Rus Müdahalesinin 1 Yılı

Analiz-Haber / Suriye Gündemi

Rusya, Suriye’de, soğuk savaştan beri Tartus’ta bulundurduğu deniz üssüyle ülkede söz sahibi ülkelerden biri olarak biliniyor. Suriye’de 2011 yılından bu yana devam etmekte olan iç savaş, 2015 Eylül ayının sonunda Rusya’nın resmi olarak Esed rejiminin yanında savaşa girdiğini ilan etmesiyle yeni bir safhaya girdi. Rejimin 2015 yılı bahar aylarından başlayarak İdlib’teki bütün varlığını –Keferya-Fua hariç- kaybetmesi ve muhaliflerin el-Gab Ovası’na ulaşarak Lazkiye’yi tehdit etmeye başlaması, rejim unsurları arasında büyük bir paniğe neden oldu. Aynı dönemde Hama’ya yönelmeye başlayan Fetih Ordusu’nun şehri hedef alacağı yönündeki iddialar üzerine Esed rejimi Rusya ve İran’dan müdahale talebinde bulundu.

İran’a bağlı Kudüs Güçleri’nin başındaki Kasım Süleymani’nin 2015 Ağustos ayında Moskova’da gerçekleştirdiği bir dizi ziyarette, Esed rejimine yardım etmek amacıyla bir plan üzerinde anlaşıldı. Buna göre Rusya havadan, İran ise karadan müdahale ederek rejimin çöküşünü önleyecekti. Bu plan dahilinde Rusya Lazkiye’deki Hmeymim hava üssünü genişleterek savaş jetleri konuşlandırmaya başladı. Aynı dönemde İran başta yabancı Şii milisler olmak üzere çok sayıda Devrim Muhafızı’nı özellikle Halep cephesine yolladı.

23

Hmeymim Üssü’ndeki Rus askerler

Rusya 30 Eylül 2015’te Suriye’de resmi olarak saldırılara başladığını duyurdu. Rusya’nın saldırılara bundan biraz daha önce başladığı ve daha öncesinde ise, savaş boyunca Esed rejimine lojistik ve silah desteğinde bulunduğu biliniyor. 30 Eylül 2015’te başlayan yoğun Rus hava bombardımanı, Suriye’de dramatik gelişmeleri de beraberinde getirdi.

Müdahalenin İlk Safhası

Rusya’nın yaklaşık 4 bin asker konuşlandırıp, çok sayıda savaş jeti ve helikopterle muhaliflere karşı Hama’nın kuzeyi ve Humus’un kuzeyinde saldırı dalgaları başlattığı görüldü. Su 30SM ve Su 35S gibi savaş jetlerinin yanı sıra, Su-24M2 ve Su-34 taktik bombardıman uçakları, Tu-22M3, Tu 95MSM ve Tu-160 stratejik bombardıman uçakları saldırıya eşlik etti. Rus hava saldırılarına karada rejimin taarruzu eşlik etti ve Hama’nın kuzeyinden İdlib’in güneyine doğru ilerlemeye başlandı. Aynı dönemde muhalifler bu bölgede çok sayıda TOW füzesi kullanarak rejim ilerleyişini durdurdu ve rejime ait çok sayıda tank imha edildi. Muhalifler Ekim sonuna gelindiğinde rejim ilerleyişine tersine çevirip Hama’nın kuzeyindeki Morek’i de rejim güçlerinden ele geçirdi. Bunun ardından kuzey Hama’daki hatta yönelik Rus hava bombardımanı ve rejim taarruzu duruldu ve başarısızlıkla sonuçlandı.

su-30sm-russian-mod-2

Rus Su 30SM savaş uçağı.

Aynı dönemde Lazkiye’nin kuzeyinde başlayan Rus hava saldırılarında bu kez karadan ilerlemeye çalışan rejim güçleri ve Şii milislere Rus uçaklarının yanı sıra, Mi-24P, Mi-28N tipi saldırı helikopterlerinin yanı sıra, Ka-52’ler devreye sokuldu. Rusya’nın Lazkiye’deki saldırıya karadan da katıldığı gözlemlendi ve burada Rus ordusuna bağlı birliklerin üçüncü nesil muharebe tankı olan T-90 tankı kullandığı rapor edildi. Daha önce Suriye’de bulunmayan bu tanklar, ayrıca Rusya tarafından Halep’te savaşan rejim güçleri ve Şii milislere verildi.

Right side front view medium shot at a Russian made Hind Mi-24 helicopter from the Army Test and Evaluation Center, Threat Support Activity, Las Vegas, Nevada, taxis back after providing simulated hostile threats to Search and Rescue operations, during Desert Rescue. Desert Rescue is a Joint Service Combat Search and Rescue (CSAR), exercise designed to fully integrate planning and execution of both immediate and dedicated missions.

Rus Mi-24 helikopteri.

Rusya’nın Lazkiye’deki hava saldırıları sırasında Türkiye sınırını ihlal ettiği gerekçesiyle Sukhoi-Su24 tipi bir helikopter, 25 Aralık 2015 tarihinde bir Türk F-16 savaş jeti tarafından düşürüldü. Aynı bölgede Mi-8AMTsh tipi bir diğer Rus helikopteri muhaliflerce TOW füzesiyle vuruldu. Türkiye’yle Rusya arasında büyük bir gerilime neden olan bu gelişme, sonrasında bölgedeki saldırılarına yeniden başlayan Rus hava bombardımanlarıyla birlikte rejim ilerleyişi sürdü.

Yalnızca muhaliflerin kontrolündeki Selma ve Rabia’nın alınması için Rus ve rejime ait uçaklar 12-25 Ocak 2016 tarihleri arasında 522 hava saldırısı düzenledi. Rus hava desteğiyle 15 Ekim 2015’te başlayan taarruz, 2016 Mart ayında Kinsibbe’ye varılmasıyla sona erdi. Muhaliflerin Lazkiye’deki kontrol altında bulunduğu bölgelerin yarısından fazlasını ele geçiren Rus destekli rejim güçleri, her ne kadar kısmi bir başarı elde etse de, ele geçirmeyi hedefledikleri Cisr eş-Şuğur’a yanaşamadıkları gibi, muhaliflerin Lazkiye’deki varlığını tam olarak sonlandıramadı.

Rusya’nın desteğiyle rejimin muhaliflere karşı ilerleme kaydettiği yerlerden birisi de, güney Suriye’deki Deraa’ya bağlı Şeyh Miskin oldu. Yoğun Rus hava desteğiyle bölgeye saldıran rejim güçleri, 2016 Ocak ayında, yaklaşık 1 aylık bir saldırının ardından şehri ele geçirdi.

Bu gelişmeler bir yana, Rus hava destekli en önemli rejim ilerleyişi, kuşkusuz Halep cephesinde görüldü.

Halep Cephesi

Rus hava saldırıları ve İran’ın karadan müdahalesiyle rejimin en önemli kazanımları elde ettiği hat, kuşkusuz Halep bölgesi oldu. Bir kaç aşamada gerçekleşen bu ilerlemenin birinci kısmı güney Halep’te muhalifleri hedef alan taarruz oldu. Muhalifler için sürpriz olan bu taarruzla rejime bağlı güçler ve İran’a bağlı Şii milisler, Rus hava desteğiyle 2 aydan az bir sürede el-Hadir ve Tel-İys’e kadar ulaştı ve muhaliflerin kontrolündeki M-5 karayolunu tehdit etmeye başladı.

34

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Süleymani, Rusya’nın müdahalesi sonrası ilerleme sağladıkları güney Halep’te savaşçılara hitap ediyor.

Bu saldırıyla paralel bir biçimde Halep’in doğusunda IŞİD’e karşı taarruza geçen rejim güçleri, yaklaşık 2 ayda 10 Kasım 2016 itibariyle, Kuveyris’teki kuşatmayı kırdı ve IŞİD kontrolündeki el-Bab şehrine 10 km kadar yaklaştı.

Halep’teki savaşın seyrini değiştirecek en önemli gelişmeyse, yine Rusya’nın yoğun hava desteğiyle karadan ilerleyen Şii milislerin, 2016 Şubat’ında, 2 haftalık bir taarruzun ardından Halep-Azez bağlantısını kesmesiyle gerçekleşti. Afrin’e bitişik Şii Nubl ve Zehra köylerine ulaşan rejim güçleri ve Şii milisler, Azez koridorundaki muhalifleri izole etmeyi başardı.

Bu ilerlemelerle rejimin elinin güçlendirilmesinin ardından, Genevre’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında 27 Şubat’ta bir ateşkes ilan edildiği duyuruldu. Rusya’nın sürpriz çekilme kararıyla, bu gelişmenin ardından geldi.

Rusya’dan Çekilme Kararı

14 Mart 2016’ta Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin, yaptığı açıklamada Rusya’nın Suriye’deki misyonunun başarıyla tamamlandığını duyurdu ve ülkedeki güçlerin çekileceğini duyurdu. Tartus ve Hmeymim’deki üslerde rutin varlığını koruyacağını belirten Rusya, ülkedeki askeri operasyonlarını durduracağını ilan etti. Buna karşın ilk aşamada belli oranda azalsa da, Rus bombardımanı hiç durmaksızın devam etti.

Açıklamaya rağmen Rusya Mart ortasından itibaren Tedmur’daki IŞİD varlığına karşın hava saldırıların yanı sıra, bizzat karadan saldırıya katıldı. 27 Mart’ta tarihi Palmira antik kentinin yer aldığı Tedmur’un IŞİD’den alındığı duyurulmasına karşın, bölgedeki çatışmalar durmaksızın devam etti. Rusya bu bölgede savaş jeti ve helikopterinin yanı sıra, asker de kaybetti.

Rus Hava Saldırıları ve Halep’in Kuşatılması

Azez’le bağlantının 2016 Şubat’ında kesilmesiyle rejim güçlerinin yanı sıra İran liderliğindeki Şii milisler, Halep şehrini kuşatmaya yönelik yeni bir taarruz dalgası başlattı. Kastello yolu çevresi ve Mellah çiftlikleri etrafında yoğunlaşan saldırılara Rusya havadan destek verdi. Bölgeyi çok yoğun bir biçimde bombalan Rus uçakları, rejim güçleri ve Şii milislerin aylar süren saldırıların ardından Temmuz sonunda Kastello yolunu kapatmasıyla şehrin doğusunda kalan muhalif bölgeyi kuşatma altına aldı. Fetih Ordusu şehrin güneyindeki Ramuse yönünden yeni bir hat açarak bu kuşatmayı 1 hafta içerisinde kırmasın ardından, bu bölgeye yönelik 1 ay süren yeni bir saldırı başlatıldı.

Rusya’nın çok yoğun hava desteği sağladığı bu saldırılar sonucu rejim güçleri ve Şii milisler, yaklaşık bir ay süren saldırıların ardından güneyden açılan koridoru tekrar kapattı ve topçu okulunu alarak tekrar şehri kuşattı. Bu gelişmeden kısa bir süre sonra ilan edilen 1 haftalık ateşkes süreci başarısızlıkla sonuçlandı ve şehre yardım girişine izin verilmedi.

ABD-Rus ateşkes anlaşmasının sonuçsuz kalmasıyla Rusya kuşatma altına alınan Halep olmak üzere kuzey Suriye’de hava saldırılarını daha da artırdı. Sığınak delici bombaların yanı sıra fosfor, vakum, salkım bombalarının ve termobarik bombaların da Rusya tarafından sıklıkla kullanılmaya başlandığı rapor edildi.

1 Yılda Değişen

Rus müdahalesi 2015’te aldığı bir dizi yenilgiyle Suriye’de çökmekte olan Esed rejiminin yeniden canlandırılması için Rusya ve İran tarafından hayata geçirildi. Saldırıyla birlikte Esed rejimi mevzi kazanımlar elde etse de, bazı bölgelerde gerilemeye devam etti. Halep’teki ilerlemeler bir tarafa bırakılırsa, Rus müdahalesi şaşırtıcı bir biçimde etkisiz kaldı. Daha çok sivil nüfusa yönelik yoğun bombardımanlarla ön plana çıkan ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelere elde bulunan her şeyi boca etme şeklinde özetlenebilecek Rus saldırı stratejisi, Rusya’nın askeri kabiliyetlerini sorgulanır bir hale getirdi.

Rus müdahalesiyle rejim güçleri Halep’te önemli kazanımlar elde ederek şehri kuşattı. Buna karşın güney Halep’te Fetih Ordusu rejim kazanımlarının bir kısmını geri çevirdi. Lazkiye’deki ilerleyiş muhalifleri bütünüyle Lazkiye’den çıkaramadı. Hama’da ise muhalifler ilerlemeye başlayarak şehre yaklaştı. Buna karşın Şam çevresinde kuşatma altında bulunan bölgelerde Rus saldırılarıyla rejim kısmi ilerlemeler sağladı. IŞİD’e karşı ise Kuveyris kuşatmasının kırılması ve Tedmur’un geri alınması hariç dikkate değer bir ilerleme sağlanamadı.

32

Rus bomba uzmanları, ele geçirilen Tedmur şehrinde bulunan antik kentte tuzaklanan bombaları imha ediyor

Başta ABD olmak üzere uluslararası güçlerin Putin liderliğindeki agresif Rusya’ya karşı, İkinci Dünya Savaşı öncesi Hitler’e karşı yürütülen “yatıştırma” politikasını hatırlatır bir biçimde güdülen diplomatik yaklaşım, Rusya’nın Suriye’de her geçen gün şiddetin dozunu artırarak insani bir trajediye yol açmasına neden oldu. Askeri anlamda etkinliği sınırlı kalan Rus askeri stratejisi, bütünüyle sivil alt yapılar olan hastane, okul, cami, pazar yerleri vb. hedef alarak çok sayıda savaş suçuna imza attı. Yasaklı çok sayıda silah ve bombayı bizzat sivil nüfus üzerinde kullanan Rus Ordusu, diplomatik sınırları iyice zorlayarak şimdiye kadar kendisine karşı sessiz kalan ABD ve batılı ülkelerin bile tepkisine yol açmaya başladı.

son3

GIF olarak oynatmak için tıklayınız.

1 yılı aşan Rusya’nın Suriye müdahalesi, askeri bir başarıdan çok, yol açtığı insani trajedi ve imza attığı savaş suçlarıyla şimdiden tarihe geçti. Hava gücü, karadan karaya, denizden karaya balistik füzeleri, yıkıcı askeri teknolojisine karşın 1 yıl boyunca Suriyeli muhaliflere karşı anlamlı bir ilerleme kaydedemeyen Rusya, her ne kadar bir güç gösterisine dönüştürdüğü Suriye müdahalesinde uluslararası ve bölgesel güçlere göz dağı vermek istese de, bir anlamda kendi sınırlarını ve yetersizliklerini ortaya koymuş oldu. Daha önce Afganistan, Çeçenistan gibi operasyonlarda benzer “yok etme” stratejisini Suriye’ye de uygulayan Rusya, gün geçtikçe daha fazla batağa saplanma görüntüsü çizmeye devam ediyor. Uluslararası yaptırımlar ve ekonomik daralma ve petrol fiyatlarındaki düşüş, kapasitesini zaten zorlayan Rusya’yı uzun vadede oldukça yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya bırakabilme potansiyeline sahip. Öyle bir durumda tablo karşısında yalnızca Suriye’deki varlığını korumak değil, kendi iç bütünlüğünü sağlamasının da zor olacağı tahmin ediliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir