Ahrar el-Şam ve Cund el-Aksa Çatışması

Analiz-Haber / Suriye Gündemi

Suriye’nin kuzeyinde Ahrar el-Şam grubu ve Cund el-Aksa grubu arasında bir süredir artan gerilim, geçtiğimiz hafta Perşembe günü yaşanan Atme’de IŞİD tarafından düzenlenen intihar saldırısının ardından sıcak çatışmaya dönüştü. Her iki taraf da bir süredir birbirini farklı suikast ve bombalı saldırılarla suçlarken, 4 Ekim’de iki grup da karşılıklı suçlamalarla birbirlerinin savaşçılarını tutukladı, 6 Ekim Perşembe günü Atme’de yaşanan intihar saldırısında aralarında Ahrar el-Şam’a mensup çok sayıda savaşçı ve komutanın yer alması nedeniyle olaylar farklı bir boyuta taşındı.

Gerilimin artması ve sıcak çatışmaya dönüşmesinin ardından çok sayıda muhalif grup Cund el-Aksa’ya karşı Ahrar el-Şam’a destek vereceğini açıkladı. Açıklamaların ardından Ahrar el-Şam’la birlikte Cund el-Aksa’nın kontrolündeki bölgelere ilerlemeye başlayan Ahrar el-Şam liderliğindeki çok sayıda grup, bazı bölgelerden Cund el-Aksa’yı çıkardı. Yaşanan olayların ciddi bir iç çatışmaya dönüşmesi üzerine başta Şam’ın Fethi Cephesi ve bazı dini liderler araya girerek çatışmaları durdurmak için müzakereler başlattı. Çatışmalar Cund el-Aksa’nın kendini feshederek ŞFC’ye katılmasıyla sona erdi. Daha sonra ŞFC ve Ahrar el-Şam liderleri arasında bir anlaşma metni imzalandığı duyuruldu.

Olayların Arka Planı

2013 yılında el-Nusra Cephesi içerisinde oluşan ayrılıklar ve IŞİD’le yaşanan gerilim sırasında ortaya çıkan Cund el-Aksa grubu, Ebu Abdulaziz el-Katari tarafından kuruldu. El-Nusra ve IŞİD gerilimi sırasında tarafsız kalmayı tercih eden Cund el-Aksa’nın lideri el-Katari, 2014 Ocak ayı başlarında IŞİD’le muhalifler arasında çatışmaların başladığı bir dönemde, Cemal Ma’ruf’a bağlı Suriye Devrimciler Cephesi grubu tarafından arabuluculuk görüşmeleri sırasında infaz edildi.

Cund el-Aksa Suriyeli muhalifler içerisinde özellikle SDC gibi gruplara karşı sert bir tutum sergilerken, başından beri el-Nusra ile uyumlu bir siyasete sahip oldu. 2015 yılında, aralarında Ahrar eş-Şam ve Feylak el-Şam’ın da bulunduğu Fetih Ordusu’nun kuruluşunda yer alan grup, İdlib’in ele geçirilmesinde önemli görevler üstlendi. Daha sonra Sahl el-Gab ve kuzey Hama’da faaliyetlerini yoğunlaştıran Cund el-Aksa, İdlib çevresinde güçlenmeye başladı.

2015 yılı Ekim ayına gelindiğinde diğer muhalif gruplarla IŞİD konusunda yaşadığı anlaşmazlıklar sebebiyle Fetih Ordusu’ndan ayrıldığını açıkladı. IŞİD’in hilafet ilanını kabul etmeyen ve El Kaide çizgisinde olduğunu vurgulayan örgüt, buna karşın IŞİD’e karşı savaşmaya sıcak bakmadığını ilan etti. Grup içerisinden IŞİD’e katılımların olması ve İdlib ve çevresinde gerçekleşen bazı suikast ve intihar saldırılarında Cund el-Aksa’ya mensup kişilerin yakalanması, grupla muhalifler arasında gerilimin artmasına neden oldu. Buna karşın yaşanan gerilimler sıklıkla yapılan arabuluculuk çalışmaları ve şeriat mahkemesine başvurularak çözüldü.

Örgüt içerisinde bir grubun 2016 Şubat ayından IŞİD’le koordineli bir biçimde Hanasır yolundaki rejim mevzilerine yönelik ortak bir saldırı düzenlemesi, örgüte yönelik kuşkuların daha fazla artmasına neden oldu.

Cund el-Aksa sıcak bakmadığı gruplarla birlikte Halep operasyonuna katılmamayı tercih ederken, kuzey Hama’da ilan edilen “Mervan Hadid” operasyonuna liderlik etmeye başladı. Bölgede daha önce de Morek’in ele geçirilmesinde önemli roller üstlenen örgüt, kuzey Hama’da kısa sürede Halfaya, Tayyibet el-İmam, Sevran, Maardis ve Maan gibi çok sayıda önemli bölgenin ele geçirilmesinde etkin bir rol üstlendi. Aynı dönemlerde Cund el-Aksa, Ahrar el-Şam ve Feylak el-Şam gibi gruplarla yaşadığı sorunlar sebebiyle bu grupları kuzey Hama’daki taarruza sokmamakla suçlandı.

Bazı muhalif grupların ABD ve Türkiye ile yakın ilişkiler kurmasını ve silah yardımı almasını yanlış bulduğunu açıklayan Cund el-Aksa, “farklı ülkelerin ajandasını güttüğünü” öne sürdüğü gruplarla çalışmayı reddetti. Bu durum gittikçe tansiyonun yükselmesine neden oldu. Diğer gruplar Cund el-Aksa’yı kendilerini tekfir etmekle(dinden çıktıklarını ilan etmek) suçladı.

Sıcak Çatışma

İdlib ve çevresinde meydana gelen çok sayıda suikast ve intihar saldırısında Cund el-Aksa içerisinde yer alan IŞİD hücrelerinin olduğu öne sürülürken, bu tür saldırıların son dönemlerde artması ve Hama’nın kuzeyinde yaşanan gerilim, Atme’de 6 Ekim’de meydana gelen intihar saldırısıyla sıcak çatışmaya dönüştü.

2 gün öncesinde Ahrar el-Şam’ın IŞİD üyesi olduğu suçlamasıyla bir Cund el-Aksa üyesini tutuklaması ve ardından Cund el-Aksa’nın bir Ahrar el-Şam üyesini tutuklamasıyla gerilim karşılıklı tehditlerle iyice yükseldi. 6 Ekim’de Atme’de IŞİD’in düzenlediği intihar saldırısının ardından durum iyice kötüleşirken, sosyal medyada Cund el-Aksa’ya bağlı olduğunu öne süren hesapların saldırıyı öven açıklamalar yapması, Ahrar el-Şam ve diğer muhalif grupların Cund el-Aksa’yı saldırıdan sorumlu tutmasıyla devam etti. Bu sırada gruplar arasında silahlı çatışmalar yaşanmaya başladı.

6 Ekim’de Cund el-Aksa Ahrar el-Şam’ı İdlib’in güneyindeki Han Şeyhun’dan çıkardı. Buna karşılık Ahrar el-Şam Maarat el-Numan ve çevresinde Cund el-Aksa’ya çıkardı. Çatışmaların yaşandığı sırada, başta Ceyş’ul İslam, Feylak el-Şam ve Şam Cephesi gibi gruplar gruplar Ahrar el-Şam’a destek vereceklerini duyurdu. Çatışmalar gruplar arasında artarak sürerken, arabuluculuk çabaları yetersiz kaldı. Çok sayıda muhalif grubun Ahrar el-Şam’a destek vermesiyle Cund el-Aksa İdlib çevresindeki çok sayıda bölgeden çıkarıldı ve merkezlerine el konuldu.

8 Ekim’de Cund el-Aksa’nın çatışmaların sona ermesi için şeriat mahkemesine başvurulması çağrısı kabul görmedi. Bunun ardından Ahrar el-Şam önemli komutanlarından Ebu Munir el-Dabus’un Cebeli Zaviye bölgesinde Cund el-Aksa tarafından öldürüldüğü ve Cund el-Aksa’nın elindeki bazı Ahrar el-Şam savaşçılarının infaz edildiği duyurulunca, Ahrar el-Şam liderliğindeki çok sayıda grup, Cund el-Aksa’nın tamamen ortadan kaldırılması için çağrı yaptı ve harekete geçti. Cund el-Aksa’nın merkezi konumundaki İdlib’e bağlı Sarmin’e doğru ilerleyen gruplar, bölgedeki Cund el-Aksa varlığını bitireceklerini duyurdu.

ŞFC’nin Müdahalesi ve Çatışmaların Durması

Yaşanan çatışmalar sırasında tarafsız kalan ŞFC, müttefiki Cund el-Aksa’nın diğer gruplar tarafından yok edilmekle tehdit edilmesi üzerine harekete geçti. Arabuluculuk çalışmaları yapan grup, Cund el-Aksa’yı kendini feshedip ŞFC’ye katılmaya ikna etti. Bununla birlikte 9 Ekim günü çatışmaların en kritik anında Cund el-Aksa’nın ŞFC’ye katıldığı ilan edildi. İlanla birlikte artık Cund el-Aksa grubunun feshedildiğini ve Cund el-Aksa’ya yönelik saldırılara bir son verilmesi çağrısı yapıldı. Grup içerisindeki IŞİD hücrelerine mensup olanların tespit edilerek şeriat mahkemesine teslim edileceği taahhüdü vurgulandı.

Biat açıklamasıyla birlikte ŞFC kuşatma altına alınmak istenen Cund el-Aksa’nın merkezi konumundaki Sarmin’e büyük bir askeri konvoy gönderdi ve bölgede Cund el-Aksa’ya yönelik muhaliflerin saldırısını önledi. Bütün bölgelerdeki Cund el-Aksa kontrol noktaları ve merkezlerine ŞFC bayrakları çekildi. Çatışmalar bu açıklamanın ardından durulmaya başladı.

Bir gün sonra, 10 Ekim akşamı, ŞFC ve Ahrar el-Şam arasında, Cund el-Aksa’nın durumuyla ilgili anlaşmaya varıldığı ve Cund el-Aksa’nın ŞFC’ye katılımı ve IŞİD hücrelerinde bulunan kişilerin şeriat mahkemesine çıkarılmasına yönünde anlaşmaya varıldığı ilan edildi. Bu anlaşmaya Ahrar el-Şam’la birlikte diğer muhalif grupların da onay verdiği açıklandı.

1f

ŞFC ve Ahrar el-Şam arasında 10 Ekim 2016’da imzalanan anlaşma metni

Ortaya Çıkan Tablo

Özellikle kuzey Hama’da rejime karşı önemli ilerlemeler sağlayan muhalif grupların başında gelen Cund el-Aksa ile Suriyeli muhalif gruplar içerisindeki en güçlü yapılardan Ahrar el-Şam arasında yaşanan çatışmalar, bir kaç gün sürmesine karşılık rejimin kuzey Hama’da bazı bölgelerde ilerlemesine neden oldu. Bu tablo her iki grubun destekçileri arasında da rahatsızlığa neden olurken, muhalifler arasındaki bir iç çatışmayla rejime hizmet ettikleri suçlamalarına maruz kaldılar.

Özellikle muhaliflerin topyekûn Cund el-Aksa’ya karşı 2014 Ocak ayında IŞİD’e karşı benzer bir biçimde harekete geçtikleri bir anda, ŞFC’nin Cund el-Aksa’nın kendilerine katıldığını duyurması, oldukça ilginç bir gelişme oldu. Son derece riskli bu hamle üzerine özellikle ŞFC’ye karşı çok sayıda muhalif isim, ŞFC’ye karşıda seferberlik çağrısı yaptı. Buna karşın sahada gerçekleştirilen müzakereler ve görüşmeler sonucu, çatışmalar yayılmadan sona erdi.

Cund el-Aksa’nın içerisinde yer alan IŞİD’e sempati duyan bazı isimlerin bölgede muhaliflere yönelik bir takım suikast ve intihar saldırılarında yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, örgütün ŞFC’ye katılmasıyla bu kişilerin gruptan temizleneceği düşünülüyor. Bunun yanında Cund el-Aksa’nın ŞFC’ye katılmasıyla ŞFC’nin askeri kapasitesinin, hem adam sayısı, hem de operasyonel kabiliyet anlamında artacağı tahmin ediliyor.

Kuzey Hama’da oldukça başarılı operasyonlar yürüten Cund el-Aksa’nın, yaklaşık 3 bin civarında savaşçısı olduğu tahmin ediliyor. Bu katılımla birlikte ŞFC’nin aynı anda Hama ve Halep’e yönelik operasyon yapma kabiliyeti geliştirebileceği ön görülebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir