Rejimin Şeyh Miskin Saldırısı

Analiz Haber / Suriye Gündemi

Suriye’de savaşın uzun süredir ülkenin kuzeyinde hareketli bir seyir izlediği dönemde, bir süredir hatların çok fazla değişmediği güney cephesinde yeniden bir hareketlilik gözlemleniyor. Yaklaşık bir yıl önce Suriyeli muhaliflerin Esed rejimine bağlı güçleri Şeyh Miskin’den çıkarması üzerine bölgeden zaman zaman çatışma ve hava saldırıları haberleri gelmiş olsa da, henüz mevcut durumu değiştirecek güçlü bir hamle ortaya konulmuş değil. Buna karşın son günlerde güney cephesinde özellikle Şeyh Miskin bölgesi savaşın sıcak noktalarından biri olarak ön plana çıkıyor. Rus hava güçlerinin destek verdiği bir hamleyle Esed rejimine bağlı güçler Şeyh Miskin’de kontrolü ele geçirmek için taarruza geçmiş durumda.

Muhalefetin bir sene önce ele geçirdiği Şeyh Miskin stratejik bir öneme sahip olup, Deraa eyaletinin Neva, Senameyn ve Deraa şehir merkezinden sonra dördüncü büyük yerleşim bölgesi olmasıyla biliniyor. Aynı zamanda şehir Şam, Kuneytra ve Süveyda’ya giden otoyolların kavşağı konumunda. Bu nedenle Şeyh Miskin Deraa eyaleti için kilit bir konuma sahip.

şehmiskin

Yakından incelemek için tıklayınız.

Rejimin Hamlesi

Esed rejimi Suriye’nin kuzeyindeki Rus destekli taarruzların ardından güneyde ilk defa uzun bir aranın ardından taarruza geçerek Şeyh Miskin’i ele geçirme hamlesi başlattı. Bir süredir yalnızca hava bombardımanları ve yer yer bazı çatışmaların yaşandığı Şeyh Miskin’i, Esed rejimine bağlı askerler yeni bir taarruzla ele geçirme girişimi başlattı. Kasım ayının ikinci yarısından itibaren bölgede hareketliliğe başlayan rejime bağlı güçler, ilk olarak şehrin kuzeyinde ve hemen yanında bulunan 82. Tugay civarında ilerlemeye başladı.

En son saldırı dalgası 26 Aralık Cumartesi günü rejimin ve Şii milislerin tanklarla destekli yüzlerce askerinin Şeyh Miskin’in kuzey doğusunda yığınak yapmasıyla başladı. Burada bulunan İzra kasabası rejim güçlerinin yeni taarruzu için toplanma yeri oldu.

Bunu takip eden sonraki iki gün boyunca yoğunlaşan Rus hava saldırıları, 28 Aralık’ta günde 50 saldırıyı bularak zirveye ulaştı. Hava saldırılarının ardından rejime bağlı güçler karada ilerleyip şehre doğru kuzeyden ve doğudan giriş yaparak Şeyh Miskin’in bazı doğu semtleri ve askeri lojmanlar gibi belli başlı noktalarında kontrolü ele geçirdi. 30 Aralık Çarşamba günü Esed rejimine yakın kaynaklar Şeyh Miskin’in büyük bir kısmının rejimin kontrolünde olduğunu iddia etti. Buna karşın muhalifler söz konusu iddiaları yalanlayarak, bu bölgelerde çatışmaların hala devam ettiğini öne sürdü.

Muhaliflerin Karşı Hamlesi

Rejimin Şeyh Miskin’e yönelik taarruzunun ardından muhalefet birlik çağrısı yaparak bölgedeki grupları bu saldırıyı püskürtmeye çağırdı. Güney Suriye’de etkin olan Musenna Hareketi, Mucahidi Huran, Huran Topçu Fırkası, Nusra Cephesi ve ÖSO’nun Güey Cephesi’ne bağlı diğer gruplar rejime karşı saldırıya geçti. 28 Aralık’ta çatışmaların oldukça yoğun olduğu ve rejim yanlısı askerler ve Şii milis güçlerin, muhaliflerin karşısında ağır kayıplar verdiği öne sürüldü. Rejim kontrolünde bulunan İzra ve Senameyn’deki hastanelere ise çok sayıda ölü ve yaralı asker ve milis getirildi.

30 Aralık’ta çatışmalar giderek rejim ve muhalifler arasında bir sokak çatışmasına dönüşerek, rejimin ilk taarruzda ele geçirdiği şehrin kuzey doğusundaki semtlerde yoğunlaştı. Şehrin bu kısmı yaşanan çatışma ve hava bombardımanı neticesinde büyük bir yıkma uğradı.

1x

Muhaliflerin imha ettiği bir rejim tankı

Deraa’nın diğer bölgelerinden gelen destek muhalefetin pozisyonunu tekrar güçlendirmiş ve rejimin ilk andaki ilerleyişi belli ölçüde durdurulabildi. Rejimse muhalefetin başka bölgelerden şehre sevkiyat yapmasını önlemek için belli noktalarda dikkat dağıtıcı ufak çaplı saldırılar gerçekleştirdi. Öte yandan muhalif kaynaklara göre rejim tarafından gerçekleştirilen taarruzun komutanı olan Beşinci Fırka mensubu Binbaşı Hassan al-Ali çatışmalarda muhaliflerce öldürüldü.

31 Aralık günüyse muhalifler Şeyh Miskin’in büyük bir bölümünü tekrar ele geçirdiklerini iddia ederek bir kısım rejim askerini 82. Tugay Üssü içerisinde kuşatmaya aldığını bildirdi. Buna karşın söz konusu iddia doğrulanmadı.

31 Aralıktan bu yana rejime yakın kaynaklar şehirde rejime bağlı güçlerin tekrar ilerleme sağladığını ileri sürse de, henüz şehirde çatışmalar ve hava saldırıları durmuş değil. Son günlerde ise rejimin ele geçirdiği şehre hakim yüksek pozisyonlardan topçu atışlarıyla saldırılar düzenlediği rapor ediliyor.

1

Russian Today muhabiri Murad Gazdiev cephe hattında

Güney’deki Son Durum

Suriye’de yaşanan iç savaşın güney cephesinde oldukça önemli bir pozisyona sahip Şeyh Miskin’deki durum bu bölgedeki gelişmeleri ciddi anlamda etkileyecek bir potansiyele sahip. Özellikle güneyde Nasib sınır kapısı ve Busr eş-Şam’a kadar uzanan bölgenin muhalifler tarafından 2015 Mart ve Nisan aylarında ele geçirilmesinin ardından oldukça zor durumda kalan rejim güçleri, kuzeyde İdlib’de muhaliflerin eş zamanlı taarruzları karşısında son derece kritik bir durumla karşı karşıya kaldı. Deraa şehir merkezinden kuzeyde İzra ve Sanameyn’e uzanan ince bir hatta sıkışan rejim güçleri, muhaliflerin ilerleyişi ile Deraa bölgesini kaybetme riski yaşadı.

52. Tugay’ın ele geçirilmesinden kısa bir süre sonra Güney Cephesi tarafından ilan edilen Kuneytra’yı özgürleştirme operasyonu ve Deraa’yı özgürleştirme operasyonu ise başarısızlıkla sonuçlandı. O dönemden bu yana Deraa ve çevresinde muhalifler tarafından hala ciddi bir taarruz gerçekleştirilebilmiş değil.

Bölgede muhalifler arasında yaşanan bölünmüşlüğün söz konusu durgunluğu ve mevzi gerilemeleri pekiştirdiği düşünülüyor. Özellikle Nusra Cephesi ve ÖSO’ya bağlı Güney Cephesi arasında yaşanan gerginlik muhalifler arasında gerilime yol açıyor. Nusra sık sık Güney Cephesi’ni Ürdün’ün kontrolü altında olmakla suçluyor ve Deraa ve Kuneytra’daki durgunluğu Güney Cephesi’nin Ürdün tarafından engellemesine bağlıyor. Hali hazırda ÖSO’ya bağlı Güney Cephesi ABD tarafından Ürdün’de oluşturulan MOC(Military Operations Center – Askeri Operasyonlar Merkezi)’la birlikte hareket ediyor. Benzer eleştiriler güneyde bulunan başka İslami gruplar ve hatta ÖSO mensupları tarafından da dillendiriliyor. Güney Cephesi ise Nusra Cephesi’ni El Kaide bağlantısı ve terör faaliyetleri sebebiyle eleştiriyor ve Suriye’nin geleceği için ortak bir vizyonu paylaşmadıklarını ifade ediyor.

Yine Suriye’nin güneyinde yaşanan durgunluğun bir diğer sebebi ise, IŞİD’e gizlice biat ettiği öne sürülen Yermuk Şehitleri Tugayı ve Nusra Cephesi arasında yaşanan çatışmalar. Daha önce yaşanan bir takım gerginliklerin ardından 2015 Nisan ve Mayıs aylarından iki taraf arasında açık bir savaşa dönüşen çatışmalar sırasında iki gruptan pek çok kişi hayatını kaybetti. İsrail ve Ürdün sınırındaki yaklaşık 10 köyde hakimiyet kuran Yermuk Şehitleri Tugayı’na karşı bölgede Nusra Cephesi ve Ahrar’uş Şam’ın başını çektiği ve güneyde oluşturulan Fetih Ordusu’ndan başka aktif olarak savaşan grup bulunmuyor.

Bütün bu yaşananlara karşın Deraa, Kuneytra gibi bölgelerde Nusra Cephesi ve ÖSO’ya bağlı Güney Cephesi yer yer rejime karşı işbirliği yapmaya devam ediyor. En son yaşanan rejimin Şeyh Miskin taarruzuna karşı iki taraf da seferber olarak karşı koymaya çalışıyor.

Rejim tarafındaysa yaşanan büyük insan kaybının ardından son dönemde yabancı Şii milislerin sayısı artış gösteriyor ve Suriye’nin güneyindeki Şeyh Miskin taarruzunda bu durum açıkça görülebiliyor. Havadan Rusya’nın destek verdiği taarruza karada yabancı Şii milislerin katılımı ve Hizbullah’ın desteği şehirde yaşanan çatışmalara dair rejime yakın sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlara da yansıyor. Buna karşın güney cephesi rejimin diğer bölgelere göre daha yoğun olarak Suriyeli konuşlandırmaya devam ettiği bir cephe olarak ön plana çıkıyor.

Olası Senaryolar

Sık sık güçlü organizasyonu ve büyük imkan ve savaşçı sayısına sahip olduğu öne sürülen Deraa ve civarındaki muhalif grupların uzun süredir rejime karşı ilerleyememiş olması merak uyandırıyor. Rejimin kuzeyde Rus ve İran destekli gerçekleştirdiği taarruzların ardından güneyde de belli ilerlemeler kaydetmek için taarruzlar gerçekleştirerek kazanımlarını maksimize etmeye çalıştığı anlaşılıyor. Güneydeki muhalifler arasındaki bölünmüşlük ve iç çatışmaların geçtiğimiz yıl bu bölgede oldukça zor anlar yaşayan Esed rejimi için büyük bir fırsat doğurduğu aşikar.

Bütün avantajlara karşın rejimin yoğun olarak hissettiği insan faktörü bölgedeki kazanımları tehlikeye düşürmekte. Esed rejiminin 5 yıl süren savaşın ardından yaşadığı askere elverişli insan sayısı kaybı çok uzun süreli ve geniş çaplı taarruzları imkansız kılıyor. Bu sebeple Rus desteği ve yabancı Şii milis takviyesi Esed rejimi için hayati bir öneme sahip.

Hali hazırda Şeyh Miskin’de yaşanan çatışmaların net bir sonuca ulaşamadığı ve her iki tarafta da ciddi kayıplara yol açtığı görülüyor. Rejimin Rus hava desteği ve Şii milis takviyesiyle hızlı bir biçimde şok bir taarruzla ele geçirmek istediği Şeyh Miskin’de kısa sürede net bir sonuç elde edememesi, bu taarruzun başarısız olmasına sebep oluyor. Muhaliflerinse yoğun taarruz karşısında şimdiye kadar koruyabildikleri hatları ne kadar tutabilecekleri şüpheli. Bütün bunlara rağmen rejim yanlıları tarafından gerçekleştirilen taarruzların ülkenin özellikle kuzeyinde yoğunlaşması sebebiyle güney cephesinde muhalif grupların bir nebze daha rahat olduğu öne sürülebilir. Mevcut kaynakları bakımından pek çok avantajı olan güneydeki muhaliflerin rejimin bölgedeki ilerleyişine çok fazla izin vermeyeceğini tahmin etmek mümkün. Buna karşın muhalifler arasındaki bölünmüşlük ve iç çatışmaların rejim için bu bölgede de kayıplarını tersine çevirebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir