deal-in-Syria-s-Ghouta
[10] http://www.independent.co.uk/news/world/americas/us-politics/syria-war-us-russia-tensions-iran-drones-jet-miss-assad-putin-trump-latest-a7799576.html
[11] http://www.yenisafak.com/yazarlar/elvanalkaya/rusyan%C4%B1n-22-y%C4%B1ll%C4%B1k-pkk-destek-tarihi-2023456

 

 

PAYLAŞ