Halep: Yeni Dresden mi?

firat1
34. Gününde ‘Fırat Kalkanı’ [Harita]
Eylül 26, 2016
442
Saha Raporu [21-27 Eylül 2016]
Eylül 28, 2016
Hepsini Göster
haleb

Analiz-Haber / Suriye Gündemi

2. Dünya Savaşı’nın ardından ilk kez Suriye kriziyle birlikte ortaya çıkan devasa insani kriz ve trajedi 5 yıldır devam ederken, hali hazırda en az 500 bin kişi savaş boyunca yaşamını yitirirdi, milyonlarca kişi ülke içi ve dışında mülteci konumuna düştü. Savaşın şiddeti zaman içerisinde azalmak yerine daha da artarken, özellikle Rusya’nın müdahalesiyle birlikte Suriye’de yaşanan savaş -özellikle siviller için- çok daha büyük bir bilançoya dönüşmeye başladı.

ABD ve Rusya arasında imzalanan 1 haftalık ateşkes anlaşması 12 Eylül’de başlarken, 19 Eylül’de başarısızlıkla sonuçlandı ve Rusya Esed rejimiyle birlikte Halep’e yönelik yoğun bir bombardıman kampanyasına başladı. Yalnızca ateşkes sonrası 5 günde Rus ve Esed rejimi tarafından kuşatma altındaki muhaliflerin kontrolündeki bölgeye düzenlenen hava ve kara bombardımanında bazı kaynaklara göre 443 sivil yaşamını yitirdi.

Sığınak delici bombalar, taktik nükleer bomba ölçeğindeki termobarik bombaların kullanıldığı öne sürülen hava ve kara saldırılarında, kuşatma altındaki Halep’te devasa bir yıkım yaşandı. ABD, İngiltere ve Fransa’nın bile ilk kez Rusya’ya karşı tepkisine neden olan saldırılar, 2. Dünya Savaşı sonundaki Dresden bombardımanını akıllara getirdi.

Dresden Bombardımanı

2. Dünya Savaşı’nın son aylarına girilirken Nazi Alman Ordusu Wehrmacht 1945 Ocak ayında son taarruzunu Belçika, Fransa ve Lüksemburg yönüne doğru gerçekleştirerek başarısız olmuş ve savunma hatları çökmüş bir halde ilerleyen Müttefik Kuvvetlere karşı direnmeye çalışıyordu. Batıdan ABD, Kanada, İngiltere ve Fransa gibi güçlerin ilerleyişinin yanı sıra, doğuda Sovyet güçleri Berlin’e 50 km kadar yaklaşmıştı. Bu dönemde Müttefik Kuvvetler Alman güçlerinin önemli endüstriyel merkezlerinden biri olan ve savaş boyunca çok az zarar gören Saksonya Eyaleti’nin başkenti tarihi Dresden şehrine yönelik yeni bir saldırı planladı. Saldırıyla Almanya’nın direncinin kırılması hedefleniyordu.

13 Şubat 1945 tarihinde İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait 1,000’den fazla ağır bombardıman uçağı ve 784 avcı uçağının katıldığı yeni bir hava saldırısı dalgası Dresden şehrini hedef aldı. Akşam saatlerinde başlayan bombardıman 15 Şubat günü öğlen saatlerine kadar sürdü. Yaklaşık 2 gün boyunca belli aralıklarla dalgalar halinde devam eden bombardıman boyunca İngiliz ve ABD uçakları Dresden şehir merkezindeki 6,5 kilometre karelik bir alana 4 bin tona yakın bomba bıraktı. Bombardıman sonrası günlerce şehirde yangınlar sürdü. Şehir merkezinin %90’ı yok olurken, 25 bin civarında sivil yaşamını yitirdi. Şehir bu dönemde doğuda ilerleyen Sovyet güçlerinden kaçan 100 ila 200 binlik bir mülteci nüfusu barındırıyordu. Bazı iddialara göre bombardımanda ölenlerin sayısı 100 binin üzerindeydi ve bu rakamlar olası bir tepkiye karşı daha az gösterilmişti.

1945 Şubat ayındaki bombardımanın ardından Dresden Şehri

1945 Şubat ayındaki bombardımanın ardından Dresden Şehri

İngiliz ve Amerikan güçlerinin kullandığı bombalarda aşırı yanıcı maddeler ve patlayıcı içerikler olduğu tespit edildi. 2. Dünya Savaşı boyunca Müttefik güçlere karşı yöneltilen en büyük eleştiri, Hiroşima ve Nagazaki’nin ardından Dresden bombardımanıyla ilgili oldu. Eleştirilerin ana noktasını sivil hedeflerin vurulması oluşturuyordu. Her ne kadar Nazi rejimi için önemli bir endüstriyel merkez olsa da, İngiliz ve Amerikan hava kuvvetlerinin bu saldırıda bilinçli olarak sivil nüfusun yaşadığı şehir merkezini hedef alması, bu şekilde Almanların direnişini kırmaya yönelik bir hamle olarak yorumlandı. Bazı yorumlardaysa bu bombardımanla, zaten çökmekte olan Nazi rejimine destek verdikleri için Alman halkına yönelik bir cezalandırma amacı güdüldüğü öne sürüldü. Bu tartışmalar 2. Dünya Savaşı’nın bitiminin ardından uzun süre devam etti.

Halep Bombardımanı

Muhaliflerin kontrolüne geçmesinin ardından rejim tarafından en fazla hava bombardımanına maruz kalan yerlerin başında gelen Halep merkezi, çok sayıda hava ve kara bombardımanına şahit oldu. Suriye Adalet Enstitüsü’nün (SIJ) sağladığı verilere göre yalnızca 2016 Ağustos ayında Halep’teki muhalif kontrolündeki bölgelere 908 varil bombası atılırken, 2003 hava bombardımanı, 251 salkım bombası, 23 fosfor bombası ve 2 kimyasal içerik barındıran varil bombası atıldı. Bütün bu saldırılarda 463’ü sivil 500 kişi yaşamını yitirdi.

Aynı Halep’te, ABD ve Rusya’nın ilan ettiği ateşkesin sona erdiğinin ilan edilmesinin ardından 5 gün içerisinde ise Rus ve Esed rejiminin hava ve kara bombardımanında çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 443 kişi yaşamını yitirdi. Yaklaşık 1 aydır kuşatma altında bulunan Halep’te hastaneler, kapasiteleri yetersiz kaldığı için yaralıları tedavi edemezken, çok sayıda kişi ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği sebebiyle hayatını kaybetti. İnsani bir trajediye dönüşen kuşatma altındaki Halep’te yaşanan büyük yıkım, uluslararası güçler tarafından da kınandı.

Suriye Adalet Enstitüsü (Syrian Institute for Justice)’nün hazırladığı Ağustos ayı Halep verileri

Suriye Adalet Enstitüsü (Syrian Institute for Justice)’nün hazırladığı Ağustos ayı Halep verileri

Rusya’nın son günlerde fosfor, salkım ve termobarik bombardımanını artırdığı rapor edilirken, özellikle son haftalarda Halep şehir merkezine yönelik sığınak delici bombalar kullandığı ve bu saldırılar sonucu sivil kayıpların daha da arttığı öne sürüldü. Yıkımın korkunç boyutlarda olduğu muhaliflerin kontrolündeki Halep şehir merkezinin doğu kısmında 300 ila 400 bin sivilin yaşadığı tahmin ediliyor. Esed rejimi ve İran liderliğindeki Şii milisler tarafından kuşatma altında bulunan Halep’e son günlerde Rusya’nın da asker kaydırdığı bildiriliyor. Şehri yoğun bir biçimden havadan karaya ve karadan karaya füzelerle bombardımana tabi tutan Esed rejimi ve Rusya’nın, nükleer taktik bomba düzeyindeki termobarik bombaları da Halep’in sivil yerleşim bölgelerine attığı öne sürülüyor.

Halep'e bağlı Kefer Hamra'ya yönelik sığınak delici kullanıldığı iddia edilen Rus bombardımanından bir görüntü

Halep’e bağlı Kefer Hamra’ya yönelik sığınak delici kullanıldığı iddia edilen Rus bombardımanından bir görüntü

Rusya’nın amacı

Obama liderliğindeki ABD yönetiminin, Putin liderliğindeki Rusya’nın hamlelerine karşı “yatıştırma politikası” takip ettiği bir dönemde, özellikle Suriye’de elini yükseltmek için muhalif bölgelere karşı son derece yıkıcı bir savaşa giren Rusya, Halep’teki muhalif varlığını yok ederek bütün muhalifleri teslim almayı hedefliyor. 2. Dünya Savaşı’ndaki Dresden bombardımanını hatırlatır düzeyde ağır bir bombardımana maruz kalan şehirde, on binlerce sivilin ölümünü göze alarak sürdürülen “scorched earth”(yakıp yıkma saldırısı) harekatı, uluslararası toplumun etkisiz politikaları nedeniyle gün geçtikçe şiddetini artırarak devam ediyor.

Halep’i özellikle hedef alan Rusya, dar bir alanda soft target(yumuşak hedef) olarak değerlendirilebilecek özellikle sivillere yönelik saldırılarla muhalifleri yıldırmayı hedefliyor. Halep’in bütünüyle ele geçirilmesi halinde muhalifleri bütünüyle oyun dışına itmeyi hedefleyen Rusya ve Esed rejimi, hali hazırda diplomatik bir çözüme mesafeli duruyor. Daha önce de yapılan barış görüşmeleri ve ateşkes anlaşmalarında isteksiz davrandığı gözlemlenen Rusya, ABD başta olmak üzere uluslararası toplumun etkisiz yaklaşımı sebebiyle Suriye’de oldukça cüretkar hamleler sergiliyor. Çok sayıda savaş suçuna imza attığı artık uluslararası toplum tarafından yetkili isimlerce dile getirilen Rusya’nın, Suriye’de herhangi bir biçimde diplomatik bir çözüme yanaşmayacağı anlaşılıyor.

Muhaliflerin Hama’da mevzi ilerlemeler kaydettiği ve birleşme amacıyla bir araya gelmeye çalıştığı bir dönemde, Rusya ve Esed’in şiddeti oldukça yüksek saldırılarına karşı yeni stratejiler geliştirmek zorunda oldukları anlaşılıyor. Özellikle uluslararası topluma yönelik güvenini bütünüyle yitiren muhalifler, Rusya ve rejimin saldırılarına karşı birleşik bir çatı altında mücadele etmenin yollarını arıyor. Halep’te ortaya çıkan en son trajediyse, muhalifleri yalnız kaldıkları bu savaşta birleşmeye daha fazla zorluyor. Bu bakımdan Halep merkezli Nureddin Zengi grubunun Fetih Ordusu’na katılması, muhaliflerin bu yönlü bir yaklaşımı benimseye başladığı izlenimi oluşturuyor.

Halep’teki ağır bombardıman, önümüzdeki günlerde gerek Suriye içerisinde, gerekse Suriye dışındaki uluslararası toplum üzerinde önemli etkilere neden olabilecek bir potansiyele sahip. Buna rağmen 5 yılı aşkın bir süredir devam eden bu trajediye karşı sergilenen kayıtsız tavır,  ümitvar olmak için iyimser bir yaklaşıma temkinli yaklaşılması gerektiğini de hatılatıyor.

Kaynak:

https://twitter.com/SyrianInstitute/status/771305308262047746 via @SyrianInstitute

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir